1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

14.04.2011 - Alman basınından özetler

Alman gazetelerinde bugün öne çıkan konuların başında Berlin’de yapılacak Libya konulu NATO dışişleri bakanları toplantısı ve Alman Vakıfları Göç ve Uyum Bilirkişi Konseyi’nin açıkladığı yeni göç raporu yer alıyor.

Deutsche Presseschau türkisch 3. Mit deutschen Zeitungen. DW-Grafik: Per Sander 2010_05_28_presseschau_türkisch.psd

Deutsche Presseschau türkisch 3

Berlin’de yayımlanan Der Tagesspiegel gazetesi, Libya gündemli NATO dışişleri bakanları toplantısına ilişkin yorumunda, ‘bundan böyle Libya’da nasıl bir yol izlenecek’ sorusunun önemli olduğunu ve seçeneklerin aslında açık olduğunu belirtiyor:

“Birinci seçenek: NATO'nun Libya konusunda yanıldığını söyleyip, başladığı operasyonlarını bitirmesi. Böyle bir durumda şimdiye kadar yapılan herşey boşa gitmiş olur, Kaddafi yeniden canlanır ve ülkeyi yeniden ele geçirirken katliamlara neden olur. İkinci seçenek: Şimdiye kadar olduğu gibi gibi devam edilmesi ve sivil halkın havadan askeri operasyonlarla korunması… Bu seçenek, iç savaşın sonu kestirilemeyen bir süreye yayılmasını, Kaddafi’nin işbaşında kalmasını ve insani facianın günbegün büyümesini beraberinde getirir. Üçüncü seçenek: Askeri operasyonların boyutunu -kara kuvvetlerini de devreye sokarak- büyük ölçüde genişletmek ve bu suretle ya ülkeyi bölerek ateşkese ön ayak olmak, veya despotu koltuğundan alaşağı etmek.”

Neue Westfälische gazetesi aynı konudaki yorumunda, NATO’nun Libya’daki askeri operasyonunun uzadığını, asi güçlerle hükümet kuvvetleri arasında başabaş bir durum bulunduğunu, Batı ittifakının ise görüş ayrılığı içinde olduğunu savunuyor ve şu görüşlerle yorumuna devam ediyor:

“Diktatör Kaddafi'nin koltuğundan uzaklaştırılacağına dair bir işaret yok. Peki bu durumda NATO’nun girişimlerinin bir anlamı kalıyor mu? Açıkça evet! Çünkü bu operasyonlar sayesinde Kaddafi ülkenin tümüne hakim olamadı ve hükümet güçlerinin Bingazi’de katliam düzenlemesinin önüne geçilmiş oldu. Öte yandan Kaddafi’nin gücünün azalması diğer Arap ülkelerindeki isyanlar için de cesaret verici bir sinyal. Libya diktatörü zafer kazanmış olsaydı, korkular her yerde geri dönmüş olacaktı. Tüm Arap ülkelerinde sürecin geri tepme tehlikesi büyük. Olası tehlikelere direnme gösterecek demokratik yapılanmalar ise hiçbir Arap ülkesinde şu anda görünmüyor.”

Berlin’de yayımlanan Die Tageszeitung’dan seçtiğimiz yorumda ise Alman Vakıfları Göç ve Uyum Bilirkişi Konseyi’nin hazırladığı ve Alman hükümetine rapor olarak sunduğu yeni göç araştırmasının sonuçlarına değiniliyor:

“Klaus Bade’nin başkanlığındaki göç araştırmacılarının sunduğu raporda, daha cesaretli göçmen politikaları, daha şeffaf sığınmacı politikaları talep ediliyor. Bu, beklenen bir sonuçtu. Asıl sürpriz olan, bu talepler karşısında halkın ne düşündüğüydü ve bunlar da dün kamuoyuna açıklandı. Halkın büyük bir bölümü uzmanların görüşlerini destekliyor. Yani, Almanya’ya daha fazla uzman elemanın göçüne izin verilmesini istiyor ve sığınmacılarla da daha fazla dayanışmaya destek veriyor.”

Süddeutsche Zeitung, bilirkişi raporunda, her zaman halkın arzu ettiği göçmenlerin Almanya’ya gelmediğinin, bazı göçmenler için uyumun hep sorun olarak kalacağının saptandığına, öte yandan halkın da kıyamet senaryolarıyla yaşamadığına, bir biçimde duruma ayak uydurmasını bildiğine vurgu yapıldığını belirtiyor ve yorumunu şu görüşlerle noktalıyor:

“Bilirkişi heyetinin, Almanya’nın bir göçmen ülkesi olduğunu rakamlarla saptaması en önemli nokta! Alman vatandaşlarının, ‘öteki’ olarak gördükleri yabancılardan biraz ürktükleri, yabancıların devletten geçinmesine de iyi gözle bakmadıkları açık. Ama bu görüşlerine rağmen Alman vatandaşı öfkeli değil. 266 sayfalık bilirkişi raporu, bu açıdan, (yabancılar hakkında tartışmalı bir kitap yazmış olan Thilo Sarrazin’in tezlerini çürüten) bir Anti-Sarrazin belgesi niteliğinde.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Çelik Akpınar

Editör: Beklan Kulaksızoğlu