1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

12.04.2011 - Alman basınından özetler

Batılı müttefiklerin operasyonunun sürdüğü Libya’da durum, AB’de mülteci akını sorunu ve Fransa’da dün yürürlüğe giren burka yasağı, bugünkü Alman basınında öne çıkan konular arasında.

default

Berlin’de yayımlanan Tageszeitung, Libya’da alarm zillerinin çaldığı değerlendirmesinde bulunuyor:

“Libya’da ateşkes için müzakere şansı hiç de iyi görünmüyor. Libyalı isyancılar kendilerini, bir ateşkesle sonlanabilecek bir iç savaş içinde görmüyor. Tunus ve Mısır örneklerinde olduğu gibi, başlarından def etmek istedikleri, nefret ettikleri bir rejime karşı savaşıyorlar. Dolayısıyla onlar için söz konusu olan Kaddafi’nin gidip gitmeyeceği değil, ne yolla gideceği. Bu nedenle müzakereler için hareket alanı çok dar.”

Süddeutsche Zeitung ise Kuzey Afrika'da yaşanan karmaşa nedeniyle AB’ye mülteci akınını konu alıyor.

“Kuzey Afrika’nın şu an içinde bulunduğu sarsıntının şiddetine bakıldığında çareyi Avrupa’ya kaçmakta arayanların sayısı oldukça düşük. Küçük bir ada ülkesi olan Malta, işin içinden çıkamayacağı zaman onun yükü hafifletiliyor. Eskiden böyleydi, şimdi de öyle. Almanya’nın Malta’daki mültecileri kabul etmeye hazır olduğunu açıklaması da bunu gösteriyor. AB, Mart ayındaki liderler zirvesinde, Kuzey Afrika ülkelerine bir nevi 'mobilite ortaklığı' önerme kararı almıştı. İş arayanlara, üniversite öğrencileri ve iş adamlarına Avrupa'ya girişlerinde kolaylık sağlanması planlanıyor. Bu, söz konusu ülkelerde yeni bir siyasi başlangıca yardımcı olacak ve kaçak göçün nedenlerini kısmen ortadan kaldıracaktır.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung ise aynı konuda Almanya'nın izlediği politikayı irdeliyor:

“Doğru: Almanya, Yeşiller Partisi'nin talep ettiği gibi mülteciler konusunda tüm Avrupa'yı kapsayan bir sorumluluk bilinci göstermeli. Başbakan Merkel'in, canları pahasına Avrupa'ya kaçmak isteyen mültecilerle dayanışma talebinin nedeni de bu. AB de üyelerin ortak hedeflerine ulaşabilmeleri için dayanışma sergiliyor. Zor durumdaki komşu ülkelerin mali açıdan kurtarılması gibi pek çok konuda. Ancak bu birliktelik ve dayanışma konusunda üye ülkelerin her birinin görüş ve algıları çok farklı. Birlik'in en zengin ülkesi Almanya'nın derhal tüm imkanlarını kullanarak devreye girmesi konusunda Almanya'da da biraz fazla aceleci düşünülüyor.”

Kölner Stadt-Anzeiger gazetesi ise Merkel hükümetinin mülteciler konusundaki tutumunu eleştiriyor:

“Almanya, İtalya'daki Berlusconi hükümetinin mültecileri nasıl kamptan kampa sürdüğüne seyirci kalmak yerine, Tunus ya da Libya'dan mültecileri kısa sürede kabul etmek zorunda. Almanya İçişleri Bakanı Friedrich popülist söylemlere başvuruyor. Keşke günü kurtarmaktan daha uzun vadeli düşünebilen ve Almanya'ya hâkim olduğu söylenen Hrıstiyan-Batı kültürünü aklına getirebilen bir başbakanı olsaydı. Çünkü en yakınındakini sevmek, merhamet ve şefkat de bu kültürün bir parçası.”

Märkische Oderzeitung ise Fransa'da yoğun tartışmalar eşliğinde dün yürürlüğe giren burka yasağını konu alıyor ve Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'yi popülistlikle suçluyor:

“Fransa'da tüm bedeni örten kıyafet yasağı sadece 2 bin kadını ilgilendiriyor, ki bunların üçte biri Müslümanlığa sonradan geçenlerden oluşuyor. Bunun dışında çarşafı günlük yaşamda kendi isteğiyle giyen Müslüman kadınlar da var. Eğer kamuda çalışmıyorlarsa onlara ne diyeceksiniz? Yasak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile bağdaştırılamayacaktır. Çarşafı kendi isteğiyle giymeyen kadınlar ise zaten kocalarını polise şikayet etme cesaretini gösteremeyecektir. Tabii o da evden yalnız başına dışarı çıkmaya izinlilerse… Sonuçta bu yasak, Sarkozy popülistinin kültür savaşı veriyormuş pozuyla alelacele giriştiği işten başka bir şey değil.”


© Deutsche Welle Türkçe


Derleyen: Beklan Kulaksızoğlu

Editör: Murat Çelikkafa