1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

11.09.2009 - Alman basınından özetler

Bugünkü Alman gazetelerinin çoğu, General Motors'un Opel'i satma kararını taşıyor yorum sütunlarına. Ayrıca 11 Eylül saldırılarının 8'inci yıldönümü vesilesiyle terörle mücadelede gelinen nokta değerlendiriliyor.

default

İflas etmekten son anda kurtulan Amerikan otomotiv devi GM'in, bünyesindeki Opel'i satmaya karar vermesi her ne kadar başkent Berlin'deki siyasi kulislerde "Federal Hükümet'in büyük bir başarısı" olarak gösterilse de gazeteler temkinli bir iyimserliği tavsiye ediyor. Ulusal gazetelerden Frankfurter Allgemeine Zeitung'da konuyla ilgili şu satırları okuyoruz:

"Tüm belirsizliklerin ortadan kalktığı söylenemez. Rahat bir nefes almak için henüz erken; en azından Almanya'daki vergi mükellefleri için! 4,5 milyar euroluk ek finansmanın yükü yine vatandaşın omuzlarına binecek. Orta vadede Opel çalışanlarının da ihtiyatlı olması gerekiyor. Zira Magna, Opel ve GM üçgenindeki işbirliği, otomobil endüstrisinde kapasite fazlalığı olduğu gerçeğini değiştirmeyecek. Bir zamanlar 'geleceğin büyük otomobil pazarı' olarak bel bağlanan Rus otomobil pazarı yerlerde sürünüyor. Avrupa'daki pazarsa 'hurda pirimi' uygulamasıyla yapay olarak şişirildi. Bu pirim için ayrılan kaynakların tükenmesi, Opel gibi küçük ve orta sınıf araçlar üreten bir işletmeyi fevkalade olumsuz etkileyecektir. Opel'i zor yıllar bekliyor."

Sırada bir başka ulusal gazete olan Süddeutsche Zeitung'un konuyla ilgili değerlendirmesi var. Gazete, Opel'in satış kararına hem politik, hem de ekonomik açından yaklaşıyor:

"Politik açıdan değerlendirildiğinde gerek Almanya Başbakanı Angela Merkel, gerekse rakibi Frank-Walter Steinmeier'in siyasi bir galibiyet elde ettiği söylenebilir. Opel'in Magna ve Ruslara satılması fikri Steinmeier'e aitti. Daha sonra Merkel de bu fikri sahiplendi. Ekonomik açıdan bakıldığındaysa Opel için işler yine de olumsuz seyredebilir. Belki birkaç ay, belki birkaç yıl sonra... Yeni patronlar, Rüsselsheim tesislerindeki Ar-Ge biriminde varolan büyük bilgi birikimini Rusya'ya aktarırsa ne olacak? Ya da otomotiv branşındaki kriz, önümüzdeki aylarda daha da derinleşirse?"

Almanya'nın en yüksek tirajlı gazetesi Bild'in yorumunda ise Opel konusunda "oyun içinde oyun" olabileceği endişesi dile getiriliyor:

"GM, Opel'i Magna'ya satmasaydı, Federal Alman Hükümeti cümle âleme rezil rüsva olurdu. Aylarca müzakere edip üstüne 1,5 milyar euro verdikten sonra -tıpkı aptal çocuklar gibi- karşı tarafın oyununa gelinecekti. Genel seçimler öncesi ne Hrıstiyan Birlik Partileri ne de Sosyal Demokratlar bu duruma düşmek istiyordu. Nihayetinde Opel'in Magna'ya satılacağı açıklandı açıklanmasına da; yapılan teklifi düşük bulan GM'in, şimdi pazarlık yaparak fiyat yükseltmeye çalışacağı da söyleniyor. Hatta GM'in talep edeceği fiyatın, Magna'nın ödeyebileceği rakamın çok üzerinde olacağı öne sürülüyor. Tüm bu gelişmelerin netlik kazanmasının, 27 Eylül genel seçimlerinden sonraya kalabileceği belirtiliyor. Eğer tüm bunlar doğruysa, hem Opel çalışanları hem de seçmenlerle resmen dalga geçiliyor demektir."

Son olarak 11 Eylül 2001'deki terör saldırılarının 8'inci yıldönümü vesilesiyle, küresel terörle mücadelede gelinen noktayı irdeleyen bir yorum aktarıyoruz. Essen'de yayımlanan Westdeutsche Allgemeine Zeitung'un değerlendirmesi özetle şöyle:

"Bugün 11 Eylül. Bu tarihi zikretmek bile, o günkü korkunç görüntülerin hafızalarda yeniden canlanması için yeterli. O günden sonra sık sık duyduğumuz 'Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak' sözü ne kadar doğru çıktı. Saldırıların üzerinden sekiz yıl geçti. Geriye dönüp baktığımızda, Usame bin Ladin ve çetesinin asıl zaferinin 11 Eylül saldırılarıyla yaptıkları tahribat olmadığını görüyoruz. Onların asıl kazanımları, Batı'nın sergilediği aptalca tavırdır. Bush rejiminin önderliğinde gözü kapalı olarak alelacele Afganistan'da Taliban'a saldırılmakla kalınmadı, ayrıca Irak'a karşı da hunharca bir savaşa girişildi, Ebu Gureyb'ler, Guantanamo'lar oluşturuldu. Batı, kendi değerlerini ayaklar altına aldı ve İslam dünyasıyla arasında giderek büyüyen bir uçurum oluşturdu. Batı dünyasının itibarı hiç bu kadar düşük olmamıştı. Sanki tüm bu olup bitenler Usame bin Ladin'in yazdığı senaryoya uygun gelişmelerdi. Batı, kelimenin tam anlamıyla tuzağa düştü. Politikacılar ne kadar inkâr ederse etsin: Bugün Hindikuş'ta süren savaşta asıl söz konusu olan demokrasi ve insan hakları değil, NATO'nun ve Batı'nın itibarıdır. 11 Eylül 2001'in üzerinden tam sekiz yıl geçti. Bu, yaşananlardan ders almak için yeterince uzun bir süre."


Derleyen: Murat Çelikkafa

Editör: Ahmet Günaltay