1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

17.05.2011 - Alman basınından özetler

Bugünkü Alman gazetelerinin ağırlıklı konuları Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcısı'nın Libya lideri Muammer Kaddafi hakkında tutuklama kararı çıkarıltılması talebi.

default

Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcısı’nın Libya lideri Muammer Kaddafi ile oğlu hakkında, insanlığa karşı suç işledikleri gerekçesiyle tutuklama emri çıkartılmasını talep etmesi, gazetelerde geniş yer buluyor. Kölner Stadt-Anzeiger konuyu şöyle yorumluyor:

„Lahey'den yapılan açıklama, büyük olasılıkla kulislerde müzakere edilen, diktatörle yumuşak uzlaşma arayışını engellemeli. Hafta sonunda Trablusgarp rejimi BM elçisine ilk kez ateşkes teklifinde bulundu. İtalya Dışişleri Bakanı kısa bir süre sonra Kaddafi’nin kendisi ve ailesi için onurlu bir ayrılış arayışında olduğunu duyurdu. Bundan bir sonuç çıkmayacaktır, çünkü Uluslararası Ceza Mahkemesi heyeti önümüzdeki günlerde başsavcının yaptığı tutuklama talebini kabul edecektir. Nihayet özgür yaşamak isteyen halkından böylesine kanlı biçimde intikam alanlar, bir komşu ülkede şaşalı ihtiyarlık geçirermek üzere veda edememelidirler.”

New York’ta bir otel görevlisine tecevüz girişiminde bulunduğu iddiasıyla gözaltına alınan Uluslararası Para Fonu Başkanı Dominique Strauss-Kahn’ın kefaletle salıverilmesi talebi dün reddedildi. Süddeutsche Zeitung davayı Uluslarararası Para Fonu’nun geleceği açısından değerlendiriyor:

„Ulusal borç krizlerinin küresel mali krizlere dönüştüğü dünyamızın finans sistemi, Uluslararası Para Fonu olmaksızın işleyemez. İşte bu nedenle Para Fonu’nun başındaki iktidar boşluğu mümkün olduğunca hızlı biçimde aşılmalıdır. Strauss-Kahn vakitlice halefinin önünü açmak suretiyle buna katkı sağlamalı. Para Fonu üyeleri de yeni Uluslararası Para Fonu Başkanı’nın artık kökenine göre değil, sadece yeteneklerine ve kapasitesine bakılarak seçildiği bir süreç üzerinde uzlaşma sağlamalıdır. Mantık açısından, bu süreç Dünya Bankası için de geçerli olmalıdır. Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick’in halefinin mutlaka Amerikalı olması koşulu aranmamalıdır.“

Mannheimer Morgen konuyu şöyle yorumluyor:

„Strauss-Kahn hakkında açılacak bir dava sadece kurum olarak Uluslararası Para Fonu’na değil, dava süreci nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, saygınlığına, imajına da telafi edilemeyecek biçimde zarar verecektir. Fransa’da ise sonuç olarak Marine Le Pen gibi aşırı sağcı bir politikacı bu skandaldan faydalanarak Elysee Sara’yına yerleşebilir. Bu korkunç bir vizyondur. New York’taki lüks otelin müstahdemi Strauss-Kahn hakkında yaptığı şikayetle, gelişmelerin yönünü değiştirmiştir. Çok utanç verici bir durum. Bu nedenle Strauss-Kahn’a yönelik suçlamaların yanlış olduğu ispat edilmelidir. Dominique Strauss-Kahn bu polisiye senaryoda kendisini hangi tehlikelerin beklediğini biliyor. İşte bu nedenle ABD’nin en iyi avukatlarını tuttu. "

Rhein-Neckar-Zeitung ise aynı konuyla ilgili yorumunda şu satırlara yer veriyor:

„Dominique Strauss-Kahn hakkındaki dava uzayabilir. İfadeler tamamen zıt olduğundan, büyük olasılıkla bu olayda tam gerçeğin ortaya çıkarılması mümkün olmayacak. Politik süreç ise, ceza davasının tersine çok kısa ömürlü oldu. Uluslararası Para Fonu Başkanlığı ve olası Fransa Cumhurbaşkanlığı adaylığı derhal sona erdi.“


© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Topcu

Editör: Ahmet Günaltay

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız