1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

16.03.2011 - Alman basınından özetler

Bugünkü Alman gazeteleri, Japonya'da nükleer sızıntı tehlikesinin boyutları ile Almanya'nın halen işler durumda olan 17 nükleer santralinden 7'sini geçici olarak devre dışı bırakma kararını ele alıyor.

default

Frankfurter Rundschau gazetesi, konuyla ilgili yorumunda, son yıllarda skandallarla sarsılan Japon hükümetinin, nükleer sızıntı konusunda izlediği bilgilendirme politikasını mercek altına alıyor:

"Japonlar acı çekmeye ne kadar dayanıklı olduklarını ve kaderci yapılarını son yıllarda sık sık kanıtladılar. Geçen yıllarda hükümetlerini, üst üstüste skandallara imza atmasının ardından affetmelerinin en önemli nedeni de bu olsa gerek. Ancak böyle davranmak yerine, bundan böyle politikacılardan, depreme hazırlık konusunda daha yüksek standartlar talep etmeliler. Japonya'nın, yeni bir toplumsal ve politik vizyona ihtiyacı var. Üstelik buna deprem olduğundan bu yana değil, çok daha öncesinden beri ihtiyaç duyuyor."

Hannover'de yayımlanan Neue Presse de Fukuşima Dayiçi Nükleer Santrali'ndeki üçüncü patlamanın ardından sızan radyasyonun giderek tehlikeli bir boyut kazandığına dikkat çekiyor. Gazete yorumunda, Japon hükümetinin bilgilendirme politikasını sert bir dille eleştiriliyor:

"Japonya'da deprem ve tsunami felaketinin üzerinden dört gün geçtikten sonra Japon hükümetinin kriz yönetimi ve bilgilendirme politikasının ne kadar kötü olduğu, giderek daha somut biçimde görülüyor. Hükümetin bu konuda şimdiye dek benimsediği, uygun gördüğü slogan, tehlikenin sürekli küçük boyutta gösterilmesi yönünde açıklama yapılmasıydı. Gerçekler gün ışığına yavaş yavaş çıktı, çünkü artık mevcut tablonun inkâr edilmesi mümkün değildi. Ancak insanların gerçekleri öğrenmeye ve bilmeye hakkı var. Bilinçli olarak uygulanan, yanlış bilgilendirme politikası, zaten skandallar yüzünden sarsılmış olan hükümete artık hiç kimsenin güven duymamasına neden oluyor. Bu durum, büyük bir kurtarma operasyonunun yapılmasını muhtemelen zorlaştıracak. Japonya yeni bir felaketle karşı karşıya."


Kieler Nachrichten konuyla ilgili yorumunda, Almanya'nın Japonya'daki gelişmelerin ardından, halen işler durumdaki 17 nükleer santralinden 7'sini geçici olarak devre dışı bırakma kararını ele alıyor. Gazete, Alman hükümetinin 1980 yılından önce inşa edilmiş santralleri devre dışı bırakma kararını, mantıklı bulmuyor:

"Almanya'da insanların nükleer santrallerdeki kazalar konusunda duydukları korku, mutlaka ciddiye alınmalı. Ancak nükleer enerjiden, adeta paniğe kapılırcasına, kaçmanın, kimseye yardımı dokunmaz. Komşu Fransa da tıpkı İngiltere gibi, nükleer enerjiden vazgeçmek istemiyor. ABD ile gelişmekte olan dev ülkeler, Çin ve Hindistan da aynı şekilde. Almanya, eski nükleer santrallerin, önceden belirlenecek bir tarihte devre dışı bırakılmasıyla, otomatik olarak daha güvenli bir hâle gelmeyecektir. Bundan daha çok Avrupa düzeyinde, hatta dünya genelinde belirlenecek, üzerinde uzlaşma sağlanacak bir enerji politikasının izlenmesine, teknik açıdan geride kalmış nükleer santrallerin tamamen kapatılmasına ve sadece yeni teknolojilere uygun santrallerin inşa edilmesine çalışılmalı. Dünya, sırf Almanlar böyle istiyor diye, nükleer enerjiden vazgeçmeyecektir."

Konuyla ilgili aktaracağımız son yorum Münih'te yayımlanan Süddeutsche Zeitung'dan. Gazete yorumunda, nükleer santrallerin faaliyet süresini, muhalefetin eleştirilerine rağmen uzatma kararı Hrıstiyan Birlik-Hür Demokrat koalisyonun, şimdi neden geri adım attığını sorguluyor:

"Merkel, nükleer santrallerin faaliyet süresini uzatma kararı aldıklarında, koalisyonu, tartışmalı konularda da girişimde bulunabildiğini gerekçe göstererek, övmüştü. Başbakan nükleer enerji politikasını, özellikle kendisine yarar sağlaması için kullandı. Diğer yandan muhalefete birçok konuda suçlama yöneltilebilir. Ancak muhalefet, Merkel'i, bir önceki Sosyal Demokrat-Yeşiller hükümetinin enerji konusunda bir dereceye kadar tatmin uzlaşmanın tam tersine hareket edip, nükleer santrallerin süresini uzattığı için, toplumsal bir soruna yolaçağı gerekçesiyle uyarma konusunda başarısız olmakla suçlanamaz. Merkel ve koalisyondaki bazı politikacılar, muhalefetle giriştikleri bu tartışmadan memnundu. Peki ya şimdi? Merkel birden bire, hükümetin toplum içinde nükleer santrallere karşı muhalif olan grupların taleplerini dikkate alarak, enerjinin temin edilmesi konusunda bir tartışmanın başlatılacağını açıkladı. Başbakan'ın açıklamalarına göre, bu tartışma süreci, önceki gece Başbakanlık binasında enerji şirketlerinin patronları ile telefonda yaptığı toplantının tam tersine, dürüst ve açık biçimde yapılacaktı. Yani Merkel, tekrar bozuşmak ve bölünmek yerine, barışmak ve uzlaşmak istiyor. Bütün Almanların Başbakanı, şimdi yeniden sahneye dönmek için yalvarıp yakarıyor."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Topçu


Editör: Murat Çelikkafa