17.02.2012 - Avrupa basınından özetler | BASIN | DW | 20.02.2012
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

17.02.2012 - Avrupa basınından özetler

Bugünkü Avrupa basınında, BM Güvenlik Kurulu'nda Suriye’ye ilişkin alınan karar, Yunanistan’daki borç krizi ve Macaristan ile ilgili tartışmalar yer alıyor.

DW-Grafik: Per Sander 2010_05_28_presseschau_türkisch.psd

Avusturya'dan Der Standard gazetesi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu'nda Suriye’ye ilişkin alınan kararın, sembolik açıdan önemi olduğuna dikkat çekiyor ve ekliyor:

"Ancak bu, Şam’da yine de bir zihniyet değişikliğine yol açmayacaktır. Tıpkı bir süre önce Rusya ve Çin'in vetosuyla BM Güvenlik Konseyi’nde başarısızlıkla sonuçlanan oylamanın Suriye’deki çatışmaları sona erdiremediği gibi. Ne var ki,  Güvenlik Konseyi’nden çıkacak bir karar, Esad’ın tecrit edileceğini farketmesini sağlar ve muhalefeti de güçlendirirdi. Aynen, “Özgür Suriye Ordusu” adı altında faaliyet gösteren silahlı asilere karşı da pozisyonun güçlendirilmesi gerektiği gibi. Bu nedenle bugün birçok BM Güvenlik Konseyi üyesi için, bir karar alınmasının, kararın içeriğinden daha önemli olduğu söylenebilir."

Fransız Le Figaro gazetesinin Suriye'deki duruma ilişkin yorumu ise şöyle:

"Suriye’de şiddet artıyor. Esad rejimi, kontrolünü kaybettiği toprakları geri almaya yönelik bir operasyon başlattı. Destekçisi Rusya tarafından korunan Esad’ın korkacak bir şeyi yok. Bilanço, yeniden kanlı olacak. Muhalefet de ayakta kalıp daha iyi günleri beklemek zorunda kalacak. Batı’nın çaresizliği ise ortada. BM Güvenlik Konseyi’ne giden yol kapalı. Suriye’de ne mavi miğferler olacak ne insanî yardım noktaları ne de koruma bölgeleri… Ancak Beşar Esad yönetimi, Arap dünyasında dışlanmış durumda ve uluslararası yaptırımlarla da zayıflatılıyor. Uzun vadede kaybeden rejim olacak."

Hollanda'dan De Telegraaf gazetesi, Yunanların Almanya ve Hollanda gibi kredi veren ülkelere eleştirisini ele alıyor.

"Durumun Yunanlar için kolay olmadığına dair şüphe yok. Ancak siyasî elit, Euro sayesinde yıllarca har vurup harman savurdu ve ülkenin şartlarının üzerinde yaşamasına izin verdi. Faturayı ise bu konuda hiçbir şey yapamayan Yunanistan’daki orta kesim ödüyor. Ancak öfkenin milyarlarca euroyu Yunanistan’ın ayaklarına seren Hollanda ve Almanya gibi ülkelere duyulması, yakışıksız ve nankörce."

İtalyan Corriere della Sera gazetesi, Avrupa'da artan rekabete dikkat çekiyor:

"Avrupa yanlısı bir iyimserlik yıllarca, AB’nin yeni ve vatandaşlarla işbirliğini içeren bir bölge olduğuna inanmamızı sağladı. Şu anda bunun aslında böyle olmadığını ya da sadece böyle olmadığını görüyoruz. İtalyan kamuoyunda da Avrupa’nın barışçıl işbirliği sunan bir bölge olduğu ancak yine de bu işbirliğinin çoğu kez acımasız bir rekabeti önleyemediği görüşü ağırlık kazanıyor. Bu nedenle bizimki gibi Avrupa yanlısı bir ülkede, AB’ye güven son zamanda bir hayli azaldı."

Strasbourg'dan Dernieres Nouvelles d'Alsace gazetesi, anayasa değişikliği nedeniyle AB’nin tepkisini çeken Macaristan’ın tutumunu ele alıyor:

"Berlin Duvarı yıkılmadan önce Macaristan'ın imajı "sosyalizmin en rahat uygulandığı ülke" olmasıydı. Bu, nefes alacak serbest bir alan oluşturan, siyasî ve ekonomik bireyselliğin bir karışımı olan “gulaş komünizmi” sayesinde sağlanıyordu. Ancak resmî olarak ülke, totaliter partiler çizgisinde kaldı. Şu anki Viktor Orban hükümeti, hemen hemen aynı reçeteyi kullanıyor. Tamamıyla popülist olan, üstünlük vecizelerinin zikredildiği bir yönetim ve bir yanda faşist destekçileri. AB Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu’nun baskısı altında Macaristan, tıpkı Sovyetler Birliği döneminde olduğu gibi yine de boyun eğecektir."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Başak Sezen

Editör: Gezal Acer

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız