1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

13.12.2004 - Alman basınından özetler...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘ın, ‚Bild am Sonntag‘ gazetesine verdiği ve Cumartesi günü ajanslara yansıyan mülakat Almanya’da geniş yankı buldu. Erdoğan bu söyleşide Türkiye’nin öne sürülen tüm şartları yerine getirmesine rağmen, diğer adaylardan farklı muamele gördüğünü, bunun da ayrımcılık yapma anlamına geldiğini belirtmişti. Erdoğan ayrıca anamuhalefet Hrisitiyan Birlik partilerini de eleştirerek, Türkiye’yi iç politikalarına alet etmek istediklerini, bunun büyük bir hata olacağı yönündeki görüşlerini dile getirmişti. Bu eleştiriye Bavyera’da örgütlü Hristiyan Sosyal Birlik Partisi Genel Başkanı Edmund Stoiber’den anında yanıt geldi. Stoiber, Türkiye‘nin adaylığına ellerindeki her türlü imkanla karşı koyacaklarını açıkladı. Basın derlememizde biz de ağırlıklı olarak bu konulara yer vereceğiz. Ayrıca Ukrayna’daki başkan adayı Yuşçenko‘nun zehirleme olayına ilişkin yorumlara da kısaca değineceğiz...

Münih’te yayımlanan Süddeutsche Zeitung gazetesinde, birinci sayfasında „Türkiye AB’de tam üyelik istiyor“ başlığı ile bir haber göze çarpıyor. Altbaşlıkta ise, Başbakan Erdoğan‘ın demecine atıfta bulunarak, AB’nin getirdiği yeni önkoşullar nedeniyle Ankara’nın kendini ayrımcılığa maruz kalmış hissettiği belirtiliyor. Ayrıca, Hristiyan Sosyal Birlik Partisi Genel Başkanı Edmund Stoiber’in Türkiye’nin üyeliğine ‚her türlü imkanla karşı çıkacakları’ sözü de haberde yer alıyor. Die Welt gazetesi, Türkiye Başbakanı’nın Alman anamuhalefetini eleştirmesi konusundaki yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

„Kim AB’nin önkoşullarını ayrımcılık olarak algılıyor ve Hristiyan Birlik partilerine, Türkiye’nin üyeliğini reddettikleri için büyük hata yaptıkları suçlamasını yöneltiyorsa, o kişi AB üyeliğinin asıl anlamını kavramaktan yoksun demektir. Üyelik, onlarca yıldan bu yana oluşan birliğin ortak hukuk sistemine entegre olmak üzere egemenliğin devredilmesi demektir. Daha müzakere sürecinin başlangıcında bile Türkiye’nin nasıl bir büyük değişime maruz kalacağı Ankara’nın gözleri önüne serilecektir. İşin bu yönü anlaşılmıyor. AB henüz ilk sinyallari vermeye hazırlanırken, Erdoğan daha hedefin ne olduğu konusunda yanılgı içinde bulunuyor.“

Westdeutsche Zeitung gazetesinin görüşleri de aynı yönde:

„Türkiye Başbakanı kendini tek ahlaki mercii gibi görüyor, Alman politikacılara ayrımcılık yaptıkları suçlamasında bulunuyor ama Türkiye’nin içişlerine karışılmasına her zaman karşı çıkıyor. Bugüne kadar anlamadığı şey, Avrupa Klübü’ne girmek istiyorsa, Türkiye’nin iç işlerinin otomatik olarak Avrupa’nın iç işi haline geleceğidir. Eğer Erdoğan’ın Türkiye’deki insan hakları örgütü çalışanlarını ‘teröristler’ olarak nitelediği doğruysa, o zaman bu, anamuhalefet liderleri Merkel ile Stoiber’in değermenlerine su taşıması anlamına gelecektir.”

Handelsblatt gazetesinin yorumu da şöyle:

"AB Zirvesi’ne az bir süre kala Türkiye tartışması yeniden alevlendi. Hristiyan Sosyal Birlik Başkanı Stoiber’in son dakikada Türkiye’nin tam üyeliğine karşı çıkması, ateşe körükle gitmek anlamına geliyor. Stoiber’in Hristiyan Birlik partilerinin 2006 yılındaki parlamento seçimlerinde zafer kazanması durumunda AB kararlarını geri aldırmaya çalışacağını açıklaması da talihsiz. Stoiber, sadece AB üyeliğini 40 yıldan beri beklemekte olan Türkiye’yi incitmekle kalmıyor, Almanya’nın Avrupa politikalarının da sorgulanmasına yolaçıyor. Hristiyan Sosyal Birlik milliyetçiliğe oynuyor ve bunu Türkiye’yi cezalandırarak gerkeçkelşetirmeyi hedefliyor. Ancak sadece Stoiber değil, Türkiye Başbakanı Erdoğan da ortamı geriyor. Avrupa’nın Hristiyan Klübü eleştirisi ve Alman anamuhalefet partilerini eleştirmesi, onun demokrasi anlayışının şüphe götürür olduğunu gösteriyor.”

Süddeutsche Zeitung gazetesinin „Türkiye’nin Rüyası“ başlıklı yorumunda ise özetle şu satırları okuyoruz:

„AB hükümet başkanları, Türkiye’deki reformları bu hafta başlayacak zirvede Türkiye ile üyelik müzakerelerine geçmek suretiyle bir anlamda onaylamış olacaklar. Türklerin büyük bir çoğunluğu, bu adımla ülkelerinin doğru yolda olduğunun onayını AB’den almış olacaklar, ama aynı zamanda AB’nin bu adımını, Türkiye‘nin reform yolundan ayrılmayacağının teminatı olarak da görecekler.“

Türkiye’ye ilişkin bugün aktarabileceğimiz bazı yorum ve manşetler bunlardı. Son olarak Ukrayna’da başkan adayı Viktor Yuşçenko’yu dioksin gazıyla zehirleme girişimine ilişkin şu yorumlara göz atıyoruz.. Ostthüringer Zeitung gazetesi:

“50 yaşındaki Yuşçenko’nun kendisine zehir verilerek suisakt girişiminde bulunulduğu haberinin doğrulanması üzerine, bundan hemen siyasi hasımlarını sorumlu tutmaması, onun değerini de gösteriyor. 14 gün içinde tekrar edilecek başkanlık seçimlerinde Yuşçenko’nun en büyük favori aday olacağını söylemekle, herhalde kainlik yapmış olmayız.”

Kölner Stadtanzeiger gazetesi ise aynı konuda şu yorumu yapıyor:

“ Yuşçenko’yu zehirli siukast saldırısı, Ukrayna’daki sistemin ahlaksal olarak ne kadar çöküntü içinde olduğunu, yönetimdekilerin seçmenin oyunu kazanmak için hiçbirşeyden çekinmediklerini gösteriyor. Seçimlerden sonra işbaşına gelecek olan yeni yönetimin ilk işi, ikiye ayrılmış gibi görünen ülkeyi bir an önce bütünleştirmek. Aksi takdirde her yeni baylangıç fiyasko ile bitmek durumunda kalacak.”

  • Tarih 13.12.2004
  • Hazırlayan Derleyen: Çelik Akpınar
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AbsL
  • Tarih 13.12.2004
  • Hazırlayan Derleyen: Çelik Akpınar
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AbsL