1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

14.11.2011 - Alman basınından özetler

Almanya'da bir Neonazi terör hücresi tarafından işlenen cinayet ve yapılan terörist eylemlerin yıllar sonra ortaya çıkarılması Alman basınında da geniş bir şekilde yankı buldu.

default

Ulusal gazetelerden Die Welt, hem güvenlik birimlerinin hem de kamuoyunun, aşırı sağdan kaynaklanan tehlikeyi görmezden geldiğini savunuyor:

“İki Almanya’nın birleşmesinden bu yana meydana gelen çok sayıda ırkçı saldırının ardından, aslında Alman toplumunun büyük bir bölümünün, aşırı sağcılığa karşı bağışıklık kazandığı düşünülüyordu. Teslim olan kadın teröristin anlattıkları ve tesadüfen ortaya çıkarılan ayrıntılar doğruysa bu, büyük bir skandal. Bundan daha da vahim olan nokta ise gerek soruşturmaları yürüten güvenlik birimlerinin gerekse kamuoyunun, bu eylemlerin motiflerinin farkına varamamaları, hatta belki de farkına varmak istememeleridir.“

Koblenz merkezli Rhein-Zeitung da güvenlik birimlerinin, “dönerci cinayetleri“ olarak anılan aşırı sağ motifli eylemlere yaklaşımını eleştiriyor:

“Nasıl oluyor da güvenlik birimleri, bu terör hücresinin varlığını bilmiyor. Ya da yetkili makamların elinde gerçekte ne kadar bilgi vardı, ne kadarını görmezden geldiler? Üç katil, izlerini nasıl kaybettirmeyi başardı? Federal Anayasayı Koruma Dairesi ve polis, bu ve benzeri daha birçok kritik soruyla muhatap olmaya devam edecek. Sürekli olarak ırkçılığa karşı daha fazla medenî cesaret göstermeye çağrılan bir toplumun fertleri, güvenlik birimlerinin bile görmekten aciz kaldığı aşırı sağcı terör tehlikesinin nasıl farkına varabilir ki?“

Başkent Berlin’de çıkan Tagesspiegel gazetesi ise konuya farklı bir açıdan yaklaşıyor ve istihbarat birimlerinin, aşırı sağcı terör grupları içine sızdırdıkları “bağlantı adamlarını“ sorguluyor.

“Aşırı sağ kaynaklı şiddetin boyutları bugüne kadar Almanya’da hep küçümsendi. Burada en hassas konulardan biri de (Almanya’nın iç istihbarat teşkilatı olan) Federal Anayasayı Koruma Dairesi’nin uyguladığı ‘bağlantı adamı sızdırma‘ yöntemi. Aşırı sağcı Nasyonal Demokrat Parti (NPD)’nin kapatılması istemiyle açılan dava, çözümü imkânsız hukuksal sorunlar ve devlet tarafından partinin içine bağlantı adamı sızdırıldığının ortaya çıkması nedeniyle 2003 yılında Anayasa Mahkemesi’nden dönmüş, gerek hükümet gerekse parlamento en büyük hezimetlerinden birine uğramıştı. Elbette Yüksek Mahkeme yargıçlarının, istihbarat birimlerinin çalışma yöntemlerine karşı tolerans göstermediği öne sürülebilir. Yine de iç istihbarat teşkilatının, aşırı sağ ve benzeri soruşturmalarda, içeriye ajan sızdırma yöntemini uygulaması, son derece hassas ve tartışmalı bir mevzu olarak kalmaya devam edecektir.“

Son olarak Düsseldorf merkezli Westdeutsche Zeitung’dan bir alıntı yapıyoruz:

“Yeniden dillendirilmeye başlanan, aşırı sağcı Nasyonal Demokrat Parti (NPD)‘nin kapatılması çağrılarının şu aşamada pek bir yararı olmaz. Bu tür kararlar alelacele ve duygusal tepkiler neticesinde alınmamalıdır. Zira NPD’nin kapatılması, bu partiye sempati duyan ancak henüz atıl vaziyette bekleyen çok sayıda kişinin de radikalleşmesine neden olabilir.“            

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Murat Çelikkafa

Editör: Başak Özay

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız