1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

11.08.2010 - Alman basınından özetler

İsrail’in Gazze yardım filosuna yaptığı saldırının BM tarafından soruşturulması, NATO’nun Afganistan görevi, Japonya–G.Kore ilişkileri ve Rusya’daki orman yangınları bugünkü Alman gazetelerinden seçtiğimiz yorum konuları

BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon'un görevlendirdiği uluslararası soruşturma komisyonu, İsrail askerlerini sorgulayamayacak

BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon'un görevlendirdiği uluslararası soruşturma komisyonu, İsrail askerlerini sorgulayamayacak

Berlin’de yayımlanan Tageszeitung, Gazze yardım filosuna yapılan ve dokuz Türk’ün ölümlüyle sonuçlanan İsrail saldırısının, Birleşmiş Milletler tarafından soruşturulmasını şöyle değerlendiriyor:

“İsrail deniz kuvvetlerinin Gazze dayanışma konvoyuna yaptığı ölümcül saldırıyı soruşturan BM komisyonu, İsrail askerlerini sorgulayamayacak. İsrail hükümeti, aksi takdirde komisyonla işbirliği yapmayacağını duyurmuştu. Şartlı işbirliği yapan tek devlet İsrail değil. Başta ABD olmak üzere hemen bütün dünya devletleri kendi savaş suçlarını hep milli çerçevede, şeffaf olmayan ve hukuk devleti prensiplerinin yetersiz kaldığı davalarda soruşturmuşlardır. Tabii soruşturmadıkları hariç. Bu gibi hadiseler çoğu zaman hasır altı edilmiştir ve edilmektedir.”

Süddeutsche Zeitung’un Afganistan savaşında teröristlerin özellikle öldürülmesiyle ilgili tartışmaları konu alan yorumu özetle şöyle:

“Afganistan’da savaş var. Modern devletler hukuku savaşı 'silahlı anlaşmazlık' şeklinde tanımlıyor. O halde teröristlerin hedef alınarak öldürülmesi meşrudur. Ama silahlı anlaşmazlığı, hüküm sürdüğü bir ülkede yaşayan kimse otomatikman 'düşman muharip' ya da 'suçlu' sayılamaz; kendine teröristliği yakıştırsa bile. Afganistan’daki asîlerle siviller arasında kesin ayırım yapılması şart. Teröristler, hukuk çerçevesinde cezalandırılmalıdır. Bunun anlamı, hukuk devleti olmaktır. Hukuk devletinin, savunma gerekçesiyle askıya alınması ya da savaş hukukuna tâbi kılınması tezatlıktır.”

Basın özetlerine Frankfurter Allgemeine Zeitung’un Japonya ile Güney Kore arasındaki ilişkileri konu alan yorumuyla devam ediyoruz:

“Japonya'nın, 1910 ile 1945 yılları arasında Kore’ye yaptığı kötülüklerden hem güney hem kuzey nasibini aldı. Japonya Başbakanı Kan, özür dileme ihtiyacını hissetiyse özrünü bütün Kore halkına hitaben beyan etmeliydi. Ama o sadece Güney Kore’ye seslendi. Bu, onun geçmişle yüzleşmeye önem vermediğini gösterir. Japonya, Güney Kore ile ilişkilerini düzeltmeye özen gösteriyor. Her iki devlet de Kuzey Kore’ye antipati besliyor. Ama kendi aralarındaki ilişkiler geçmişte hiç de iyi olmamıştı. Japonya elbet geçmişiyle hesaplaşmalıdır. Ama bunu güncel siyasi mülâhazalarla yapmamalıdır.”

500’ün üzerindeki noktada çıkan ve gökyüzünü kara duman ve zehirli gazlarla kaplayan Rusya’daki orman yangınlarının nükleer kirlilik tehlikesine de yol açması kamuoyunu endişelendiriyor. Alevlerin nükleer tesislere sıçramasının son derece vahim sonuçlar doğurabileceğini belirten Neue Osnabrücker Zeitung yorumunu şöyle sürdürüyor:

“Rusya’da, gönüllülerden itfaiyeye, sivil savunmaya ve orduya kadar bütün güçlerin topyekûn seferber edilmesi gerekir. Moskova yönetimi de dışarıdan daha fazla yardım kabul etmeye çekinmemelidir. Felaketin boyutlarıyla ilgili dehşet verici haberler karşısında Avrupa Birliği’nin yardım teklifinin yanıtsız bırakılmasına şaşmamak mümkün değildir. Aynı zamanda koruyucu önlemleri ihmal ettiği anlaşılan resmî makamların, felaketi olduğundan daha zararsız gibi göstermeye çalışması da tedirginlik yaratmaktadır. Yangın yüzünden tehlikenin baş gösterdiği radyasyon bulaşmış bölgelerle ilgili haberlerin resmî yetkililerden değil de çevreci gruplardan gelmesi de düşündürücüdür. Radyasyonun sınır tanımadığı gerçeği karşısında bu durumun kabul edilmesi mümkün değildir.”

Märkische Allgemeine gazetesinin iklim değişikliği başlıklı yorumunda şu satırları okuyoruz:

“İklim araştırmacılarının tahminleri doğru çıkacaksa, o zaman siyasi sorumlularla tahminleri yanlış çıkarmak düşer. Yerküredeki ortalama ısı değişikliği ile ilgili tartışmaları zorlaştıran da zaten bu. Şimdiye kadar aşırı sıcak bir yaz mevsimini ya da kış aylarının dondurucu geçmesini iklim değişikliği işareti sayanlara, geçmişte de aşırı mevsimler geçirildiğinin hatırlatılması gerekir. Radikal hava şartlarıyla bağlantılı doğal felaketlerin artması ise yıllardır iklimin değişmekte olduğunu ve gidişatı önleme zamanının daraldığını söyleyen iklim araştırmacılarını haklı çıkarmaktadır.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Ahmet Günaltay
Editör: Ayhan Şimşek