1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

16.03.2011 - Avrupa basınından özetler

Bugünkü Avrupa basınının ağırlıklı konularını Japonya'daki nükleer sızıntının ulaştığı tehlikeli boyut ve şiddet olaylarını bir türlü dinmediği Libya'daki son durum oluşturuyor.

default

İtalya'dan Corriere della Sera gazetesi Batı'nın Japonya'daki gelişmeleri büyük bir duygusallık içinde izlediği tespitinde bulunarak, bunu eleştiriyor:

"Japonların Fukuşima Nükleer Santrali'ndeki nükleer erimeyi engelleyip, bu sayede ülkelerini, deprem ve tsunaminin yolaçtığı etkinin tamamından çok daha büyük olabilecek bir felaketten korumayı başarıp başaramayacaklarını henüz bilmiyoruz. Burada, bir yanda Japonların takdire şayan davranışları ile diğer yanda Batı'nın gelişmeler karşısındaki duygusal tepkisi arasındaki tezat dikkat çekiyor. Nükleer enerjinin tehlikelerine kafa yorulması, kesinlikle doğru bir tavır. Ancak bu yapılırken, mantığın ışığı kaybedilmemeli."

İspanya'nın sağ liberal El Mundo gazetesi Japonya ile ilgili yorumunda, Almanya'nın gelişmeler karşısında takındığı tavrı masaya yatırıyor. Gazete Almanya'nın faaliyette olan 17 nükleer santralinden 7'sini geçici olarak devre dışı bırakma kararını, 'paniğe kapılma' olarak yorumluyor:

"Japonya'daki durum huzursuz edici. Ancak insan uygarlığının sonu anlamına gelebilecek, 'dehşet' kavramının burada kullanılması, uygun değil. Nükleer enerjinin tehlikeleri konusunda suskun kalınmamalı, ancak bu konuda abartılı davranılmasından ve felaket filmleriyle benzerlik kurulmasından da sakınılmalı. Japonya'daki deprem ve tsunami, binlerce insanın hayatına maloldu. Radyoaktif ışınlar ise şimdiye kadar can almış değil. Avrupa Birliği'den yetkililer, bu konuda itidali, muhafaza etmeli. Bereket versin ki, İspanyol yetkililer itidalli davrandı. Almanya Başbakanı Angela Merkel ise tam tersine, paniğe sevkediyor."

Çek Cumhuriyeti'nin Lidove Noviny gazetesi de yorumunda, geçen yıl nükleer santrallerin faaliyet süresini uzatma kararı alan Alman hükümetinin Japonya'daki gelişmeler ışığında, nükleer enerji politikasından çark etmesini ele alıyor:

"Fukuşima, riskin sıfır olduğu bir enerji tedariğinin, mümkün olmadığını gösterdi. Ancak seçmenler sıfır risk istiyor. Alman hükümeti, nükleer santralleri kapatırsa, seçmenlerine bu sıfır riskten bir porsiyon sunma sözü vermiş olacak. Ancak böyle bir durumda, kömür üretiminin daha fazla teşvik edilecek olmasından dolayı risklerin tümüyle ortadan kaybolmadığını, sadece mahiyetinin değiştiğini seçmenlerden gizleyecek ve şu mesajı verecektir: Peki risklerin olmadığı bir hayat ister misiniz? O zaman böyle bir lüksün bedelini vergilerinizle ödeyin."

Fransız Le Monde gazetesi ise bugünkü sayısında Libya'daki son durumu masaya yatırıyor. Gazete, istifa çağrılarına kulak asmayarak, isyancılara yönelik sert operasyonlar düzenleyen Libya lideri Mummer Kaddafi'nin elinin güçlendiği yorumunu yapıyor:

"Uluslararası toplum, Muammer Kaddafi'nin başkaldırıyı nasıl bastırarak, iktidarda kalmaya devam ettiğine seyirci kalacakmış gibi görünüyor. Geçen haftalarda raydan çıkan Libya rejimi, isyancılara dolaylı bir askerî yardımın yapılması için hukukî bir temel oluşturmamış gibi görünüyor. Askerî müdahele küçük dahi olsa, daima büyük riskler içerir. Ancak Libya halkı için harekete geçilmemesi, daha da büyük tehlike anlamına geliyor. Nicolas Sarkozy haklı. Kaddafi'nin neleri yapmaya muktedir olduğu biliniyor. Bingazi'deki isyancıların güvence altına alınması için askerî bir jest yapılmalı."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Topçu


Editör: Murat Çelikkafa