1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

13.08.2012 - Alman basınından özetler

Almanya’nın Suriye konusundaki dış politikası, ABD’deki başkanlık yarışı ve Londra’da dün akşam sona eren Yaz Olimpiyat Oyunları Alman basınından seçtiğimiz yorum konularını oluşturuyor.

Berlin’de yayımlanan Der Tagesspiegel gazetesinin Suriye’ye ilişkin yorumunda şu görüşlere yer veriliyor:

“Almanya, Suriye konusunda hâlâ siyasi çözümden yana bir dış politika izliyor ve ülkede tüm etnik-dinî grupların temsil edildiği bir ulusal birlik hükümetinden yana tavır alıyor. Ne var ki gerçekte Suriye’ye dışarıdan etkide bulunma imkanı -eğer askerî müdahale seçeneği gündeme getirilmiyorsa - asgariye düşmüş durumda. Askerî müdahaleye ise ne batılı ülkeler yanaşıyor ne de BM Güvenlik Konseyi hazırlıklı. O yüzden de geriye sadece şu seçenekler kalıyor: İnsanî yardımlar, rejime baskıların devam ettirilmesi ve en kötü ihtimal olan Suriye Devlet Başkanı Esad’ın ya da İslamcıların kimyasal silahları devreye sokması gibi bir senaryoya karşı hazırlıklı olunması.”

ABD’deki başkanlık yarışında Cumhuriyetçi Parti’nin adayı Mitt Romney’nin Senatör Paul Ryan’ı yardımcılığına seçmesi, Alman basınında Başkan Barack Obama’nın işine yarayacak bir gelişme olarak yorumlandı. Saarbrücker Zeitung, bu seçimi yorumunda şöyle değerlendiriyor:

“Paul Ryan’ın seçilmesiyle cepheleşme ve ayrım noktaları daha bir belirginleşti. Mitt Romney, müstakbel başkan yardımcılığı pozisyonuna merkez sağdan pragmatik bir politikacıyı aday göstermedi. Romney, ‘Sam Amca’nın sosyal politikalar konusunda sorunları çözmekten çok, sorunların bir parçası olduğuna kesinkes inanan bir ideolog olan Ryan’dan yana tavır aldı. Böylece Cumhuriyetçiler arzu ettikleri adaya kavuşmuş oluyor. Romney'nin şimdiye kadar pek fazla ısınamadığı Cumhuriyetçilerin sağ kanadındaki seçmeni harekete geçirme konusunda yeni başkan yardımcısı adayı Ryan’ın katkıda bulunacağı tahmin ediliyor.”

Londra’da düzenlenen Yaz Olimpiyat Oyunları dün akşam göz kamaştıran bir şov ile sona erdi. Olimpiyat Stadı’ndaki 80 bin izleyici önünde İngiliz Rock ve Pop müziğinin devleri sahne aldı ve olimpiyat bayrağı, 2016’daki yaz olimpiyatlarını düzenleyecek olan Brezilya’nın Rio de Janerio kentinin belediye başkanına teslim edildi. Londra'da toplam 204 ülkeden sporcular 16 gün boyunca birbiriyle yarıştı. En başarılı ülkeler ABD, Çin ve Olimpiyatlara ev sahipliği yapan İngiltere oldu. Süddeutsche Zeitung'un sona eren Yaz Olimpiyat Oyunları’na ilişkin yorumunda şu satırlar göze çarpıyor:   

“Londra’da 1908 ve 1948 yıllarından sonra üçüncü kez düzenlenen Olimpiyat Oyunları İngilizler açısından mutlu günlerdi. Özgüvenini kaybetmiş gibi görünen bir ulus, iki hafta boyunca kendi başarısına alkış tuttu. Büyük Britanya milli takımı, Krallığın tüm dinî ve sosyal kesimlerini kapsayan bir yurtseverlik duygusunun ortaya çıkmasına öncülük etti. İngiltere kendini yeniden tanıdı: Başarılar kaydeden, gururlu, şen ve birazcık da çılgın bir ülke… Bu, en iyimserlerin bile ümit etmeyeceği bir sonuçtu!”

Kölner Stadt-Anzeiger gazetesinin aynı konudaki yorumu ise daha eleştirel:

“İlgiltere’de geçen yaz baş gösteren ağır sosyal çalkantılar ve çatışmalarından sonra bu yaz yaşananlar herkesi hayrete düşürdü. Ülkedeki gençlik ve hayır dernekleri, İngiltere - Jamaika kökenli Jennifer Enis gibi atletlerin İngiliz toplumunun birbirine yabancılaşan gençliğini barıştırabileceği konusunda umutlandı. Ancak sporun bu yöndeki başarısını abartmak, hep böyle anlarda gösterilen yanlış bir refleks. Zira sporcuların bir toplumu iyileştirmesi pek mümkün değil. Sahada elde edilen madalyaların hükmü, maçın bitiş düdüğü çalındığında sona erer.”

©Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Çelik Akpınar

Editör: Hülya Köylü