1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

14.05.2010 - Avrupa basınından özetler

Brüksel’in Euro Bölgesi’nde devam eden krizi kontrol altına alma adımları ayrıca İngiltere’de kurulan yeni koalisyon hükümeti bugünkü Avrupa basınında geniş yer buluyor.

default

Fransa’nın başkenti Paris’te yayımlanan Le Monde gazetesi Brüksel’in AB İstikrar Paktı kriterlerine uymayan hükümetlerin daha disiplinli hale getirilmesi için getirdiği önerileri eleştiriyor:

“AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, Euro bölgesi ülkelerini, hazırladıkları bütçe taslaklarını milli parlamentolarda görüşülmeden önce AB Komisyonu’na sunmaları çağrısında bulundu. Barroso bu sayede, üyelerin bütçe disiplinlerini kontrol edip, ödevlerini iyi yapmayanları cezalandırabilmeyi umuyor. Daha çok hükümetlerin karar verme yetkisini elinden almak olarak tanımlanabilecek bu öneri mantıklı bir işbirliği anlayışına ters düşüyor. Ayrıca finans piyasalarında düzenleme yapılmadan bütçelerle ilgili düzenlemelere gitmek yanlış olur. Bu girişim Avrupa’da var olan demokrasi açığına başka bir örnektir. Görünen o ki, Barroso, 2005’te Lizbon Antlaşması’nın hüsranla sonuçlanmasından gerekli dersleri çıkarmadı. Avrupa vatandaşları haklı olarak, böyle bir teknokratik federalizme karşı çıkacaktır.”

İtalya’nın Torino kentinde yayımlanan liberal görüşlü La Stampa gazetesi de borç krizi altında ezilen Yunanistan’a yardım edilmesi kararının ardından Avrupa’da şu an hâkim olan durumu ele alıyor:

“Avrupa öncelikle Yunanistan’ı mali çöküşten kurtarmaya karar verdi. Birlik içinde 700 milyar euronun üzerinde bir ‘garanti fonu’ oluşturulacağının açıklanması borsalara da olumlu yansıdı. Herkes tehlikeden uzaklaşıldığı kanısıyla rahat bir nefes aldı. İşte bu rahat nefes alma da aslında yeni bir risk kaynağı belki de temel riski oluşturuyor. Diğer bir deyişle bu riski, herkesin tedavi etmekten çok ateşini düşük tutmaya uğraştığı bir hastaya benzetmek mümkün.”

Avusturya'da yayımlanan Die Presse gazetesi de İngiltere’de 13 yıllık İşçi Partisi iktidarını sona erdirerek hükümet sıralarına oturan Muhafazakâr Parti-Liberaller ittifakını mercek altına alıyor:

“Koalisyon sözleşmesinde yer aldığı gibi Liberaller ve Muhafazakarların gerçekten 5 yıl iktidarda kalıp kalmayacağı tüm pragmatik yaklaşımlara rağmen şüpheli. İlk tasarruf önlemleri uygulanmaya başlayınca merkezkaç kuvveti de devreye girecektir. Liberaller için yeniden seçime gidilmesi daha büyük bir risk teşkil ediyor. Bu yüzden bir azınlık hükümetinden ise koalisyona girmeyi yeğlediler. Zira İngiliz halkı yeni bir seçimde tekrar salt çoğunluğu oluşturma düşüncesine kayabilir.”

Danimarka’da yayımlanan sol-liberal Information gazetesinin yeni kurulan İngiliz hükümetinin geleceğiyle ilgili öngörüsüyse şöyle:

“İttifakın bozulmasının engellenmesi, iki tarafın da çıkarına olacak. Londra'da kurulan hükümetin ortakları koalisyon sözleşmesini bu şekilde örgüledi. Bu, kriz dönemleri için de geçerli olacak. Muhafazakârlar kabinede ağırlıklı kadroları doldururlarken, liberaller nihayet şimdiye kadar kağıt üzerinde hayal olaeak kalan politikalarını hayata geçirebilecekler.(…)Liberal Parti Başkanı Nick Clegg ‘eski politikalardan uzaklaşmak' yönündeki en önemli seçim vaadini yerine getirmiş oldu. (…)İngilizlerin gelecek ay ve yıllarda bir koalisyon hükümeti tarafından yönetilme düşüncesine ısınıp ısınmayacaklarıysa hükümetin vereceği en önemli sınav olacak.”

© Deutsche Welle Türkçe


Derleyen: Meltem Karagöz

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız