16.10.2014 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 15.10.2014
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

16.10.2014 - Alman basınından özetler

Alman basınında Almanya’nın silah ihracatı ve ülkedeki grevlerle ilgili yorumlar öne çıkıyor.

Almanya'nın silah ihracatı yılın ilk yarısında geçen yıla kıyasla düşüş kaydetti. 2003 yılının aynı döneminde 2,9 milyar euro olan ihracat bu yıl 2,2 milyar euroya düştü. Almanya Ekonomi Bakanı Sigmar Gabriel ihracat oranlarını överken muhalefet, silahların insan hakları ihlallerinin yaşandığı ülkelere gönderildiği gerekçesiyle Gabriel'i sözünü tutmamakla suçladı. Magdeburg'da yayınlanan Volksstimme gazetesinin konuya ilişkin yorumu şöyle:

“Hükümetin silah ihracatına ilişkin ara raporu, Ekonomi Bakanı Sigmar Gabriel'in açıklamalarından çoğunun yerine getirilmediğini gösterdi. İhracatın hemen bugünden yarına azaltılamayacağı şeklindeki savunması dikkate alınmalı tabii. Sonuçta anlaşmalara temel olarak riayet edilmeli ve savunma sanayindeki istihdam da hesapsızca tehlikeye atılmamalı. Tüm açıklamaların aksine Suudi Arabistan ya da Katar gibi ülkelerin silahlara erişiminin engellenmesi artık Gabriel'in de çıkarına değil. Bakan'ın Batı'nın IŞİD ile mücadelede müttefiklere bağımlı olduğu yönündeki argümanı ise garip. Çünkü IŞİD birliklerinin Körfez ülkeleri tarafından ilk başta ağır silahlandırılmış olması bilinen bir sır. Ateşi daha da körüklemek yerine, Gabriel, sözünü tutup kirli ticarete son vermeli.”

Almanya'da son dönemlerde havayolu ve demiryolu çalışanları sık sık greve gidiyor. Konu Alman kamuoyunda tartışmalara yol açıyor. Heilbronner Stimme gazetesi, “Almanya'da grev kültürü” başlıklı yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

“Grevler ülkesi olarak Almanya. Demiryolları ya da havaalanlarındaki iş bırakma eylemlerinden etkilenenler, bu görüşü paylaşıyor olabilir. Ancak uygun bir ifade değil. İş mücadelesi kültürü değişti. Eskiden söz konusu daha iyi ücret ve daha iyi çalışma koşullarıydı, bugünse özellikle daha güvenli bir iş için greve gidiliyor. Özellikle büyük sendikaların, söz konusu branşlardaki tüm çalışanları temsil etmek zorunda olması, tüm çalışanlar için açık taleplerde bulunulan klasik iş mücadelesini neredeyse imkânsız kılıyor. Ancak mini sendikalar lüks taleplerini kabul ettirmeye çalıştığı zaman da durum sorunlu hale geliyor. Küçük elit grupların yeni çıkar temsilcileri, bedeli diğer çalışanlara çıkacak olmasına rağmen kendi taleplerinde ısrarcı olursa bu büyük sendikalarda erozyona yol açabilir.”

Alman Demiryolları (DB) çalışanları çarşamba günü 14 saatlik greve gitti. Tagesspiegel, konuya ilişkin bir yoruma yer veriyor:

“Makinistler, grev kozunu -iddia ettiklerinin aksine- öncelikli olarak daha az çalışma saati ve daha yüksek ücret yönündeki yasal taleplerini kabul ettirmek için değil, diğer demiryolu çalışanları arasında popüler olmak için kullanıyor. Milyonlarca yolcuyu frenleyen grev, 17 bin kondüktör, vagon restoranı çalışanı ve Deutsche Bahn yöneticilerine yönelik bir reklam mesajı. Mesaj ise 'Uysal rakip sendika Tren ve Ulaşım Sendikası (EVG) tarafından değil, bizim, Tren Makinistleri Sendikası'nın (GDL) iş mücadelesi uzmanlığıyla temsil edilmeyi seçin.' Bu grev yasasının kötüye kullanılmasıdır.”

Westfälische Nachrichten gazetesi de yorumunda grevleri eleştiriyor:

“Gerek makinist kabininde gerekse pilotların kokpitinde ücret için verilen kavganın ardından dumanlar yükselirken yolculuk edenlerin şu iki kavramı unutması gerek: Dakiklik ve düzen. Masadaki Deutsche Bahn ve Tren Makinistleri Sendikası ile Alman Pilot Sendikası (Cockpit) ve Lufthansa arasındaki müzakereler, aktörlerin güçlü performanslarına rağmen grevlerle süsleniyor. Sinir edici, gereksiz ve abartılı…”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Başak Sezen