1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

14.09.2010 - Alman basınından özetler

Bugünkü Alman gazetelerinden Türkiye'deki anayasa referandumuyla ilgili yorumları seçtik. Gazeteler, referandumu Türkiye'nin AB üyelik süreci açısından ele alıyor.

default

Frankfurter Rundschau gazetesi referandum sonuçlarının, Türk toplumundaki değişime ışık tuttuğunu belirtiyor

"Bu referandum belki de Türkiye'de sınıflar arasındaki mücadele açısından önemli bir sınavdı. Bir tarafta eski elit kesim var. Bu kesim ordu ve yargı tarafından destekleniyor, Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün mirasını kendilerinin sürdürdüğünü ilan ederek, politikayı kendi tekellerine alıyorlar, ekonomiye ve Türk toplumuna yön veriyor, belirliyorlar. Bu kesim ayrıca devleti de kendi mülkü olarak görüyor. Ancak zaman içinde Türkiye'de yeni bir orta sınıf oluştu. Bu, Anadolu'nun geleneksel, dinî ve muhafazakâr değerleriyle şekillenen bir sınıf. Anayasa referandumunun sonucu aslında içeriye ve dışarıya verilen önemli bir mesaj: Türklerin büyük çoğunluğu reform istiyor, demokratik değerlere önem veriyor, yüzüzünü Avrupa'ya dönmüş durumda. AB, buna yanıt vermeli ve Türkiye'ye 'eğer' ve 'ama' gibi koşulların, çekincelerin bulunmadığı, açık ve net bir Avrupa perspektifi sunmalıdır."

Almanya'nın bir başka saygın gazetesi, Münih'te yayımlanan Süddeutsche Zeitung'da ise Türkiye'deki referanduma neredeyse bir tam sayfa ayırarak "Günün Konusu" başlığı altında geniş bir şekilde ele alıyor. Kai Strittmatter imzasıyla yayınlanan haber-analizde, sandıktan "evet" çıkmasının ardından Türklerin, kendilerine karşı Batı'da varolan birtakım önyargı ve klişelerin artık ortadan kalkmasını umdukları belirtiliyor. Yazıda batı ve güneydeki sahil şeridinin referandumda "hayır" dediği hatırlatılarak, özellikle muhafazakâr kimlikleriyle bilinen Anadolu insanının oylarıyla Türkiye'nin daha modern yapıya kavuşacağına vurgu yapılıyor.

Yine Süddeutsche Zeitung'da "Türkiye ikilemi" başlığıyla yapılan yorumdaysa Türkiye'nin giderek daha Avrupalı olduğu, ancak Avrupa Birliği'nin Ankara'nın AB üyeliği konusunda bir türlü karar veremediği dile getiriliyor. Yorumda özetle şu satırlar yer alıyor:

"Türkiye, daha demokratik, liberal ve dünyaya açık bir ülke haline geliyor. AB ile beş yıldır süren üyelik müzakereleri ise yerinde sayıyor. Nedeni, Kıbrıs'ın, Ada'nın bölünmüşlük sorunu yüzünden neredeyse bütün fasılları veto etmesi, Yunanistan'ın Rum kesimiyle dayanışma için buna destek vermesi, Fransa'nın ise Türkiye'nin Avrupa'ya uyup uymayacağı yönündeki temel endişeye sahip olması. Eğer politik bir mucize olmazsa, AB ile Türkiye arasındaki müzakereler, 2011 yılında dondurulabilir, çünkü Türkiye ile AB arasında müzakere edilecek, konuşulacak bir konu kalmamış olacak. Türkiye'de de AB heyecanı bir süredir azalmış görünüyor. Türkiye'nin modernleşmesini isteyenler, Başbakan Erdoğan'ın partisinin taraftarlarından çok daha fazla. Referandum sonucu bunu gösteriyor. Bununla, Türkiye'deki temel bir çelişki de ortaya çıkıyor: Türkiye'de kökleri siyasal İslam'a dayanan bir güç, bundan 90 yıl önce Mustafa Kemal Atatürk'ün belirlediği, Batı'ya giden yolda ilerlenmesi hedefini, önemli bir seçim sonucuyla sürdürüyor. Belki de kendilerini, Atatürk'ün bıraktığı mirasın savunucuları olarak gören muhalefeti bu kadar öfkelendiren ve Avrupa'ya şüpheli bakmaya iten neden de bu. Avrupa bunu takdir etmeli ve kaydettiği ilerlemeler nedeniyle Türkiye'ye karşı gerekli saygıyı göstermelidir."

Kölner Stadt-Anzeiger'in aynı konuyla ilgili yorumunda ise şu satırlar göze çarpıyor:

"Yeni Türkiye, Orta Asya'dan Uzakdoğu'ya kadar uzanan yelpayezede giderek daha iyi ticari ilişkilere sahip oluyor. Türkiye bu özelliğiyle Avrupa için partner olarak da giderek daha fazla cazip hale geliyor."


Schw ä bische Zeitung ise şu yorumu yapıyor:

"Referandum, Türkiye'nin önceden olduğu gibi şimdi de kendisine örnek olarak Avrupa'yı gördüğünü gösteriyor. Ancak Türkiye'nin AB'ye üye olması, Birlik için büyük bir sorun. Çünkü Avrupalılar bu ülke ile ne yapacaklarını tam olarak bilmiyorlar."

© Deutsche Welle Türkçe


Derleyen: Hülya Topçu

Editör: Murat Çelikkafa