1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

11.12.2009 - Avrupa basınından özetler

Bugünkü Avrupa basınında ABD Başkanı Barack Obama'nın Nobel Barış Ödülü'nü dün Oslo'da alması ve Kopenhag'da süren İklim Konferansı'yla ilgili yorumlar ağırlıkta.

default

İspanyol sol liberal El Pais gazetesi, ABD Başkanı Barack Obama'nın dün Oslo'da düzenlenen törenle Nobel Barış Ödülü'nü kazanmasını yorum sütunlarına taşıyor:

"Barack Obama Irak ve Afganistan olmak üzere iki savaş yürüten bir ülkenin devlet başkanının, nasıl olup da Nobel Barış Ödülü'nü aldığı sorusunu gündeme getirdi. Ödül töreninde yaptığı konuşmada, haklı bir savaşı savunan alternatif bir askeri doktrini tanıttı. Obama için savaş en son başvurulacak yöntem. Askeri şiddete başvurulacak olunursa, orantı ilkesi dikkate alınmalı ve siviller korunmalı. Bu konsept kesinlikle yeni değil. Ancak burada yeni olan, ABD Başkanı'nın bu doktrini kendisine aitmiş gibi göstermesi."

Avusturya'dan Die Presse ise Obama'nın ödül almasını şöyle yorumluyor:

"Barack Obama Oslo'da güzel bir konuşma yaptı. Şiddetin olmaması gerektiğini retorik biçimde ifade edişi akılcı, pasifizmin sınırlarını açıklaması ise coşku vericiydi. Buna rağmen ABD Başkanı göreve gelmesinin üzerinden sadece 11 ay geçen ve elle tutulur hiçbir icraata imza atmayan biri olarak Barış Ödülü'nü almasının ne kadar anlamsız olduğunu gizleyemedi. (...) Bu nedenle Obama Oslo'dan kendisine bu ödüle layık görüldüğü haberi geldikten sonra sonuçlarını düşünmeli ve ödülü reddetmeliydi. (...) Bunu yaparak iki konuda puan toplamış olurdu: Hem Nobel Ödülü'ne layık görülme şöhreti kendisine kalırdı. Hem de icraatlarını gerçekçi biçimde değerlendirme yeteneğine sahip biri olduğunu göstermiş olurdu."

Münih'te yayımlanan Süddeutsche Zeitung ABD Başkanı Barack Obama'nın Nobel Barış Ödülü'nü dün Oslo'da düzenlenen törenle almasını yorum sütunlarına taşıyor:

"Barack Obama Oslo'da bir bölümü kızgınlığa yol açan bir konuşma yaptı. Tam da Nobel Barış Ödülü'nü alırken savaşı haklı çıkarmaya çalışarak, 'haklı bir savaşın' koşulları ve durumu hakkında felsefe yaptı. Konuşmanın ancak kısa bir bölümünü barışa ayırdı ve bu bölümde de barışın nasıl sağlanacağını değil, dünyada barışı neyin engellediğini açıkladı. Bu yıl Nobel Edebiyat Ödülü'nü alan Herta Müller Stockholm'deki ödül törenindeki konuşmasında, Romanya'da kendisini yıllarca takip eden, baskı yapan eski Gizli Servis Securitate'ye anlayışla yaklaştığını ve sempati duyduğunu açıklasaydı, bu, Nobel Barış Ödülü'nü alan birinin savaşı savunması kadar garip olurdu. Elbette ki Müller ödül konuşmasında bunu yapmadı. En azından o, Obama gibi davranmadı."

Polonya'nın muhafazakar Rzeczpospolita gazetesi ise bugünkü sayısında Kopenhag'da devam eden İklim Konferansı'nı değerlendiriyor. Gazete zirveye katılan yoksul ve zengin ülkeler arasında küresel ısınmayla mücadele konusunda yaşanan görüş ayrılıklarını mercek altına alıyor:

"Polonya'nın buzulların kurtarılması için vermesi gereken para 92 milyar euro. Bununla Polonya'daki yüksekokullar 33 yıl boyunca finanse edilebilir ya da 50 bin km. uzunluğunda otoban inşa edilebilir. (...) Oysa bunun yerine Polonya bu para ile enerji yoksulu Alman inşaat teknolojisini, karbondioksit emisyonlarının kontrol edilmesini sağlayan sistemleri, çok temiz ve pahalı olan Amerikan otomobillerini ya da Fransa'daki nükleer santrallari satın alabilir. Bunların ardından Himalayalar farklı görünür mü bilinmez, ama dünyanın değişmeyeceği kesin. Pahalı yeni teknolojilerin satın alınmasıyla, eski düzenin çimentosu yeniden karılacak. Zengin daha zengin, fakir daha fakir olacak."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Topcu

Editör: Beklan Kulaksızoğlu