1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

14.12.2009 - Avrupa basınından özetler

Kopenhag'daki iklim konferansı, Batı ile İran arasındaki ilişkiler ve Fransız ekonomisinin durumu, bugünkü Avrupa gazetelerinden seçtiğimiz yorum konularını oluşturuyor.

default

Avrupa gazetelerinden derlediğimiz basın özetlerinin ilk konusu Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da devam eden dünya iklim konferansı. Fransız L’Alsace, gezegenimizin kurtarılması söz konusu iken heyetlerin ayrıntılar üzerinde tartışmasını eleştiriyor.

“Dünyamızda hayatın sona ermesine göz yumulamaz. Konferansın sonlarına doğru Danimarka başkentine akın edecek olan siyasi sorumlular, başarısızlığın mesuliyetini üstlenmek istemeyeceklerinden, zirveden herhangi bir sonuç çıkacak. Ama her şey, bu uzlaşmanın nasıl olacağına bağlı. Dünya milletlerini enerji israfı karşısında uyarmak için Kopenhag buluşmasından iyi bir fırsat olamaz. İklim konferansı, bu bakımdan amacına ulaşmıştır. Ama mucize beklemeyelim.”

Cenevre’de yayımlanan İsviçre gazetesi Tages-Anzeiger , büyük sigorta şirketlerinin dünya iklim konferansında temsil edilmesini konu alan yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

“Kopenhag'daki iklim zirvesinin küçük ada devletleri açısından başarıyla sonuçlanması mümkün. Kapanış bildirisine büyük bir ihtimalle afet sigortasıyla ilgili bir bölüm eklenecek. Böylelikle iklim değişikliğinden en çok etkilenen, kuraklık ya da seller yüzünden fakir düşen ülkeler tazmin edilecek. Sigorta sayesinde ilk kez maddi kayıpların telafi edilmesi mümkün olacak. Sigortacılık şirketleri iklimdeki dramatik değişiklikteki paylarından dolayı sorumluluk üstlenmek zorunda olduklarını teslim etmeye hâlâ yanaşmıyorlar. Sigortacılar on yıllardır çevre tahribatından sebepleniyorlar. İklim değişikliğinin mağdurlarını kârlarına ortak etme zamanı artık geldi.”

İklim konferansını konu alan bir diğer yorum da Luxemburger Wort gazetesinde yayınlandı. Yorumda, iklim değişikliğinin baş sorumlularının ekonomik durumlarına işaret ediliyor:

“Kopenhag buluşmasının başarıyla sona ermesi Pekin ve Washington yönetimlerinin tutumuna bağlı olacak. BM İklim Konseyi’nin küresel ısınmayı iki dereceyle sınırlı tutma hedefi enerji verimliliğinin artırılması açısından yararlı olacak. ABD ve Avrupa Birliği, Çin gibi ülkelerden sera gazı emisyonuyla ilgili bağlayıcı indirim hedefi isteyebilecekler. Ama bunun bedelini, bütçelerinin içinde bulunduğu durum nedeniyle ödeyemeyecekler. Bu bakımdan iklim konferansında tarafların sera gazı emisyonunu düşürme vaadinde bulunmaları mümkün. Ama bu gayretlerin finansman ve bağlayıcılığından taviz verilmesi gerekecek. Pekin ve Washington yönetimleri da zaten bunu istiyor.”

Basın özetlerine İngiliz The Times gazetesinin İran ile Batı dünyası arasındaki nükleer anlaşmazlığı konu alan yorumuyla devam ediyoruz:

“İran yönetiminin, nükleer programın yalnızca elektrik üretimi için geliştirdiği şeklindeki açıklamaları daha başında ihtiyatla karşılanmalıydı. İran’ın nükleer geliştirme programına, sürekli kandırmacalar yüzünden daha çok kuşku ve güvensizlikle yaklaşmak gerekir. İran’ın nükleer serüvenciliği, hem meydan okuma hem de tehdittir. İran kendi imkanlarıyla korkunç askerî darbe indirme gücüne adım adım yaklaşıyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Churchill, kısa sürmesini beklediği ABD’nin atom bombası tekeliyle ilgili olarak, ‘bizim için sonu kötüye varacak bir gelişme karşısında acemice ve lakayıt davranamayız’, demişti. 60 yıl sonra Batılı diplomasi tam da bunu yapmıyor mu?”

Paris-Normandie adlı Fransız gazetesinden aktaracağımız yorum ise ‘Tony Blair ve Irak Savaşı’ başlığını taşıyor:

“Tony Blair ‘Irak’ın kitle imha silahları bulundurmadığına dair kanıt da olsa, George Bush’un yanına İngiliz birlikleri verirdim’, diyor. Eski başbakanın itirafı, herkesin düşünebileceği bir şeyi teyit ediyor: Bu savaşın tek hedefi, Saddam Hüseyin’i alaşağı etmek ve ABD’nin haçlı seferi hayallerine askerî gerçeklik kazandırmaktı.”

Basın özetlerine, Paris’te yayımlanan sol liberal Liberation gazetesinin, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin krizle mücadele politikasını konu alan yorumuyla son veriyoruz:

“Rakamlar, bir yıllık krizin ardından Fransa’nın, komşularına kıyasla ekonomik durumunun daha iyi olduğunu gösteriyor. Üretim beklendiği kadar düşmedi, tüketim harcamaları da fazla değişmedi. Ama bu, hükümetin politikalarından ziyade, Fransa ekonomisinin uluslararası konjonktürden daha az etkilenmesinden kaynaklanıyor. Hükümet, satın alma gücünü tamamen feda etmeden yatırımları teşvik edebildi. Ama Fransızlar krizden finans sektörünün kârlı çıkmasını adil bulmuyor. Sarkozy’nin krizle mücadele politikası eşitsizlikle mücadeleyi içermiyor.”


© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Ahmet Günaltay

Editör: Murat Çelikkafa