1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

11.08.2010 - Avrupa basınından özetler

Pakistan ve Hindistan'daki seller ve Rusya'daki orman yangılarının yanı sıra ABD bütçesinde tasarrufa gidilmesi önerisi ve zenginlerin bağış yapmasıyla ilgili tartışmalar, Avrupa basınından seçtiğimiz yorum konuları.

default

Avrupa gazetelerinden derlediğimiz yorum özetlerine Corriere della Sera adlı İtalyan gazetesinin Hindistan ve Pakistan’daki sel felaketini konu alan yorumuyla başlıyoruz. ‘Kaçırılmış fırsat’ başlıklı yorum şöyle:

“Tarihin cilvesi diye buna denir. Kaliforniya’daki tanınmış bir araştırma enstitüsünün uzmanları, Hindistan ile Pakistan arasında su savaşı çıkmasının mukadder olduğunu söylemekteydiler. Savaşa, küresel kuraklık çağında Keşmir’deki nehirlerin hangi bölgeleri sular altında bırakabileceği değil, su yollarının paylaşılamaması neden olacaktı. Oysa düşman komşular büyük sel felaketi yüzünden kader ortağı olduklarını görüyorlar. Ama siyasi diyalogu yeniden başlatmak için tarihi bir fırsat yakaladıklarını nedense göremiyorlar.Hindistan bundan böyle de barajları kontrol edecek, Pakistan protestolarını sürdürecek ve Keşmir ile Çin sınırları içindeki Tibet’te insanlar ölmeye devam edecekler. Ama ölümlerin çoğu doğal olaylardan değil, insan eliyle olacak. Böyle küreselleşmenin muzaffer Asya’sı olur mu?”

Rusya’daki orman yangınlarını konu alan Le Courier Picard adlı Fransız gazetesinin yorumunda şu satırları okuyoruz:

“Yardım ekipleri yardıma muhtaç. Donanımları eski ve kötü. Organizasyon yapısı demode. Haberleşme sorumsuzca ve tüyler ürpertici. Her şeye kadir Putin’in "Büyük Rusya" ideali dev bir kirlilik duvarına tosladı. İktidar, otokrasilerin itici gücü olan kibrinin kurbanı. Kendi imkânlarıyla felaketi yenmek istiyor ama imkânları el vermiyor. Resmen istemediği halde dış yardımları nihayet kabul etmeye başladı. Geç kalan pragmatizmi, Rusya’nın hassas nükleer tesisleri alevlerden korumakta güçlük çektiğinin itirafı olarak kabul edilebilir.”

Bir başka Fransız gazetesi, L’Union ise kadınların radikal İslamcı Taliban tarafından baskı altında tutulmasını konu alan bir yorum yayınlamış. Yorum özetle şöyle:

“Taliban tarafından zina işlemekle suçlanan Bibi Sanubar adlı dul ve hamile kadın, 200 kırbaç yedikten sonra başına üç kurşun sıkılarak öldürüldü. Geçen yıl da Taliban’ın buyruğu üzerine, dayak yediği kocasından kaçan 18 yaşındaki genç bir kadının burnu ve kulakları kesilmişti. Bu sarıklı riyakârlar, kadınları köleliğe mahkûm ediyor. Kadına her şey yasaklanıyor. Dışarıda çalışmak, hekim bile olsa erkekle konuşmak, okula gitmek, süslenmek, gülmek, pantolon giymek, bisiklete binmek. İtaatkârsızlığın bedeli ise dayak yemek, kırbaçlanmak, sakat bırakılmak, taşlanmak.”

Sol liberal İngiliz gazetesi The Independent’ten aktaracağımız yorumun konusu, Amerikan savunma bütçesinde kısıntı yapma önerisi. Yorumda idari tasarruftan artacak paranın savaş meydanlarına aktarılacağı belirtiliyor:

“Amerikan Savunma Bakanlığı, Kongre’deki güçlü askerî ve silah sanayi lobisi sayesinde ve Irak ile Afganistan’da savaştığı için şimdiye kadar tasarruf tedbirlerinden etkilenmemişti. Savunma Bakanı Robert Gates, bu durumun, savunmada sonsuz para kaynağı alışkanlığına zemin hazırladığını söylüyor. Gates bu alışkanlığa son vermek için savunma bütçesindeki artış hızının her yıl biraz daha düşürülmesini öneriyor. Tasarruf önerilerini kabul ettirebilirse, Pentagon bürokrasisine daha az para kalacak ve kaynaklar askeriyenin asli görevine, savaşmakta olan birliklere ve silahlara akacak.”

En zengin Amerikalıların servetlerinin yarısını bağışlamaya karar vermeleri, tartışmayı Almanya’da da alevlendirdi. Neue Zürcher Zeitung adlı İsviçre gazetesi, Almanya’da ortaya atılan görüşleri şöyle yorumluyor:

“Bir ülkenin sosyal yapısının milyonerlerin bağışlarıyla düzelmesi ihtimal dışıdır. Her sanayi ülkesinde olduğu gibi Almanya’da da gelirler arasında muazzam farklar var. Toplam özel servetin üçte ikisi, nüfusun en zengin onda birlik kesimine düşüyor. Almanların yaklaşık yarısının hiç birikimi yok. Bunların çoğu düzenli gelir sahibi de değil ve devletin sosyal yardımına muhtaç durumda. Maddi desteği vergi mükellefinin ya da iyi niyetli zenginlerin üstlenmesi fakirlerin sosyal statüsünü etkilemez. Sadaka, sadakadır. Almanya kaybetmek üzere olduğu sosyal bütünlüğünü ancak herkesi çalışarak düzenli gelir elde edebilecek duruma getirmekle koruyabilir.”


© Deutsche Welle Türkçe


Derleyen: Ahmet Günaltay

Editör: Murat Çelikkafa