1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

12.11.2009 - Alman basınından özetler

Bugünkü Alman gazetelerinde Dresden’de karara bağlanan ırkçılık davası, domuz gribi, Fransa’daki I. Dünya Savaşı’nın sona ermesinin yıldönümü törenleri ve Alman kaleci Enke’nin intiharıyla ilgili yorumlar dikkat çekiyor.

default

Almanya’nın Dresden kentinde Mısırlı Merve El Şerbini’nin mahkeme salonunda bıçaklanarak öldürülmesiyle ilgili görülen dava dün sanığın ömür boyu mahkûmiyet cezasına çarptırılmasıyla sonuçlandı. Berliner Tageszeitung yorumunda mahkemenin bu kararla açık bir mesaj verdiği görüşünde:

“Bu ülkede sonu cinayete varan İslam düşmanlığına yer yoktur. Dresden Eyalet Mahkemesi aldığı kararla hem Almanya’daki hem de Arap ülkelerindeki Müslümanlar nazarında imajını düzeltmiş oldu.”

Märkische Allgemeine gazetesi de “mahkemenin kararının net ve adil” olduğunu savunuyor:

“Mahkeme savunma makamının sanığın suçu ırkçı niyetlerle değil, paranoya derecesindeki kişilik bozukluğundan işlediği yönündeki iddiasına rağbet etmedi. Sanığın kendini başkalarından abartılı biçimde üstün görmesi bir hastalık olarak algılanabilir ancak bu zekâsının da hastalıklı olduğu anlamına gelmez. Bu tür hastalıklar olabilir ancak sanık Alex W. ‘nin eyleminde kasıt vardır.”

Neue Osnabrücker Zeitung ise yorumunda hem Batı’da hem de Müslüman toplumlarda karşılıklı anlayış esasına dayalı bir ilişki olması gerektiğini vurguluyor:

“Aynı zamanda Mısır da, işlenen cinayeti Batı’ya karşı bir kışkırtma aracı olarak kullanmamalı. Kısacası, hangi din ya da ülkenin vatandaşı olursa olsun bu tür kışkırtmalara tolerans gösterilememeli.”

Münih kentinde yayımlanan Süddeutsche Zeitung gazetesiyse bugünkü yorumunda toplumdaki domuz gribi aşısıyla ilgili tereddütlere değiniyor:

“Aşı olmalı mı, olmamalı mı? (…) Muhtemelen kapsamlı aşı kampanyasına katılım, tehlikeli bir salgını önleyecektir. Ancak her birey, domuz gribinin klasik gripten daha tehlikeli hale gelmeden önce aşının olası yan etkilerini göze alıp almayacağı sorusuyla karşı karşıya. (…) Bu riski göze alamayanlar, hastalığın gerçekten bir canavara dönüşmemesi durumunda haklı davranmış olacaklar.(…) Diktatörlüklerde aşı zorunlu kılınabilir. (…) Ancak özgürlük, kişilerin riskleri bizzat değerlendirmesi ve bu zor kararı kıyaslama yaparak vermesi anlamına geliyor. Hastalıkla ilgili bilinmezlikler mevcutken, en azından aşılanan insanların takibiyle ilgili verilerin sağlıklı bir biçimde toplanması bu konuda yardımcı olacaktır.”

Fransa’da her yıl 11 Kasım’da I. Dünya Savaşı’nın sona ermesinin yıldönümü törenleri düzenleniyor. Bu yılki törenlere ilk kez bir Almanya Başbakanı; Angela Merkel de katıldı. Essen’de yayımlanan Neue Ruhr Zeitung , Almanya ve Fransa arasındaki barışçıl jestlerin zaman zaman bıkkınlık uyandırdığını belirttiği yorumunda şu görüşün de altını çiziyor:

“Merkel’in Paris ziyaretinin başka bir özelliği vardı. Nicolas Sarkozy Angela Merkel’le birlikte yönünü geçmişe değil, geleceğe çevirmek istiyor. Fransız-Alman dostluğu gelecekteki zorlu görevlerin üstesinden gelebilmek için bir zemin niteliği taşıyor.”

Bugünkü Alman gazetelerinde geniş şekilde ele alınan bir başka konuysa Bundesliga takımlarından Hannover'in kalecisi Robert Enke’nin intiharı. Hannover’de yayımlanan Neue Presse gazetesi, 32 yaşındaki file bekçisinin beklenmedik ölümüne Alman Futbol Federasyonu'nun gösterdiği tepkiyi irdeliyor:

“(…) Enke'nin ölümü Bundesliga'da hâkim olan maçovari kural ve tutumların gözden geçirilmesine vesile olmalı. (…) Futbol Federasyonu Başkanı, Robert Enke'nin eşi Teresa'nın sözlerinin ne anlama geldiğini kavradı. Yaslı eşin basına demeç vermesinden yaklaşık bir saat sonra Başkan Theo Zwanziger depresyon konusunun artık tabu olmaktan çıkarılacağını söyledi. Bu tutum, Enke'nin ölümüyle ilgili kafalardaki tüm soru işaretlerini gideremese de gelecekte aynı akıbeti paylaşması muhtemel profesyonel futbolculara yardımcı olacaktır.”

Derleyen: Meltem Karagöz

Editör: Ahmet Günaltay