1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

15.12.2009 - Alman basınından özetler

Dünya İklim Konferansı, Afganistan’daki askerî operasyon yüzünden Almanya Savunma Bakanı’na yöneltilen eleştiriler ve Berlin yönetiminin istihdam politikası, Alman gazetelerinin başlıca yorum konularını oluşturuyor.

default

Mannheimer Morgen gazetesiyle başlıyoruz. İklim zirvesini konu alan yorumda özetle şu görüşlere yer verilmiş:

“Henüz geç kalınmış sayılmaz. İklim konferansının önemli faslı asıl şimdi başlıyor. Başarıyla tamamlanması, ABD ve Çin’in sorumluluk üstlenmeye ne kadar hazır olduklarına bağlı. Ama konferans şimdiden ‘tarihî’ sıfatını hak etti. Kalkınma halindeki ülkeler ilk kez bir uluslararası konferansta seyirci olmayıp aktif rol üstleniyor. İklim değişikliğinin tek olumlu etkisi bu olsa gerek.”

Heidelberg’de yayımlanan Rhein-Neckar Zeitung adlı gazetenin aynı konuya ayırdığı yorumda, iklimin kurtarılması için zengin ülkelerin kesenin ağzını açması gerektiğine işaret ediliyor:

“Sözde zayıf ülkeler bu kez sayıca üstünlüklerini iyi kullanıyor. Kyoto’da sera gazı emisyonu için bağlayıcı taahhütte bulunmaktan kurtulan Çin, kendine en fakir ülkelerin sözcüsü süsünü veriyor. Ama Kyoto’dan yapılacak alıntıların ABD’de uygulanma şansı bulunmuyor. 12 yıl önce Kyoto’da olduğu gibi bu kez de görüşmeleri çıkmazdan kurtarmak, konferans başkanlığına düşüyor. Anlaşamamaktansa herhangi bir anlaşmaya varılması, iklim değişikliğinin tehdit ettiği kıyı devletlerinin işine gelir. Bu sürece Çin’i de dahil etmeleri çıkarlarına olur. Ama bunun için sanayi ülkelerinin, şimdikinden çok daha fazla parayı gözden çıkarmaları gerekecektir.”

Basın özetlerimizin bu bölümünde yer vereceğimiz yorumlar, Afganistan’daki Kunduz operasyonu yüzünden Almanya’nın yeni savunma bakanı Guttenberg’in hedef olduğu eleştirileri konu alıyor. Neue Osnabrücker Zeitung, savunma bakanının, meclis araştırma komisyonuna konu olarak yıpratılma ihtimaline değindiği yorumunda, şimdilik bakanın tekdir edilmesini ya da görevden ayrılmasını gerektirecek somut bir durum olmadığını yazıyor. Berlin’in Tagesspiegel gazetesinde ise aynı konuda şu satırları okuyoruz:

“Önemli olan, ‘savaş mı, değil mi?’ sorusudur. Alman birliklerine doğru yetki mi verilmiştir? Buna katlanılabilir mi? Buna razı mıyız? Kunduz olayından beri bu soruyu öncelikle, savunma halinde emir ve komuta yetkisini elinde bulunduran 'baş sorumlu' başbakanın yanıtlaması gerekir. Merkel artık konuşmalıdır. Zira Kunduz olayı içte skandal, dışta ise fiyaskoya dönüşmek üzeredir.”

Hannoversche Allgemeine Zeitung'un Afganistan konulu yorumu da özetle şöyle:

“Başbakan Angela Merkel, Afganistan’daki göreve ya anlam kazandırmalı, ya da bu görevi sona erdirmeli. Barack Obama, bir askerî görevi yerine getirirken nasıl Nobel Barış Ödülü alınabileceğini gösterdi. Bayan Merkel, neyin amaçlandığını ve Alman askerinin ne yapacağını açıklamalı. Alman ordusunu, kabullenilmek istenmeyen bir savaşa göndermek yanlıştır.”

Frankfurter Rundschau gazetesi, Alman hükümetinin ekonomik büyümeyi teşvik yasasını eleştirdiği yorumunda seçmenin kandırıldığını öne sürüyor:

“Koalisyon hükümeti, görev süresinin başında seçmeni vergi indirimiyle aldatıyor. Milyarlarca euroluk vergi indirimine eyaletlerin onayını almak, belki koalisyona istikrar kazandırabilir. Ama krizdeki Almanya bundan bir şey kazanmaz. Ekonomiden anladığını söyleyen bir koalisyon açısından hazin bir manzara doğrusu.”

Wetzlarer Neue Zeitung’un konjonktür ve istihdam piyasasını konu alan yorumuyla basın özetlerine son veriyoruz:

“Sürekli değişen tahminî rakamların izin verdiğinden daha iyi görebilmek için var olanla yetinmek, en iyisi. İstihdam piyasası, konjonktürü birkaç adım geriden izlediği için önümüzdeki yıllarda işsiz sayısı artacak. Kaç kişinin işsiz kalacağını ve krizin ne kadar süreceğini kimse kestiremez. 2010’da Alman ekonomisinin cüzi de olsa büyüme kaydedeceği tahmin ediliyor. Japonya’daki banka krizi beş yıl sürmüş ve ekonomiyi canlandıran kredi muslukları çok geç açılmıştı. Ama aynı senaryonun mutlaka Avrupa'da da tekrarlanması gerekmez.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Ahmet Günaltay

Editör: Murat Çelikkafa