1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

15.03.2011 - Avrupa basınından özetler

Avrupa gazetelerinde Japonya’daki facia kapsamında nükleer enerji santrallerinin geleceği ve Almanya’da nükleer santrallerin işletme sürelerinin uzatılması kararının üç aylığına askıya alınması öne çıkıyor.

default

Sağ-liberal İtalyan gazetesi Corriera della Sera, Japonya’da yaşananlarla birlikte dünya çapında bilime ve nükleer enerjiye olan güvenin sarsıldığı görüşünü savunuyor. Gazetenin yorumunda özetle şu görüşler yer alıyor:

“Nobel Barış Ödülü sahibi Elias Canetti, herşeyi bildiğini söyleyen ve bildiklerine inanıyormuş gibi görünen hiç kimseye güvenilmemesi tavsiyesinde bulunmuştu. Fukuşima felaketinden sonra bazı uzmanlara güvenilmeyeceği de ortada. Bu uzmanların bazıları, nükleer enerjinin tam anlamıyla güvenilir olduğunu, Japonya’da yaşanan trajedinin özel bir durum anlamına geldiğini, dünyanın başka köşelerinde bir benzerinin yaşanmayacağını iddia ediyorlar. Ancak, bilimsel kesinliği olan saptamalara ve teknolojik ilerlemelere insanların beslediği güvenin nükleer bir sarsıntı ile birdenbire yerle bir olması, bizim, yaşanan olayları aşırı bir şekilde yorumladığımız anlamına gelmese gerek!”

Fransız Le Monde, doğal afetin yanısıra insan eliyle ortaya çıkan bir dramın daha bulunduğunu, onun da büyük boyutlu bir nükleer kaza olasılığı olduğunu vurguluyor. Yorumun devamını okuyoruz:

“Sivil nükleer enerji kullanımının geleceği konusunda karar aşamasına ileride gelinecek. Ama Fukuşima’da olan bitenlerden ders çıkartmadan önce bazı sorular yöneltme hakkımız da bulunuyor. Deniz kenarında kurulan nükleer santrallerin taşıdığı riskler neler? Nükleer enerji kullanımının moda olduğu günümüzde Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın güvenlik standartları neden her nükleer santral için bağlayıcı değil? Şunu da sormak gerek: Riskler bu kadar büyükse, nükleer santralleri işleten firmaların tipik başvurduğu gizlilik ilkesi ve şeffaflık dışı tutumlarına karşı ses çıkaramayacak mıyız?”

İspanyol El Periodico gazetesi ise, Alman hükümetinin ülkedeki nükleer santrallerin işletme sürelerini üç aylığına askıya alma kararını olumlu bulan bir yorum kaleme almış:

“Japonya’daki nükleer facia Avrupa’yı da heyecana sürükledi. Kamuoyundaki görüşler farklı ve bir güvensizlik havası var. Almanya Başbakanı Angela Merkel’ın Alman nükleer santrallerinin işletme sürelerini askıya alma kararı diğer ülkeler açısından da ders çıkartılacak bir girişimdir. Bunda elbette Almanya’daki çevrecilerin başka yerlerdekinden daha fazla ağırlığı olması da rol oynuyor. Moratoryum kararının, Alman ekonomisinin canlanma aşamasında olduğu, dolayısıyla daha fazla enerjiye ihtiyaç duyduğu bir dönemde gelmesi de ilginç! Diğer ülkelerin, örneğin elektrik ihtiyacının yüzde 75’ini nükleer santrallerden karşılayan Fransa’nın da Berlin’i örnek alması iyi olurdu.”

Sol-liberal İtalyan gazetesi La Repubblica ise aynı kapsamdaki yorumunda, Avrupa’da nükleer santraller konusunda ilk frene basan ülkenin yine Almanya olduğunu, İtalya’da ise merkez-sağ hükümetin farklı bir yöne gitmekte olduğunu belirtiyor ve ekliyor:

“Düne kadar nükleer enerji yanlısı görünen muhafazakar-liberal Avrupa, bu konuda boyun eğmeme eğiliminde olanlar ile, Başbakan Angela Merkel’ın yaptığı gibi durumun acilen gözden geçirilmesini talep edenler diye iki kampa bölünüyor.”

Polonya gazetesi Gazeta Wyborcza’dan seçtiğimiz yorum ise Japonya’da yaşanmakta olan facia dolayısıyla ikinci plana düşen Libya’daki gelişmelerle ilgili. Gazete, Arap Birliği’nin Libya’ya müdahalesinden yana görüş bildiriyor:

“Libya’daki direnişçiler açısından dışarıdan askeri bir müdahale ölümcül olur. Bu müdahale belki Kaddafi’ye bağlı birliklerin havadan saldırılarını önler ama halk ayaklanmasının da inandırıcılığını yok eder ve ona sömürgeci damgasının vurulmasına sebep olur. Burada tek çözüm yolu Arap Birliği’dir. Bu örgütün kuruluş bildirgesinde, “Arap ulusunun birliği” için çalışır diyor. Peki, Arap Birliği Libya’ya neden müdahale etmiyor? Bu, dışarıdan değil, Arap dünyası içinden bir karışma anlamına gelir."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Çelik Akpınar

Editör: Beklan Kulaksızoğlu