1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

15.06.2010 - Alman basınından özetler

Alman basınında Türkiye - AB ilişkileri, Belçika’da siyasi deprem olarak değerlendirilen seçim sonuçları ve Almanya’da koalisyon hükümetinde yaşanan gerilim ön plana çıkıyor.

default

Die Welt gazetesinde, Türkiye – AB ilişkilerini mercek altına alan "Bu Türkiye, Avrupa değil" başlıklı yorumda, ABD Savunma Bakanı Robert Gates’in AB’nin bazı ülkelerinin Türkiye’ye karşı tutumunu eleştiren sözleri anımsatılıyor ve şu değerlendirme aktarılıyor:

“Karşılıklı yabancılaşmadan Avrupa kadar Ankara da sorumlu. AB üyesi olmayan ve Türkiye gibi NATO üyesi de olmayan, pek çok ülke kendini batıya bağlı hissediyor. Ve Türkiye gibi Hamas ile İran’a sarılmıyor. Türkiye’nin eksenini değiştirmesi sadece AB tarafından incitilmiş olmaya dayanmıyor. Bunun bir nedeni de AKP iktidarının İslamcı ideolojisi ve stratejik hesaplarıdır. Başbakan Erdoğan bir ölçüde İslam’ın Batı karşıtı köklerine dönüyor. Türk dış politikasındaki eksen kayması Batı’da ısrarla yalanlanıyor. Ve halen Türkiye’nin Ortadoğu'ya uzanan bir köprü vazifesi görebileceği yönündeki kurguya inanma ısrarı var. Peki Türkiye en son ne zaman bölgede Batı'nın değerleri veya çıkarlarından yana tavır aldı? İşte tam da bu nedenle Türkiye’nin AB sürecini hızlandırarak bu ülkeyi ödüllendirmek komik olur. Zaten Batı'nın çıkarlarıyla zıt hareket eden bir NATO üyesinin varlığı yeterince kötü bir durum. Böyle bir Türkiye’nin Avrupa’da işi yok.”

Süddeutsche Zeitung gazetesinde yorumdaysa Belçika'daki erken seçimlerde ülkenin bölünmesinden yana olan Yeni Flaman İttifakı’nın oy patlaması yapmasının nedenleri irdeleniyor:

“Belçikalı seçmenler son bir uyarıda bulundu. Hemen şimdi ciddiyetle bir devlet reformu yapılmak durumunda. Zira Flamanlar, tembel Valonların da kasaya çağrılmasını istiyor. Bu yapılmadığı takdirde kurtarılacak bir birlik yok. Bu adım, halklar arasındaki husumeti ortadan kaldırmayacaktır ancak önemli bir başlangıç olabilir. Ayrıca siyaset insanlara, birlikte yaşamanın zor ama ayrılmanın büyük bir felaket olacağını anlatmak zorunda. Çünkü böyle bölünmüş bir Belçika, Avrupa ve uluslararası alanda önemini yitirmiş olacaktır.”

Berlin'de yayınlanan T ageszeitung gazetesi ise Belçika seçim sonuçlarının yeni bir başlangıç için fırsat sunduğuna işaret ediyor:

“Cepheler keskinleşti. Flamanların çoğunluğu muhafazakar ayrılıkçılardan yana oy kullandı. Valonlar ise bütünlüğü korunmuş bir Belçika'dan yana olan Sosyalistleri seçti. Bu keskin cepheler yıllardır süren devlet krizinin çözümü için uzlaşı sağlanmasına katkıda bulunabilir. Zira her iki partinin seçmenleri kendi çıkarlarının korunacağından emin. Bu nedenle uzlaşı doğrultusunda adım atılması zafiyet olarak algılanmayacaktır. Seçim sonucu bir bölünme gibi görünse de belki Belçika yeni bir uzlaşı sürecinde yol alıyordur.”

Handelsblatt gazetesi ise yorum sütunlarına Almanya'daki koalisyon hükümetindeki çatlaklara ışık tutuyor. Hrıstiyan Birlik Partileri ve Hür Demokratlar arasındaki gerilim erken seçim tartışmalarını da beraberinde getirdi. Gazetede ise yeni bir koalisyon hükümeti formüllerini aktarıyor:

“Şu anda koalisyon bitmiş durumda ama muhalefette de iş yok. Zira muhalefette, hükümeti kurabilecek bir güç yok. SPD'nin iktidar sıralarına dönüşü için henüz çok erken. Hükümeti idare edebilecek durumda değil. Merkel, bir zamanlar Helmut Schmidt'in yaptığı gibi Hür Demokrat Partili bakanlarından kurtulabilir. Ancak SPD büyük koalisyona yanaşmaz. Erken seçimlere de pek sıcak bakmıyorlar. Ancak bir azınlık hükümetine yanaşabilirler. Ancak bu kadar zorlu bir süreçten geçmekte olan bir Federal Almanya Cumhuriyeti için böyle bir seçenek gerçekten çok cesaret ister.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Değer Akal

Editör: Murat Çelikkafa