1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

16.12.2011 - Alman basınından özetler

Alman gazeteleri ABD’nin Irak Savaşı’nın bittiğini resmen ilan etmesi, Cumhurbaşkanı Christian Wulff’un eleştirilmesi ve Yunanistan’daki mültecilerin durumuyla ilgili yorumlara ağırlık veriyor.

default

Amerikan yönetimi dün 2003'ten bu yana devam eden Irak Savaşı’nın resmen bittiğini ilan etti. Frankfurter Rundschau gazetesi konuyu şöyle yorumluyor:

“ABD Başkanı Barack Obama’nın Irak Savaşı’nın bilançosunu çıkardığı şu günlerde, eski başkan George Bush’un ‘Misyon tamamlandı” yönündeki açıklamasının saçmalığı ortaya çıkıyor. 4 bin 500 Amerikan askeri öldü, 30 bin kişi yaralandı. Bu kişilerin birçoğu vücudunun bir parçasını kaybetti. Diğerleri ise aldıkları psikolojik yaralardan belki de hiç bir zaman kurtulamayacaklar. Savaşta en az 100 bin Iraklı hayatını kaybetti. ABD’de günümüzde okula giden her çocuk, George Bush’un Irak misyonunun tamamlanmadığını çok iyi biliyor. Irak, yeni muhafazakârların hayal ettiği gibi demokratik bir ülke olmadı. Saddam Hüseyin’in devrilmesi bölgeyi demokratikleşmeye götürmedi, Tahran rejimi zayıflatılamadı. Tam tersine İran, Irak'ta bugüne dek olmadığı kadar etki kazandı.”

Münih merkezli Süddeutsche Zeitung ise bugünkü sayısında borç batağındaki Yunanistan’da tasarruf önlemlerinin mültecileri nasıl etkilediğini mercek altına alıyor. ‘Gözden kaçan trajedi’ başlığını taşıyan yorum şöyle:

“Atina’nın yardıma ihtiyacı var. Özellikle de başka sorunlarla mücadele ettiği şu günlerde... Yaklaşık on bin iltica başvurusuyla baş etmek ve mültecilerin sınırdışı edilmek üzere konulduğu hücrelerden farklı, yeni mülteci kampları inşa etmek için yardıma ihtiyaç duyuyor. Avrupa Birliği bu konuya daha fazla el atmak ve bugüne dek olduğundan daha fazla katkı sağlamak zorunda. Atina’nın özellikle üzerindeki yükün dağıtılmasına ihtiyacı var. Yani altından kalkamadığı mültecilerin diğer ülkelere dağıtılmasına... Bu, bugüne kadar mülteci yükünü Avrupa Birliği'nin sınır ülkelerinin üzerine atan Almanya'dan ya da diğer ülkelerden çok abartılı bir istek değil. Ayrıca bu, bütün mültecilerin Avrupa’da kalacağı anlamına da gelmiyor. İltica başvurusu Yunanistan ya da Malta yerine Almanya’da değerlendirilecek ve bu kişilerin gerçekten de geldikleri ülkelerde bir takibat ya da baskıya maruz kalıp kalmadıkları incelenecek. Avrupa’da yeni bir mülteci sisteminin gönüllü bir biçimde müzakere edilmesine daha zaman var. Ancak bu durum kısa süre içinde değişebilir. Çünkü Avrupa’da iltica modeli çürümüş durumda. Bu model, sınırdaki ülkeler tarafından istenmiyor, yüksek mahkemeler sürekli olarak insan haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle uyarıda bulunuyor ve sistem işlemiyor. Bütün bunlar, bu modelin artık kaldırılamaz hale geldiğinin bir kanıtı.”

Bugünkü Alman gazetelerinde yer bulan bir başka önemli konu ise Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff'un geçmişte aldığı özel kredi nedeniyle eleştirilere maruz kalması. Wulff, konunun büyümesi üzerine yaptığı açıklamada, kamuoyunda oluşan olumsuz intibadan büyük üzüntü duyduğunu söyledi. Braunschweiger Zeitung konuyu şöyle yorumluyor:

“Cumhurbaşkanı’nın açıklaması özeleştiri içermiyor, ancak makul bir açıklama. Federal Meclis’teki en büyük muhalefet partisi Sosyal Demokrat Parti (SPD) bile Wulff’un attığı bu adımı onaylayarak, seçilirken destek vermediği Cumhurbaşkanı’na büyük saygı gösterilmesini istiyor. 'Herkes hata yapabilir, bir cumhurbaşkanı bile. Ancak önemli olan bu kişinin kendisinin de olayın açıklığa kavuşmasına katkı sağlaması' diyor Sosyal Demokrat Parti mesajında. Sosyal Demokratların yumuşaması tamamen anlaşılır bir durum. Eğer Wulff’un kusurunu bir devlet skandalına dönüştürecek olsalardı, sadece cumhurbaşkanlığı makamına zarar vermiş olmazlardı. Ülkedeki siyasi partiler ve politikacılara karşı duyulan hoşnutsuzluk daha da beslenmiş olurdu.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Topçu

Editör: Ercan Coşkun

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız