1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

11.11.2010 - Avrupa basınından özetler

Bugünkü Avrupa basını birbirinden farklı konuları ele alıyor. G20 Zirvesi, İngiltere'deki öğrenci protestoları ve Avusturya'daki uyum tartışmaları bunlardan bazıları.

default

Avusturya'dan Kurier, Viyana'daki Türkiye Büyükelçisi Kadri Ecvet Tezcan'ın Avusturya'daki göç ve uyum politikalarını sert dille eleştirmesini ele alıyor. Gazete Tezcan'ın açıklamalarını, Alman Merkez Bankası eski Yönetim Kurulu Üyesi Thilo Sarrazin'in, Türkleri ve Araplar'ı hedef alan açıklamalarıyla kıyaslıyor:

"Thilo Sarrazin 'Almanya Kendini Yokediyor' adlı kitabıyla, şiddeti Avusturya'ya kadar uzanan bir uyum tartışması başlattı. Türkiye'nin Viyana'daki Büyükelçisi Kadri Ecvet Tezcan da Viyana'daki Türk gettolarının oluşmasının nedenlerinden, Türkiye konusunda sergilenen çelişkili tutumlara kadar yayılan yeni bir tartışmaya neden oldu. Avusturyalı yetkililer Tezcan'ın açıklamalarına öfke ile tepki gösterdi. Tezcan, Türk Sarrazin mi oluyor? Eğer tartışma başladığı gibi yüzeysel yürütülmeye devam ederse, ne yazık ki hayır. Avusturya Başbakanı, Başbakan Yardımcısı, Dışişleri ve İçişleri Bakanı açıklamaları 'çok çirkin' diye nitelendirdi. Oysa Almanya'da Sarrazin'in tabuları yıktığı olayda, Sarrazin görevinden alınmadan önce birkaç hafta boyunca açıklamaları hakkında tartışmalar yürütülmüştü. Avusturya böyle bir tartışmayı acil olarak dilemeli."

Muhafazakâr Fransız Le Figaro gazetesi ise bugünkü sayısında, Seul'de yapılan G20 Zirvesi'ni ele alıyor. Yorum şöyle:

"Pekin, her yıl istihdam piyasasına girmek için bastıran 20 milyon Çinli'ye iş bulunması amacıyla önceliği konjonktürün güçlü olmasına veriyor. Çin için sosyal barış, ticari partnerlerinin moralinin bozulmasından daha önemli. Boğazına kadar borca batmış olan ABD, bu durumdan kurtulmak için para makinalarının eski ve iyi reçetesine sarılıyor. Bütün bunlar, zirveye katılanlara yeni bir ekonomik büyüme armağan edecek uluslararası bir konferans için hiç de uygun koşullar değil. Burada dikkat çeken husus, partnerlerinin tersine kendi para birimini gerçekten kontrol etmeyen Avrupalılar'ın ne kadar kırılgan olduğu. Euro, değer kaybeden Yuan ile zayıflayan Amerikan doları arasında sendeliyor. Bu durum rekabet yetenekleri sallantıda görünen Avrupalı yatırımcılar için bir dezavantaj."

Avusturya'dan Der Standard'ın aynı konuyla ilgili yorumunda ise şu satırları okuyoruz:

"G20 olgunluk sınavıyla karşı karşıya. Sanayi ülkeleri ile gelişmekte olan ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarının Güney Kore'deki buluşmaları, bütün konulardaki koordinasyon yeteneklerinin de ölçüsü olacak. Bugüne kadar sağladıkları ilerlemeler konusunda farklı görüşler dile getirilse de, devletler topluluğu ortak bir çaba konusunda tavır sergileyemiyor."

İtalya'dan La Repubblica, İngiltere'de üniversite öğrencilerinin yaptığı protestoları analiz ediyor. Gazete yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

"İngiliz üniversite öğrencilerinin harçların artması nedeniyle düzenlediği şiddetli protestolara ve Fransa'da emeklilik reformuna karşı düzenlenen geniş kapsamlı gösterilere daha geniş bağlamda bakılacak olunursa, sosyal devletin Avrupa modelinin, Avrupa'dan savunulmasının ilk kez ciddi biçimde ifade edilmesi olduğu söylenebilir. Çünkü son 50 yılda milyonlarca insanın hayat kalitesini artıran sosyal pazar ekonomisi modeli, gerekli görülen bütün noktalarda kısıtlamalara gidilmek suretiyle Avrupa'nın kendisince adeta topa tutuluyor. Hayatı boyunca çalışarak, sadece yarıya indirilen emeklilik maaşıyla - o da mümkün olursa- başbaşa bırakılan bir nesle, ekonomik krizin bedelini iki kat ödemeleri gerektiğini öğretmek, anlatmak zor. Bundan daha da önemlisi sosyal modele yapılan saldırıyla, Avrupa kimliğinin en önemli temellerinden birinin ihlâl ediliyor olması."

Danimarka'nın sağ liberal Jyllands-Posten gazetesi ise ABD Başkanı Barack Obama'yı ve icraatlarını mercek altına alıyor:

"Demokratların kongre seçimlerinde aldığı yenilgiden dört gün sonra Başkan Barack Obama, eski siyasi stratejiye başvuruyor: Eğer evde herşey kötü gidiyorsa, o zaman yurtdışına seyahat et. Yeniden başkanlığa seçilmeyi istiyorsa, dış politikada ciddi değişiklikler yapan Obama'nın gücü ve makamının, son iki yıldır tehlikede olduğu söylenebilir. Cumhuriyetçi Parti'den olası Başkan adayları Sarah Palin ile Mitt Romney şimdiden başkanlık kapısını tırmalıyor. Obama karşı inisiyatif geliştirme konusunda Asya'dan daha iyi bir yer isteyemezdi. Gündemdeki en önemli konu, Çin'in bilhassa Asya'da giderek büyüyen rolü. Obama'nın ziyareti ve bu bağlamda yapılacak zirve, onun Asya stratejisinin başarılı olup olmayacağı konusunda bir test niteliği taşıyor."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Topcu

Editör: Beklan Kulaksızoğlu