1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

17.04.2012 - Alman basınından özetler

Alman gazetelerinden seçtiğimiz yorumlar, 77 kişinin ölümünden sorumlu aşırı sağcı Anders Behring Breivik davası hakkında. Bir yorum da Afganistan’da hafta sonunda düzenlenen Taliban saldırısıyla ilgili.

Bonn’da yayımlanan General-Anzeiger gazetesi, Breivik davasına ilişkin yorumunda, ‘Sanki yaptıkları yetmezmiş gibi, şimdi de mahkeme salonunu propagandasına alet etmeye çalışıyor’ diyor ve ekliyor:

“Yaptıkları yeterince kötü değilmiş gibi bir de mahkeme önünde kurbanları, yakınlarını ve tüm ülkeyi alaya almasına izin veriliyor. Buna tahammül etmek güç. Ama başka bir seçenek de yok. Breivik’in terör saldırısı özgür, hoşgörülü bir toplumun yaşam biçimine ve demokratik bir hukuk devleti sistemine karşı düzenlenmişti. Şimdi onun temel insan haklarının elinden alınması, devletin gözetmeye çalıştığı kendi prensiplerine ihanet etmesi anlamına gelirdi ve sonuç olarak Breivik kazançlı çıkardı. İnsan düşmanı eylemlerinden dolayı ona insan gibi davranmama sonucu çıkartılmış olsaydı, o zaman Breivik hedefine ulaşmış olurdu.”

Nürnberger Nachrichten gazetesi ise Breivik davasının Avrupa’da ırkçılık ve yabancı düşmanlığına ilişkin yansımalarına atıfta bulunarak, yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

“Breivik ve Zwickau'lu terör hücresi “Nasyonalsosyalist Yeraltı”nın (NSU) cinayetleri ne kadar büyük nefret ve öfke yaratsa da, dışlayıcı radikal söylemi sadece bu eylemciler yaymıyor; halkın bir kısmında da onay görüyor. Anket sonuçlarının ortaya koyduğu gibi yabancı düşmanı, Antisemitist temel görüşler varlığını ısrarla koruyor. Tabii Almanya’da radikal İslamcılar da farklı düşünenleri ya da inançlı olmayanları dışlamaya kalkıp, onlara saldırdıklarında bu görüşler daha da güç kazanıyor.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi de yine aynı konudaki yorumunda, Norveç devletinin, ülkenin tarihindeki en büyük kitlesel katliamı düzenlemiş olan bir eylemciye, onun çok ısrar etmesine rağmen, özel bir statü tanımayarak, hukuk devletinin gereklerini yerine getirmiş olduğunu hatırlatıyor ve yorumuna şöyle devam ediyor:

“Sanığın akli dengesine ilişkin birbiriyle çelişkili iki doktor raporunun bulunması, sanığın yargılanmasına ilişkin karar yetkisinin yeniden mahkemede kalmasına yol açtı. Eğer bu konuda son söz psikiyatristlerde olmuş olsaydı, o zaman kurbanlar hak ettikleri adalete ulaşamazlardı.”

Westdeutsche Allgemeine Zeitung’dan seçtiğimiz yorum ise Afganistan'da hafta sonundaki Taliban saldırılarını ele alıyor. Gazete, Afgan güvenlik güçlerinin donanımı ne kadar iyi olursa olsun, tam bir güvenlik durumunun hiçbir zaman olamayacağını bu son saldırıların ortaya koyduğunu vurguluyor:

“Son saldırılar, Taliban'ın gücünün bir kanıtı değildi. Kararlı birkaç milisle Kabil’in gerçi huzursuz edilebileceğini, ancak bunların alt edilebileceğini de gösterdi. Öte yandan bu saldırılar Afgan güvenlik güçlerinin sınavı geçtiği şeklinde de değerlendirilemez, zira Afgan güçleri uluslararası birliklerce desteklendi. Afgan ordusu sorun olmaya devam ediyor. Ordu etnik açıdan her kesimi temsil etmiyor. Generaller bile askerlerine ilişkin iyi şeyler söyleyemiyor, askerlerin fırsatını bulduklarında anında kaçabilecekleri söylentileri dolaşıyor. NATO birliklerinin 2014 yılında ülkeden tamamen çekilmesinden sonra gelişmesi muhtemel senaryolardan biri de zaten bu!”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Çelik Akpınar

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız