1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

15.09.2010 - Alman basınından özetler

Dört yılda bir yapılan, Alman gençlerinin nabzını tutan Shell Araştırması'nın sonuçları bugünkü Alman gazetelerinde geniş yer buluyor. Araştırmanın ortaya koyduğu veriler, sosyo-ekonomik açıdan değerlendiriliyor.

default

Frankfurter Rundschau gazetesi araştırmanın sonuçlarını şöyle yorumluyor:

"Gençler iyimser mi? Geleceğe temkinli bakan lise son sınıf öğrencileri ve Hauptschule denilen, çok da başarılı olmayan gençlerin gittiği okullardaki öğrencilerin meslek eğitimi alma gibi hedefleri, madalyonun sadece bir yüzü. Shell araştırmasının içerdiği birçok olumlu mesaj, aynı neslin yüzde 10 ila 15'inin, hayatları ve duygusal dünyaları söz konusu olduğuda daha öğrenciyken kendilerini kaybeden olarak görmelerinin arkasında kayboluyor. Thilo Sarrazin'in mantığına göre ya bu gençlik bataklıktan kendi kendine çıkacak ya da şansını başka bir yerde arayacak. Ancak kalifiye eleman ihtiyacı bulunan ve bütün vatandaşlarının katılım hakkına sahip olmasını isteyen bir eğitim cumhuriyetinde bu, bir seçenek olamaz."

Neue Osnabrücker Zeitung'un aynı konuyla ilgili yorumu ise şöyle:

"Shell'in gençlik araştırmasının sonuçları doğru bir zamanda açıklandı. Almanya 40 yıl boyunca bir sonraki neslin sırtına yük bindirme mantığını güden, kaygısız ve dikkatsiz tavrını bir kenara bırakıp nihayet borçlarını azaltmayı istiyor. Shell'in araştırması, aile ve eğitim alanlarında yapılan harcamalara dokunulmamasına yardım ederse, amacına ulaşmış olur. Aile Bakanı'nın araştırma ile ilgili ilk tepkisi, bu konuda insanı çaresizliğe sevkediyor. Bakanın, hükümetin 2011'den 2014'e kadar Almanya genelinde sorunlu kentlerdeki 4 bin çocuk yuvasına ek 400 milyon euro ayrılacağı yönündeki sözleri, akıllara şu soruyu getiriyor: Peki ya şimdi geleceği konusunda iyimser olamayan gençler ne yapsın?"

Potsdam'da yayımlanan M ä rkische Allgemeine araştırma sonuçlarından politikacıların ders çıkarması gerektiği görüşünü savunuyor:

"Almanya'da gençler gerçekçi, kendine güveniyor ve iyimser. Yaşanan krizlere ve diğer sorunlara rağmen, yeteneklerini ortaya koyup, geleceğe güvenle, cesur bakan gençlerin sayısında artış gözleniyor. Bu, iyi bir işaret. Ancak araştırma, içinde bulunulan sosyal tabakanın da önemini gösteriyor. Bir başka deyişle iyimser olunması hangi sosyal tabakada olunduğuna bağlı olabiliyor. Fırsat eşitliğini savunan bir politika, bunu gözardı edemez. Eğitimin, başarının anahtarı olduğu artık bilinen bir gerçek. Ancak toplumdan kopma tehlikesiyle karşı karşıya olan gençlerin oranının yüzde 10'a ulaşması karşısında Aile Bakanı'nın aklına fazla bir çözüm gelmeyecektir."

Konuyla ilgili aktaracağımız son yorum, Lübecker Nachrichten'den:

"Eğitim ve sosyal alanda politikacılar toplumumuzun üçüncü alt tabakası ile yoğun biçimde ilgilenmek zorunda. Aksi takdirde toplumun alt katmanlarındaki insanların çocukları ya güvencesi olmayan işler bulur ya da işsiz kalır, az bir maaş alır ve yetersiz eğitim seviyesi nedeniyle sürekli olarak ikinci sınıf bir sosyal dünyaya ait olur. Ya da içinde bulundukları bu dünyadan bir türlü çıkamaz ve ailelerinin eriştiği yaşam koşullarından daha iyisine sahip olamazlar. Almanya'da hükümetler bir süredir eğitim politikası konusunda harekete geçtiler, ancak bu, yeterli değil. İzlenen sosyal politika, ayrıcalıklara sahip olmayan aileleri de kapsamalı. Eğer bu kesim sosyal açıdan düşüşü yaşar ve perspektifi olmazsa, o zaman çocuklarına, çalışmanın, emek harcamanın değeceğini nasıl gösterebilirler, onlara iyi bir örnek olabilir ki?


© Deutsche Welle Türkçe


Derleyen: Hülya Topçu

Editör: Murat Çelikkafa