1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

17.01.2006 - Avrupa basınından özetler...

Avrupa basını, yurtdışı turu kapsamında, Moskova’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşen Almanya Başbakanı Angela Merkel’den övgüyle söz ediyor.

Bugünün gündemine iki kadın politikacı damgasını vurmuş durumda. Biri Moskova’ya resmi ziyaret düzenleyen Almanya Başbakanı Angela Merkel, diğeri ise Şili’de Devlet Başkanlığı'na getirilen Michelle Bachelet.

Avrupa basını, yurtdışı turu kapsamında, Moskova’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşen Almanya Başbakanı Angela Merkel’den övgüyle söz ediyor. Avusturya’da yayımlanan liberal Der Standard gazetesinde şöyle deniliyor:

"Angela Merkel arabuluculuk görevinde gayet başarılı. Avrupa Birliği’nin bütçe krizini aşması içn elinden geleni yapıyor. Ayrıca Irak Savaşı’nı lanetleyen Almanya eski Başbakanı Gerhard Schröder ve Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac susarken, Merkel Guantanamo’yu açıkça eleştirmekten çekinmedi. Aynı şekilde Rusya Devlet Başkanı Putin’in karşısında da açık konuştu. Olması gereken de bu. Ama Schröder, Berlusconi, Blair, Chirac gibi isimler bunu unutturdu."

Polonya’nın liberal yayın organı Gazeta Wjborcza ise şu yorumu yapıyor:

"Merkel, Rusya-Almanya ilişkisini yeniden şekillendiriyor. Çeçenistan, Rusya’da sivil toplum kuruluşlarının durumu gibi, Putin için tabu olan konulara değiniyor. Almanya Başbakanı böylece şu mesajı veriyor: 'Berlin, Kremlin’i yakından takip ediyor.' Avrupa, Berlin’in bu tutumunu örnek almalı."

Alman Die Welt gazetesine göz atıyoruz:

"Çıkarlar değişmedi, ama sözler, ilişki biçimi değişti. Rusya ve Almanya’nın çıkarları da her zaman örtüşmüyor. Ama İran’ın yarattığı nükleer krizde iki taraf da ortak zeminde buluşuyor. Ancak Merkel, Ukrayna ile Rusya arasında yaşanan doğalgaz krizini hatırlatarak, Rusya’nın kulağını bükmeyi ihmal etmedi."

Aynı konuya ilişkin olarak, İsviçre’de yayımlanan Basler Zeitung’da şu yorum yapılıyor:

"Bir zamanlar Schröder ve Putin arasındaki dostane havadan eser yoktu. İki lider buluştuğunda, herkesin yüzündeki gülümseme adeta donmuştu. Merkel’in daha önce söylediği gibi: Bundan böyle iki ülkelenin ilişkisi arkadaşça değil, stratejik ortaklık üzerine kurul olacak. Ama Kremlin bu durumdan çok da memnun değil. Bu nedenle Çin ve Hindistan ile yakınlaşmanın yollarını arıyor."

Liberal İngiliz gazetesi The Guardian’da Merkel’i övenlerden:

"Almanya Başbakanı Merkel, bu göreve geldiğinden beri iyi bir sınav verdi. AB bütçe krizine çözüm bulması, Alman ekonomisinin düzelme sinyalleri vermesi ve Merkel’in insana güven veren tarzıyla bunu yaptı. DOğu Almanya’da geçen çocukluğu Merkel’e çok şey öğretmiş anlaşılan.“

Rus yayın organı Kommersant ise Merkel’e ile Schröder arasında paralellik kuruyor:

"Merkel’in ziyareti Kremlin’de kesinlikle hayal kırıklığı yaratmadı. Doğrusu Merkel, selefi Schröder’i hiç aratmadı. Görünen o ki, Merkel Schröder’in açtığı yoldan ilerlemeye kararlı. Oysa kimsenin böyle bir talebi olmadı…"

Hollanda’da yayımlanan Volkskrant gazetesi Sosyalist Michelle Bachelet’in Şili Devlet Başkanlığı görevine gelmesiyle birlikte Latin Amerika’nın makus tarihinin değişeceğini iddia ediyor:

"Sol aday Michelle Bachelet’in zaferi, Latin Amerika’daki trendin dışına çıkmıyor. Venezüella, Brezilya, Arjantin, Uruguay ve Bolivya’da da sol iktidarda. Ayrıca bu yıl seçime gidecek olan Meksika, Nicaragua ve Peru’da da sol adaylar favori olarak gösteriliyor. Ancak buna bakıp bütün Latin Amerika ülkelerini aynı kefeye koymak doğru olmaz. Zira her ülkenin tarihi ve demokrasi geleneği farklılık gösteriyor."

Almanya’nın yüksek tirajlı gazetelerinden Süddeutsche Zeitung’da ise Bachelet’e ilişkin şu yorum dikat çekiyor:

"Bachelet’in göreve seçilmesiyle Şili bir kabustan uyandı. Diktatör Pinochet’nin öldürttüğü bir generalin kızı, devlet başkanı oldu! Ancak Bachelet, efsane lider Allende’nin mirasçısı olmadığının da sinyallerini verdi. Michelle Bachelet tüm Şililileri temsil ettiğini söylerken, Allende aksini iddia ediyordu. Ateist, Sosyalist, boşanmış bir kadının Devlet Başkanlığı'na yükselişi, Şili’nin yaşadığı sosyal değişime ayna tutuyor."

Bir başka Alman gazetesi olan Handelsbatt ise meseleyi şöyle değerlendiriyor:

"Michelle Bachelet nefretin nelere mal olabileceğini deneyimlemiş olan biri. Bachelet’in hayatını öc olmaya adamamış olması da, onun ne kadar sağlam bir kişiliği olduğuna delalet. Onun göreve seçilmesi, Şilililerin yeni bir bir başlangıç yapma, askeri diktanın açtığı yaraları sarma arzusunda olduklarını gösterdi. Ve kanadın en solunda yer alan Bachelet’in seçilmesi aynı zamanda bütün Latin Amerika’nın Washington’a gönderdiği bir mesaj: Artık daha fazla sizin isteklerinize uymayacağız. Zaten ABD’nin vurdumduymaz, acımasız tavrı değil miydi, tüm Latin Amerika’nın sola kaymasına neden olan?"