1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

16.06.2010 - Avrupa basınından özetler

AB için planlanan ekonomi yönetimi konusunda Almanya ve Fransa arasındaki uzlaşı, İsrail’in uluslararası baskı karşısındaki durumu ve Meksika Körfezi’ndeki çevre felaketi bugünün Avrupa basınında ön plana çıkan konular.

default

AB'de bir ekonomi yönetimi oluşturulması yönünde Fransa'dan gelen öneri AB'de yoğun tartışmaların ardından yumuşatılarak hayata geçiriliyor. Konu, Almanya ve Fransa arasında da gerilime yol açmış, ardından uzlaşma sağlanmıştı. Fransız Dernieres Nouvelles d 'Alsace gazetesi, ekonomi yönetimi konusunda AB'nin yeni bir uçuruma yuvarlandığı görüşünde:

“Almanya, ağırlıklı olarak sosyal harcamaların azaltılmasına dayanan tasarruf programıyla, bütçenin dengelenmesi ve euronun savunulması adına emsal oluşturdu. Euro Bölgesi'nde bir ekonomi yönetimi oluşturulması vizyonunu savunmayı başaramayan Fransa şimdi Almanya'yı izliyor. Berlin şimdi kendi görüşünü Fransa'yı da yanına alarak kabul ettirmek istiyor. Almanya'nın önceliği, Avrupa kıtasında bütçe açıklarının azaltılması. Tüketimin gerilemesi ve deflasyon tehlikesi potansiyeli ise ikinci plana atılıyor. Avrupa bir uçurumdan kaçarken, bir diğerine yöneliyor gibi görünüyor.”

Avusturya'dan Die Presse gazetesi ise Fransız-Alman uzlaşmasını şöyle değerlendiriyor:

“Merkel ve Sarkozy, ekonomi yönetiminde vardıkları sonuç ile ekonomi politikalarındaki farklılıklarını kurumsallaştırmış oldu. Avrupa'nın diğer ülkelerine ise bu fikrin içinin dışı gibi boş olduğunu ummaktan başka çare kalmıyor. Çünkü bu ölümcül bir fikir. Bazı ülkeler tam da krizin ortasında iki büyük AB ülkesinin sözünü geçirerek bu tür kararlar alabilmesinden rahatsız. Bazıları ise Fransa'nın ekonomi yönetimi ile ilgili planlarının özellikle de ihracatı güçlü ülkeleri ve AB Komisyonu'nu hedef almasından rahatsız. Paris ne istiyor? Fransız yönetiminin istediği, korumacılığa dayalı kendi milli ekonomisi için uygun bir ortam yaratmaktan başka bir şey değil.”

Danimarka'dan Jyllands Posten gazetesi ise Gazze ablukası ve yardım filolarına düzenlediği kanlı operasyon nedeniyle uluslararası baskı altında kalan İsrail'i savunuyor:

“Gazze ablukası ve yardım filolarına açtığı ateş nedeniyle İsrail'i eleştirmekten daha kolay bir şey yok. Onlar, uluslararası toplumun sempatisini kazanmış teröristler ve teröristlerin yardımcılarıydı. İsrail'in sorunlarından biri, şunu anlamamış olması. Dünya kamuoyundan çekindiği için sürekli birşeyleri açıklamaya çalışıyor, anlayış bekliyor. Bunun anlamı yok. Hamas ve Hizbullah İsrail'i rahat bırakırsa barış olabilir. İsrail'in, etrafında giderek daha düşmanca düşünen bir dünyada tek başına hareket etmek dışında seçeneği yok.”

Fransız Le M onde gazetesi ise ABD tarihindeki en büyük çevre felaketine yol açan Meksika Körfezi'ndeki petrol sızıntısını konu alıyor yorumunda. Gazete petrol felaketiyle, 1986 yılındaki Çernobil felaketi arasında paralellik kuruyor:

“Kontrol edilemeyen bir sanayi felaketi, katı bir parti yönetiminin kontrolündeki kurt yenikleriyle dolu bir sistem ve birşeyleri değiştirmek isteyen dinamik bir lider kişilik. Size birşeyler hatırlatıyor mu? Tabii ki: Çernobil, Sovyetler Birliği'nin Komünist Partisi, Gorbaçov… Meksika Körfezi'nde önlenemeyen petrol sızıntısı tarihî bir çevre felaketine dönüştü. Ama aynı zamanda 2005 yılındaki Katrina kasırgasının ardından, durumu kontrol altına almada özel şirketlerin beceriksizliği ve devletin acizliğini de bir kez daha kanıtladı. Topluma egemen olan kapitalist oligarşi, kendi sorumlu olduğu mali felakete rağmen her tür ilerlemeye karşı koyuyor. Wall Street, sahip olduğu ayrıcalıkları korumak için elinden geleni yapacaktır. Aynı bir zamanlar Sovyet elitin yaptığı gibi.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Beklan Kulaksızoğlu

Editör: Değer Akal