1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

16.05.2012 - Alman basınından özetler

Berlin'deki Merkel-Hollande görüşmesi ışığında Almanya-Fransa ilişkileri ve Yunanistan'daki siyasi kriz, 16 Mayıs 2012 tarihli Alman gazetelerinde öne çıkan yorum konularını oluşturuyor.

François Hollande'ın yemin ederek cumhurbaşkanlığı görevine resmen başlamasının ardından Berlin'e gelerek Almanya Başbakanı Angela Merkel ile görüşmesi, Alman gazetelerinin yorum sütunlarında etraflı bir şekilde irdeleniyor. Heidelberg merkezli Rhein-Necker-Zeitung'dan bir alıntıyla başlıyoruz basın turumuza:

"Hollande, sembollerden hoşlanıyor. Bu bakımdan Fransa Cumhurbaşkanlığı makamındaki ilk günü tam da kendi zevkine göre oldu. Önce Elysee Sarayı önünde, dış politikadaki fırtınalı dönemi aratmayacak yağışlı ve rüzgârlı bir havada görevini devraldı. Ardından Berlin'e gitmek üzere bindiği uçağa yıldırım çarptı. Tüm bunlar karşısında sosyalist Hollande'ın yüzüne, seçim kampanyası sırasında Berlin'den esen soğuk rüzgâr ancak ve ancak ılık bir bahar esintisi hükmünde kalır. Hollande da en az Merkel kadar siyasi çıkarlarını düşünen bir pragmatist. Uzlaşmaya duyulan aşk, ikisini birbirine bağlayacaktır."

Almanya-Fransa ilişkilerini mercek altına alan bir başka gazete olan Lübecker Nachrichten ise şu değerlendirmeyi yapıyor:

"Merkel'ın başına, sosyalist Hollande'ın seçilmesinden daha iyi bir şey gelemezdi. Sarkozy görevde kalsaydı, Merkel'ın kuklası olarak görülecek ve Fransa-Almanya ikilisi istediği gibi at oynatabilecekti. Üstelik "Demir Başbakan" Merkel bile tasarruf ve reformlarda ancak uzun vadede başarı sağlanabilirken, bunun istihdam, konjoktür ve hatta demokrasiyi ise kısa sürede tehlikeye atabileceğini idrak etmiş durumda."

Geçiyoruz Yunanistan'daki siyasi krize... Leipziger Volszeitung, yorum sütunlarında Yunanistan’da başarısızlıkla sonuçlanan hükümet kurma çalışmalarına dair şu satırlara yer veriyor:

“İşte buyurun; tam antik ölçülerde bir Yunan trajedisi: Hikâye örgüsünün ana kahramanları, çözüm için çaba gösterirken dahi suçlu konumuna düştüklerinden, elleri kolları bağlı durumda. Tasarruf paketi karşıtları ise bir milli mutabakat hükümetini reddetmekte haklılar. Zira tasarruf önlemlerinin kayıtsız şartsız hayata geçirilmesi, Yunanistan’ın nefes alamayarak boğulması anlamına gelir. Ama tasarruf karşıtları, bu arada bankaları kurtarma programının da sonunu hazırlanmış olur ki, sonuç yine aynı yere çıkar. Tasarruf reformlarını savunanlar ise yurtdışından yapılan mali yardımları kurtarma derdinde. Ama onlar da bu politikaları ile ülkeyi intiharın eşiğine sürüklediklerinin farkında değil. Yapılacak yeni seçimler ise kutuplaşmayı iyice körükleyecek. Malesef bu trajedinin bir felaketle sonuçlanması artık kuvvetle muhtemel gibi görünüyor."

Son olarak yine Yunanistan konusunda Bonn’da çıkan General Anzeiger gazetesinden bir yorum aktarıyoruz:

"Yeniden seçelim, olmadı bir daha seçelim; ta ki sonuçlar işimize gelene kadar! Bu aslında bir iflas beyanından başka bir şey değildir ve uçsuz bucaksız riskleri de beraberinde getirmektedir. Birinci senaryo: Yunanların mayıs ayındaki seçimlerde umutları boşa çıktı ve haziranda devleti iyi yönetecek politikacılarını seçecekler. Bu, hayli zayıf bir ihtimal olarak görülüyor. İkinci senaryo: Yunan halkının protestoları, artık iyice hayattan bezdiren politikacılar nedeniyle daha da artacak. İşte o zaman ülke gerçekten büyük bir tehlikeye doğru yol alacak. Üstelik tek başına değil, Avrupa’yı da peşinden sürükleyerek..."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Başak Demir / Gezal Acer

Editör: Murat Çelikkafa