1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

15.03.2012 - Alman basınından özetler

Alman gazetelerinde UCM'nin ilk kararı, Neonazileri hedef alan polis operasyonu ve ülkenin en büyük eyaletindeki hükümet kriziyle ilgili yorumlar dikkat çekiyor.

default

Kongolu asilerin lideri Thomas Lubanga Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından, 2002 – 2003 yılları arasında Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin doğusunda 15 yaşından küçük çocukları askerliğe zorlamaktan ve savaş suçu işlemekten suçlu bulundu. Berlin’de yayımlanan Die Welt gazetesi bu bağlamda süper güçlerin Ceza Mahkemesi karşısındaki tutumunu sorguluyor:

“ABD, Rusya, Çin ve Hindistan tarafından tanınmayan Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin devletler hukukunu kabul ettirip ettiremeyeceği ezelden beri tartışılır. Ugandalı katil Kony ve Darfur soykırımından sorumlu tutulan Sudan Devlet Başkanı Ömer Beşir hakkında tutuklama kararı çıkartılmış, ama zanlılar yakalanmadığı sürece halktan intikam almalarının önlenemeyecek olması mahkemenin yetersizliğine delil gösterilmişti. Ama adli takibattan vazgeçilmesi Kony ve onun gibilere verilmiş ‘en insanlık dışı suçların bile cezasız kalacağı’ sinyali olur. Lahey’in muhtemel savaş suçu zanlılarının gözünü korkutması zaman alacak. Ama Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin kurulması isabetli olmuştur.”

Berliner Zeitung, Lubanga’nın suçluluğuna hükmedilmesini şöyle değerlendiriyor:

“Mahkeme kararı, dünyanın bütün başına buyruk ve gücü sayesinde kendine dokunulamayacağını sanan canilerine ders olmalı ve er veya geç adaletin pençesine düşeceklerini onlara hatırlatmalı. Karar aynı zamanda, ilk hükmünü kurulduktan on yıl sonra verebilen Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin de itibarını kurtardı. Lahey’de açıklanan karar aynı zamanda mahkemeyi boykot eden devletlere ‘serzeniş’ anlamına geliyor. ABD, Çin, Sudan, İsrail ve diğerleri, günün birinde kendi vatandaşlarının uluslararası adalete hesap vermek zorunda kalabileceği korkusuyla mahkemeyi tanımıyor.”

Münih’te yayımlanan Süddeutsche Zeitung’dan aktaracağımız yorumun konusu, Alman polisinin dört eyalette birden aşırı sağcılara yaptığı baskın:

“Bütün Almanya’da hakkında tutuklama emri çıkartılmış olup da henüz yakalanamayan yüz dolayında aşırı sağcı var. Son haftalarda dile getirilen ısrarlı talepler sayesinde polis üzerindeki kovuşturma baskısı arttı. Almanya’nın batısındaki bir Neonazi hücresine yapılan baskından kamuoyu ve aşırı sağcılar şu dersi almalı: Irkçılığın başladığı yerde liberal hukuk devletinin sabrı tükenir. Şüpheli ve gıyabında hüküm yemiş Neonaziler bir an önce yakalanıp adalete teslim edilmeli. Güvenlik birimleri bunu yaparken heyecan verici operasyonlarla yetinmeyip, sözüm ona zararsız vakaların üzerine de kararlılıkla gitmeli.”

Almanya’nın en kalabalık nüfusa sahip eyaleti Kuzey Ren Vestfalya’daki Sosyal Demokrat - Yeşiller azınlık hükümetinin bütçenin ret edilmesi yüzünden erken seçime razı olmasını Frankfurter Allgemeine Zeitung şöyle yorumluyor:

“Sosyal Demokrat eyalet başbakanı 2010 yılındaki eyalet parlamentosu seçiminden muzaffer değil de, kendi deyimiyle ‘çaresizliğin başbakanı’ olarak çıkmış olmasının vebalini sanıldığından da çabuk ödemek zorunda kaldı. Bu dezavantajı şimdiye kadar hep, duruma hakim olduğu izlenimini uyandırarak ve Hıristiyan Demokrat muhalefeti erken seçimle tehdit ederek kapattı. Sosyal Demokratların erken seçimden korkmaları için hiçbir neden bulunmadığından, parlamentodan seçim kararının çıkması onları sarsmadı. Koalisyon ortağı Yeşillerin gücü sayesinde, azınlık hükümetini kurdukları günden beri seçmenin desteğine sahiptiler.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Ahmet Günaltay

Editör: Hülya Köylü

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız