1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

17.03.2011 - Avrupa basınından özetler

Bugünkü Avrupa basını Japonya'daki nükleer sızıntının ulaştığı tehlikeli boyutla, Arap ülkelerindeki protestolarla ilgili yorumlara ağırlık veriyor.

default

Avusturya'dan Die Presse bugünkü sayısında, Japonya'daki nükleer felaket konusunda, medyanın tavrını ve yapılan haberleri mercek altına alıyor:

"Bir yanda korkudan duyulan zevk ve felaketlerin dayanılmaz cazibesi, diğer yanda olanların soğuk, duygusuz bir şekilde tartılması arasında daha bir süre gidip geleceğiz. Biz medya olarak, bu psikolojik olağanüstü hâl ile ilgili sadece haber yapmadığımızın, aynı zamanda onu şekillendirdiğimizin bilincinde olmalıyız. Fukuşima'daki trajedinin nasıl sonlanacağı, nükleer santrallerin geleceği, Japonya'daki zararın boyutu, ülkenin yeniden inşa için ihtiyaç duyacağı süre, Japonya'da eski günlere dönülebilecek mi sorusu... Konu ne olursa olsun farketmiyor. Bu konularda sağlıklı ve mantıklı bir kanıya varmak ancak birkaç hafta sonra mümkün olabilir. Şu sıralar yapılan bütün tartışmalar, açıklamalar, hiçbir işe yaramayan tavuk gıdaklamasından başka birşey değil."

Fransız Le Journal de la Haute-Marne gazetesi bugünkü sayısında, şiddet olaylarının sürdüğü Libya'daki gelişmeleri ele alıyor. Yorumda şu satırları okuyoruz:

"Japonya'daki trajedi, en azından bir kişiyi mutlu etti: Libya lideri Muammer Kaddafi'yi. Uluslararası kamuoyunun dikkatleri güncel gelişmeler nedeniyle Japonya'ya yöneldiği sırada, Libya diktatörü gösteri yaparcasına kendisine karşı olan demokratik muhalefeti yok ediyor. Japonya'da yaşananların yol açtığı etki, uluslararası toplumun Libya'daki trajedi konusunda sergilediği korkaklığın üzerini örtüyor. Uluslararası toplum, Libya konusunda harekete geçmemek için binlerce gerekçe buldu. Bu durum bizleri, Batı'nın Macaristan'daki başkaldırıyı alkışlayıp, hatta ve hatta Macarları cesaretlendirdiği ama Sovyetler ülkeye girdiğinde, hiçbir biçimde olaya karışmadığı, 1966 yılına götürüyor. Bu kez Fransa, Libya halkına yardım edilmesi için somut önlemlerin alınmasını önerme konusunda cesur davrandı. Ancak boşuna!"

Polonya'dan sol liberal Gazeta Wyborcza ise Almanya'nın, Libya'da uçuş yasağı kararı alınmasına karşı çıkmasını değerlendiriyor:

"Almanya Başbakanı Angela Merkel ve bakanları Araplar'dan değil, kendilerine kırmızı kart gösterip, hükümeti düşürebilecek seçmenlerinden korkuyor. Demokratik Almanya Cumhuriyeti'nde büyüyen Başbakan, yaşadığı tecrübelerden Kaddafi rejminin ne olduğunu çok iyi biliyor olmalı. Merkel birkaç hafta önce boyunduruğa karşı ayaklanan Libyalıların ne hissettiğini de çok iyi biliyor. Merkel bunu Berlin Duvarı yıkıldığında, 9 Kasım 1989 tarihinde, Doğu Berlin'de bizzat yaşadı. Merkel şimdi politik hesaplar nedeniyle, Kaddafi'nin başkaldırıyı nasıl kanlı biçimde bastırdığını ilgisiz biçimde izliyor. Diktatörün kendisi de Merkel'in bu mantığını övüyor. Başbakan susuyor. Demokratik muhalefet düşünceleriyle büyüyen bir politikacı için bu, kötü bir karne."

İtalya'dan La Repubblica ise, 'Avrupa Kaddafi'yi rahatsız etmek istemiyor' başlıklı yorumunda şu satırlara yer veriyor:

"Libya diktatörü Muammer Kaddafi'yi rahatsız etmek istemeyen, Avrupa. Bu satırları okuduğunuzda belki de Bengazi çoktan düşmüş olacak ve nihayet o ünlü 'uluslararası toplum', sızlanarak, müdahale etmek için çok geç olduğunu söyleyecek. Ayrıca, isyancıları saygınlıkları ve itibarları nedeniyle övecek ve sonrasında birkaç bombalamanın ardından pes ettiklerini, omuz silkerek sözlerine ekleyecek. Ama işte o zaman burada isyancıların askerî yetenekleri değil, bir misillemeye teslim edilen sivil halkın kaderi sözkonusu olacak."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Topçu

Editör: Beklan Kulaks ı zo ğ lu