1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

15.10.2009 - Avrupa basınından özetler

Bugünkü Avrupa basınında dün açıklanan iki rapor, AB İlerleme Raporu ile BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün Açlık Raporu’na geniş yer ayrılıyor.

default

Viyana’da yayımlanan muhafazakar Die Presse gazetesi 2009 İlerleme Raporu’nu ve Birliğe aday ülkelerden Türkiye’yi mercek altına alıyor:

„Türkiye hem hukuk sisteminde yaptığı değişiklikler, hem de toplumun bakış açısındaki değişiklikle Batı Avrupa’ya giderek yaklaşıyor. Günümüzde birçok kurum vatandaşların hakları için çalışıyor, düşünce özgürlüğünün önünde engel oluşturan Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi artık uygulanmıyor, asi generallerin gücü de bastırıldı. Türkiye bunları kendi başına yapar mıydı? Yoksa AB üyelik perspektifi mi buna etki etti? Ne Brüksel'de, ne de Ankara’da Türkiye’nin yakın bir tarihte AB’ne gireceğine inanılıyor. Ancak Türkiye’de reformlar devam ettiği sürece, AB de müzakereleri sürdürmelidir. AB bunu hem kendi, hem de politik ve ekonomik olarak önemli bir partneri olan Türkiye’deki vatandaşların çıkarı için yapmalıdır.“

Danimarka’nın sağ liberal Jyllands-Posten gazetesinin aynı konuyla yorumunda ise şu satırları okuyoruz:

„AB’nin yıllık raporunda Türkiye’nin üyeliği konusunda yeni bir ayrıntı yok. Bu süreç 1999 yılından beri devam ediyor. (…) AB ve Türkiye’nin üyeliğine sıcak bakmayan Almanya ve Fransa, Türkiye’nin üye adayı olarak gerekli talepleri yerine getirmediğini açık ve net biçimde ortaya koymalı. Türkiye’nin üyeliği konusunda burada sözkonusu olan bir başka nokta ise Avrupa için çok büyük önem taşıyan güvenlik ve enerji politikalarındaki sorunlardır.“

Münih’te yayımlanan Alman Süddeutsche Zeitung birinci sayfadan verdiği haberine „Türkiye AB üyeliğine daha çok uzak başlığını“ atmış. İç sayfalarda gazetenin Türkiye muhabiri Kai Strittmatter imzalı yorumda ise şu satırlar göze çarpıyor:

„Türkiye AB üyeliğine henüz hazır değil. Bu cümle şu günlerde sık sık duyuluyor. Doğru da. Bunun nedenlerini AB Komisyonu’nun İlerleme Raporu’nda okumak mümkün. Türkiye’nin AB’ne üyeliği 15, 20 yıl sürecek. Türkiye'ye sadece bu süre içinde AB yasa, yönetmelik ve değerlerine uygun biçimde değişime uğraması şansı verildi. Birlik onu ancak o zaman içine alacak. Türkiye bu şansı haketti. Bu AB’nin de kazancına olur. (...) Türkiye 15 yıl sonra 2009’un Türkiyesi’nden çok farklı olacak. Ekonomisi AB üyesi ülkelerden çok daha hızlı büyüyor. Gerçek demokrasiye giden yolda büyük adım atacağına güvenilebilir. Hristiyan Demokrat bir milletvekili dün ‚Türkiye’nin yapısının AB üyeliğine uygun olmadığını’ söyledi. Bu son derece saçma. Başbakan Erdoğan ve Türk demokratların desteğe ihtiyacı var. Avrupa onlardan bu desteği esirgememeli.“

Avrupa basınında yer bulan bir başka önemli konu ise BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün dün , dünya genelinde açlığın geldiği boyutu sergileyen rapor. Luxemburger Wort raporu şöyle değerlendiriyor:

„BM üyesi ülkeler dünya genelinde açların sayısını 2015 yılına kadar yarıya indirme hedefini belirlemişti. Bu hedefi 2000 yılında belirlediler. Ancak dünya genelinde açların sayısı azalmıyor, tam tersine artıyor. Dünya üzerinde bir milyar insan, yani her altı kişiden biri açlık çekiyor ya da sağlıklı beslenemiyor. Birçok neden açlığa gerekçe olarak gösterilebilir: Afetler, savaşlar, iklim değişikliği, doğum oranının artması, ekonomik durumun kötüleşmesi, yanlış yönetim vs. Ancak açlık mukadderat olmamalı. Siyasi irade olursa, ekonomik krizde görüldüğü gibi, bu soruna da çözüm yolu bulunabilir. Açlıkla mücadele de en önemli sorun para değildir. Açlık gibi küresel sorunların, ortak hareket edilerek hazırlanmış, uygun çözümleri zorunlu kıldığı giderek daha belirgin biçimde ortaya çıkıyor.“

Derleyen: Hülya Topcu

Editör: Ahmet Günaltay