1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

13.01.2006 - Avrupa basınından özetler...

Avrupa basınında bugün, İran ve Batı arasında yaşanan nükleer program kavgası öne çıkıyor. Ayrıca Alman Gizli Servisi’nin Irak Savaşı’ı sırasında Amerikan askerlerine aktif destek sağlamış oldukları iddialarına dair yorumlara da geniş yer ayrılmış.

İran’ın nükleer tesislerini yeniden faaliyete geçirmesiyle, Batılı ülkelerle olan ilişkisi daha gerildi. Almanya’nın yüksek tirajlı yayın organlarından Frankfurter Allgemeine gazetesinde şöyle deniliyor:

"İran ile atom pazarlıklarını yürüten İngiltere, Fransa ve Almanya’nın sabrı tükendi. Meselenin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne taşınması kaçınılmaz görünüyor. Ama havanda su dövmek yerine, ciddi ciddi uygulanacak yaptırımlar tartışılmalı. Tahran o kadar ileri gitti ki, Rusya ve Çin tarafından bile uyarıldı. Yani Çin ve Rusya da Güvenlik Konseyi’nde askeri müdahaleyi veto etmeyeceklerdir. Çünkü hem Çin hem de Rusya, yapacağı hiç belli olmayan bir yönetimin atom bombası sahibi olmasını istemez."

Muhafazakar İngiliz gazetesi The Times’da şu satırlar dikkat çekiyor:

"Çin dışında artık kimse masabaşı görüşmelerinin yararına inanmıyor. Çin, İran’dan gelecek petrole gözünü diktiği için tarafları pazarlıkları sürdürmeye çağırdı. Ama İran’ı uranyum zenginleştirme çalışmalarına kendi topraklarında devam etmeye davet eden Rusya bile, Tahran’ın kendini beğenmiş tutumu karşısında kızdı. Moskova da sorunun Güvenlik Konseyi’ne havale edilebileceğini ima etti. Fars milliyetçiliği, Şii İslamiyeti kılığında yeniden hortladı. Güvenlik Konseyi’nin olası yaptırımları Tahran üzerinde belirli bir baskı yaratsa da, yönetim Batı’nın elinde çok fazla koz olmadığını biliyor."

Rus Kommersant gazetesi, Moskova’nın İran konsunda yanıldığını ileri sürüyor:

"Bu bir poker oyununa benziyor. İran blöf yaptı, Moskova da inandı. İran, nükleer programının aslında sadece gösteriş olduğuna ve Batı ile savaşmak istemediğine Moskova’yı inandırmayı başardı. Neyse ki Kremlin şimdi uyandı."

Almanya’da yayımlanan Handelsblatt gazetesi İran ile yaşanan nükleer krize ilişkin farklı bir yorum yapıyor:

"Aslında İran gayrımeşru bir şey yapmadı. İmza attığı nükleer anlaşmada, barışçıl amaçlarla olduğu sürece uranyum zenginleştirme çalışmaları yasaklanmıyor. Ama Batı, İran’ın barışçıl amaçlar güttüğüne inanmıyor. Yani inanç ve hukuk savaşı yaşanıyor. Peki şimdi ne yapılmalı? Öncelikle, şimdiye dek pazarlıkları yürüten üç ülke, Almanya, Fransa ve İngiltere geri çekilip meydanı bu işin ehli olan Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na bırakmalı. Atom Enerjisi Kurumu ise pazarlıklara devam etmeli ama aynı zamanda başka ülkelerin de desteğini almaya çalışmalı. Elbette İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad’a da dur denmeli. Zira Ahmedinecad, içeride büyük sorunlarla karşı karşıya, onu istemeyenlerin sayısı da azımsanacak gibi değil. Eğer Batı aşırı tepki vermezse, Ahmedinecad’ın günleri sayılı denilebilir."

Irak Savaşı sırasında Alman Federal İstihbarat Servisi elemanlarının Amerikan askerlerine aktif yardımda bulunduklarına dair haber, Almanya’nın gündemine oturdu. Ülkenin saygın gazetelerinden Süddeutsche Zeitung, ajanların faaliyetlerinden haberdar olduğu öne sürülen dönemin Başbakanı Gerhard Schröder’i eleştiren bir yazıya yer vermiş:

"Evet, Alman İstihbaratı, Irak’ta Amerikan istihbaratıyla işbirliği yapmış, hem de iki üst yöneticinin izniyle. Aslında gizli servislerin birlikte çalışmaları normal bir şey, ama Alman ajanların üstlendikleri görev kötü: Bombalanacak hedeflerin seçiminde yardımcı olmuşlar! Meselenin en can alıcı tarafına gelelim. Büyük bir olasılıkla, bu faaliyetlerden dönemin Başbakanlık Müsteşarı, şimdiki Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier ve de eski Başbakan Schröder de haberdarlardı… Bu da Schröder’in Irak Savaşı’na “hayır“ derken, düpedüz yalan söylediği anlamına geliyor. Yani Schröder, savaşa karşı çıktığı için 2002 yılında onu ikinci kez başbakan seçen Almanları kandırdı!"

Avusturya’da yayımlanan sol liberal Der Standard gazetesi ise aynı konuyla ilgili yorumunda, “Bu skandal, Alman Dışişleri Bakanı Steinmeier’i görevinden edebilir. Eğer iddialar doğrulanırsa, bu büyük bir skandal olur! Rus doğalgaz tekeli Gazprom’daki görevi nedeniyle itibarı düşen Schröder büyük bir darbe daha almış olur ve Dışişleri Bakanı Steinmeier de görevi bırakmak zorunda kalır" diyor.

İsviçre’de yayımlanan Basler Zeitung'un bu konuya ilgili yorumu şöyle:

"Schröder hükümeti Irak Savaşı’na karış çıkarken ciddi miydi? Eğer basında yer alan haberler doğruysa, Almanlar aldatıldı. Olay muhakkak aydınlatılmalı! Kamuoyu gerçeği öğrenmeli!"

Basın turumuzda son yorum, Mehmed Ali Ağca’nın serbest bırakılmasıyla ilgili. Polonya’da yayımlanan Rzeczpospolita gazetesinde şöyle deniliyor:

"Dünyanın en ünlü suikastçısı Ağca artık serbest! Ağca, 25 yıl önce Papa 2. Jean-Paul’e ateş emişti. Ama aradan geçen çeyrek asırda suikastın üzerindeki sis perdesi kaldırılamadı. Peki gerçek ne zaman gün yüzüne çıkacak? Bunun için ya Ağca’nın konuşması ya da eski komünist ülkelerdeki arşivlerin açılması gerekiyor. Ağca’nın gerçeği söyleme ihtimali düşük. Şimdiye dek 120 farklı ifade verdi. Suikastte Bulgar parmağı olduğuna işaret eden ipuçları takip edilmeli."

  • Tarih 13.01.2006
  • Hazırlayan Derleyen: Yeşim Kasap
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/Abnp
  • Tarih 13.01.2006
  • Hazırlayan Derleyen: Yeşim Kasap
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/Abnp