1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

14.03.2011 - Alman basınından özetler

Bugünkü Alman gazetelerinden seçtiğimiz yorumların tümü Japonya’nın bir nükleer facianın eşiğine gelmesi ve Almanya’nın bu durumdan çıkartması gereken derslere ilişkin.

default

Berliner Morgenpost gazetesi, “henüz süper nükleer patlama ve süper felakatin meydana gelmeyeceğine dair ümitler var. Henüz Fukuşima santralinin üzerinden Pasifik’e doğru esen batı rüzgarlarının yönü uygun. Henüz bölgedeki insanlar açısından en kötü olasılıkları düşünmemiz gerekmiyor” diyor ve yorumunu şöyle noktalıyor:

“Tokyo'da tüm bisikletlerin satıldığı, trenlerin, uçakların ve otomobillerin çalışmadığı gün geldiğinde insanların güneye doğru kaçmak üzere bu önlemi aldıkları haber veriliyor. Dileriz o gün hiç gelmez.”

Die Tageszeitung gazetesi, bugüne kadar tehlikelerin hep eski Doğu Bloku ülkelerindeki hurda nükleer santrallerden çıktığının iddia edildiğini, İsveç, Fransa ya da ABD'de belli aralıklarla süper nükleer patlamanın eşiğinden dönüldüğünün hep geçiştirildiğine dikkat çekiyor ve yorumunda şu sonuca varıyor:

“Şimdi Fukuşima’nın verdiği önemli sinyal şu: Öyle durumlar ortaya çıkabilir ki, orada üç kat güvenlik sistemi bile bir sonuç vermez. O zaman da geri kalan rizikonun sonuçlarına tamamen katlanılmak zorunda kalınır.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung yorumunda, “çok sayıda bina depremden hasar almadan çıkmış gibi görünmesine rağmen, dev dalgaların yol açtığı tahribat karşısındaki çaresizlik tablosu da o ölçüde büyük” diyor ve ekliyor:

“Bu durum karşısında güvenilir bir biçimde korunmanın imkanı olmadığı belli oluyor. Aynı şey olası nükleer kazaların sonuçları için de geçerli. Japonya'daki bu tesislerde Pazar gününden bu yana neler olup bittiği, bundan sonra neler olabileceği tam olarak açıklığa kavuşmuş değil. Ama şu anda Japon hükümetinin enformasyon politikalarına eleştiri yöneltmenin yeri ve sırası değil. Yapılan bazı açıklamalarda temkinli olunduğu farkediliyor gerçi ama, bir hükümetin olası senaryolar üzerine spekülasyon yapmama hakkı olduğunu da teslim etmek gerek.”

Stuttgarter Zeitung, Fukuşima nükleer santralinde kontrolün elden çıkmasının, milyonluk başkent Tokyo’ya doğru ilerleyen bir radyasyon bulutu görüntüsünü gözler önüne getirdiğine dikkat çekerek yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

“Bu senaryo, olağanüstü bir durumda toplumun ne kadar korumadan yoksun olduğunu da gösteriyor. Böyle senaryolar bir yandan kabul edilemez olduğundan, ama aynı zamanda önüne geçilmesi de tamamen mümkün olmadığından Almanya’da önceki Sosyal Demokrat-Yeşiller koalisyon hükümeti nükleer enerjiden vazgeçilmesini kararlaştırmıştı. Ne var ki şimdiki muhafazakar-liberal federal hükümet için bu karar hiçbir şey ifade etmedi. Şimdiki hükümet, nükleer enerjinin geleceğinin -siyasi dengelerin durumuna göre- birkaç yılda bir yeniden görüşebileceği izlenimi vermişti. Şimdi bu temel konuda böyle bir tavır alınamayacağı belli oldu.”


Frankfurter Rundschau gazetesi, Japonya’da nükleer facianın eşiğine gelinmesinin Almanya açısından sonuçlarına değindiği yorumunda şu görüşleri savunuyor:

“Berlin'de nükleer enerji konusunda riskleri artırma eğilimindeki muhafazakar-liberal hükümet açısından Fukuşima, gözler önündeki işarettir; hükümet bu işareti görse de görmese de… . Bu yüzden daha önceki Sosyal Demokrat-Yeşiller koalisyon hükümetinin nükleer santralleri kapatma uzlaşmasına geri dönülmesi gerekiyor. Vatandaş endişeli, ‘barışçıl’ nükleer enerji konusundaki güvensizlik büyük boyutta. Almanya’da siyasi partilerin nükleer santrallerin geleceği konusunu eyalet seçimleri konusuna dönüştürmeleri artık bir zorunluluktur. Bunun dışındaki her türlü girişim anlamsız olur.”

Münchner Merkur gazetesi, Uzak Doğu’daki dramatik gelişmelerden sonra hiç bir şey olmamış gibi davranılamayacağını Başbakan Angela Merkel’ın da anladığını, bu yüzden Almanya’daki nükleer santrallerin güvenliğinin yeniden denetleneceğini ilan ettiğini belirtiyor ve yorumunu şöyle tamamlıyor:

“Almanya’nın tek başına nükleer enerjiden vazgeçmesi belki vatandaşların yüreğine bir ölçüde su serper; ancak sorunun özüne çözüm getirmez. Bu konuya ancak Avrupa çatısı altında etkin bir çözüm bulmak gerekmektedir.”


© Deutsche Welle Türkçe


Derleyen: Çelik Akpınar

Editör: Beklan Kulaksızoğlu