1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

13.07.2010 - Avrupa basınından özetler

Şiddetli depremden altı ay sonra Haiti’deki durum, Fransa’yı sarsan yolsuzluk skandalı ve ünlü yönetmen Roman Polanski’nin ev hapsinden serbest bırakılması bugünkü Avrupa gazetelerinde geniş biçimde ele alınıyor.

default

Haiti’yi sarsan şiddetli depremin üzerinden altı ay geçti. Depremde hayatını kaybeden 250 binden fazla kişi için başkent Port-au-Prince’de anma töreni düzenlendi. 12 Ocak’ta meydana gelen deprem büyük yıkıma yol açmış, bir buçuk milyondan fazla depremzede de evsiz kalmıştı. Fransa’nın başkenti Paris’te yayımlanan Le Monde gazetesi şiddetli depremden altı ay sonra Haiti’deki mevcut koşulları değerlendiriyor:

“Depremden altı ay sonra hâlâ 1 milyon 600 bin insan, trajik koşularda yaşam mücadelesi veriyor. Kamplarda sıkışıp kalmış, hiçbir gelecek perspektifi ya da başlarını sokacak kendilerine ait bir evleri, paraları yok. Yardımların koordinasyonunun sağlıklı yürüdüğü de söylenmez. Yardım yapan ülkeler sürekli olarak, Haiti yönetiminin, yardımları ve yeniden yapılanmayı kontrol ve koordine etmesi gerektiğini yineliyor. Ancak uygulamada, bazı sivil toplum kuruluşları, bazı bakanlıkların görevlerini üstlenmiş durumda. Örneğin sağlık alanındaki gibi. Bu bakanlığın asıl görevi, devletin bu alandaki eksiklerini tamamlamak olmalı. Ancak şu anki haliyle daha çok yük olduğu söylenebilir.”

Fransa, Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin de adının karıştığı yolsuzluk iddialarıyla sarsılıyor. Siyaset ve ekonomi dünyası arasındaki farklı bağların açığa çıktığı skandalın merkezinde, Avrupa’nın en zengin kadını ve kozmetik devi L’oreal’ın varisi Liliane Bettencourt var. Bettencourt’un 2007 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında Nicolas Sarkozy’nin seçim kampanyasının finansmanı için Eric Woerth’e 150 bin euro aktardığı öne sürülüyor. Sarkozy’nin Halk Hareketi Birliği partisinin mali işleri yöneten Woerth şu anda Çalışma Bakanlığı görevinde. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ise televizyonda yaptığı konuşmada, iddiaları geri çevirerek kendisi hakkında bir karalama kampanyası başlatıldığını öne sürdü. İtalya’nın başkenti Roma’da yayımlanan sağ-liberal Corriere della Sera gazetesinin skandala ilişkin değerlendirmesi şöyle:

“Bettencourt olayı kısa süre içinde bir bumerang etkisi yaratarak, olayı ortaya çıkaran internet sitesine ya da basının aleyhine dönebilir. Nicolas Sarkozy, bu tür olaylar yerine Fransız kamuoyunun tamamını ilgilendiren ,’daha önemli’ konular hakkında kafa yormak gerektiğini söyledi. Neticede, eski günlerdeki desteğe bir gecede ulaşılamayacağı kesin. Ancak Sarkozy şimdiye kadar aldığı çeşitliği darbe ve yenilgilerde sindiği siperden çoğu zaman hep elinden gelenin en iyisini yaparak çıkmaya çalıştı. Fransızların bu sefer de kendisine inanıp inanmayacağını zaman gösterecek.”

Ünlü yönetmen Roman Polanski'nin İsviçre’de tutulduğu ev hapsinden serbest bırakılması bugünkü Avrupa gazetelerinde geniş biçimde ele alınan bir diğer konu. İsviçre’de yayımlanan Neue Zürcher Zeitung'un konuyla ilgili değerlendirmesi şöyle:

“Polanski dramının artık siyasi bir boyut kazandığı, İsviçre Adalet Bakanı’nın, yönetmenin ABD’ye iade edilmeyeceğini şahsen açıklamasıyla daha da netlik kazandı. Bugün öne sürülen gerekçeler bilindik katı hukuk tanımlamalarına pek benzemiyor. Öyle ki, ‘Polanski, İsviçre’de mülk sahibi olması ve bu ülkeyi düzenli olarak ziyaret etmesi nedeniyle İsviçre’ye girişte herhangi bir kısıtlamayla karşılaşacağını hesaba katmamıştır’ dendi. Bu denli bir ‘politik ileri görüşün’ Polanski’nin tutuklanması esnasında da var olması gerekirdi. Ancak siyasetin geçtiğimiz birkaç ay içinde bu konuda gerekli dersleri çıkardığını söylemek mümkün. Neticede kendilerine itiraf etmeleri gereken yegâne nokta, bazı üst düzey çıkarlar karşısında herkesin yargı önünde eşit olmadığıdır.”

Polonya’da yayımlanan Dziennik Gazeta Prawna’nın aynı konudaki yorumundaysa şu satırlar dikkat çekiyor:

“Serbest bırakılma, Polanski’nin arkadaşları gibi bazı siyasilerde de ‘zafer’ olarak algılandı. Fransız ve Polonyalı elitler, İsviçreli yetkililerin verdiği serbest bırakma kararını –tamamıyla yanlış bir biçimde- ‘adaletin yerini bulduğu bir zafer’ olarak değerlendiriyor. Bu olsa olsa muhtaçlığın zaferi olabilir. Polanski’nin 1977’de yaptıkları bugün de iğrençliğini koruyor. Amerikan yargısının eli Avrupa’ya kadar uzanamayacak. Ama edepsizlik de sınır tanımıyor.”

© Deutsche Welle Türkçe


Derleyen: Meltem Karagöz

Editör: Murat Çelikkafa