1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

17.01.2012 - Alman basınından özetler

Bugünkü Alman gazetelerinden seçtiğimiz yorumlar, kredi derecelendirme kuruluşlarının not düşürme tavrının AB’deki olası etkileri, Romanya’nın içinde bulunduğu kriz ve İtalya önlerinde meydana gelen kaza ile ilgili.

default

Kölner Stadt-Anzeiger adlı gazetenin yorumu, kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor's'un, Avrupa Birliği’nin krizden çıkmak için oluşturduğu fonun kredi notunu düşürmesiyle ilgili. Yorum özetle şöyle:

“Kredi derecelendirme kuruluşları Euro Bölgesi’ndeki zaafları acımasızca gözler önüne seriyor. Avrupa’nın Amerikan kredi derecelendirme kuruluşlarına karşı bir girişimde bulunması durumunda Avrupa’nın ağır siyasi baskıları devreye girmek zorunda kalırdı. Örneğin para birliğinin oluşması sürecindeki hataları ve bazı ülkelerin sınırsız borçlanmalarını göz ardı etme tehlikesi belirebilirdi. Özellikle borçlanma oranı hâlâ çok önemli bir konuyu oluşturuyor. Yunanistan, elindeki devlet varlıklarının satışa çıkartılması yoluyla hâlâ önemli bir gelir elde edebilmiş değil. İşte kredi derecelendirme kuruluşları, devlet borçlanmalarının bu temel zafiyetinin gözlerden ırak kalmaması için çaba sarfediyor.”

Braunschweiger Zeitung gazetesi, Avrupa'yı saran borç krizi nedeniyle kemerleri sıkmak zorunda kalan Romanya'da sosyal yardımların azaltılması nedeniyle baş gösteren protesto gösterilerine değiniyor. Yorumda şu görüşlere yer veriliyor:

“(Romanya’da) demokratikleşmeden söz etmek zor; bu süreç daha yıllar alacak gibi görünüyor. Ama AB'den ortaklar, Romanya’nın 2007’de Birlik’e tam üye olması için bu ülkedeki gelişmeleri de görmezden geldiler. Devlet Romanya’da birçok hedefe ulaştı, ama vatandaş da artık ufukta yeni perspektifler görmek istiyor. Ülkenin borç dağını azaltması yönündeki çabalarını sürdürebilmesi için tasarruf hâlâ elzem. Bu uygulamalar ekonomik açıdan doğru olsa bile, toplumsal politikalar açısından AB için patlamaya hazır bir bomba niteliğinde. Ve AB, gittikçe daha fazla ölçüde iki farklı hızda gelişme gösteren bloğa dönüşüyor ve buna karşı bir önlem alınmıyor.”

Münchner Merkur gazetesi Toskana önlerinde batan büyük yolcu gemisine ilişkin yorumunda, geminin profesyonellikten yoksun ve üstlüne üstlük ahlaki değerleri olmayan kaptanının olayda en büyük sorumluluğu taşıdığını belirtiyor. Ancak gazete bu saptama ile tehlikenin savuşturulmuş olmayacağını vurguluyor:

“Büyük gemilerle dünya gezileri, turizm branşının hızla büyüyen sektörleri arasında bulunuyor ve bu sektörde sert rekabet koşulları dikkat çekiyor. Gemi işletmeci şirketlerinin sloganı, ‘daha büyük, daha lüks, daha benzersiz’ şeyler sunmak. Bu yüzen macera otelleri öyle boyutlara ulaştılar ki, eğer yönetmeliklere uygun kaza kurtarma çalışmaları yapılacaksa, bu kazada olduğu gibi büyük zorluklarla karşı karşıya kalınıyor. Buna ek olarak risk üstlenmeye hazır bir kaptan, gelişigüzel seçilmiş, iyi ücret ödenmeyen ve ciddi durumlar karşısında yeteri kadar eğitilmemiş gemi mürettebatı da var. İşte bu bileşenler bir araya geldiğinde, bir şeyler ters gittiği anda buradan bir facianın çıkması olası oluyor.”

Frankfurter Rundschau gazetesi de aynı konudaki yorumunda şunları yazıyor:

“Costa Concordia adlı yolcu gemisinin İtalya açıklarındaki görüntüsü oldukça hazin. Ne bir fırtına, ne de bir düşman gemisi onu o hale getirdi. Hatta Titanic’de olduğu gibi onun batışı, teknik sorunlardan da ileri gelmedi. Bu kazanın sebebi olarak insani hatalar gösterilecek ve güvenlik önlemlerinin iyileştirilmesi talep edilecek. Ancak bu tür yolculukların risk taşıyor olması, özgür olmayı slogan haline getiren bu kitlesel yolculuk araçlarına uygun değil!”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Çelik Akpınar

Editör: Başak Özay

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız