1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

11.05.2011-Avrupa basınından özetler

Suriye’deki şiddet, Bin Ladin’in öldürülmesinin yol açabileceği sonuçlar, Akdeniz’deki mülteci trajedisi ve euro krizi, bugünkü Avrupa gazetelerinden derlediğimiz yorum konuları.

default

Fransız Le Figaro gazetesi Suriye ile Libya’daki şiddet dalgası arasında paralellik bulunduğunu vurguluyor:

“Beşar Esad’ın ayaklanmayı bastırıp rejimini kurtarabilmek için sonuna kadar mücadele etmeyi göze alması, Libya’nın bu ülkedeki mücadeleye emsal oluşturduğunu gösteriyor. Suriye’ye askeri müdahalede bulunulması her ne kadar söz konusu olmasa da Trablusgarp’taki gelişmeler Şam’ı doğrudan etkileyecektir. Her iki başkente de inançtı otoriter rejimler hükmediyor. Beşar Esad’ın ülkesini liberalleştirmesini ummak da en az, Albay Muammer Kaddafi’nin ülkesine demokrasi getirmesini beklemek kadar abestir. Önemli olan, iktidarı devretmesidir. Şam yönetimi anında bundan ders alacaktır. Ama o vakte kadar da Suriye’deki muhalefet hareketi sınırsız baskıya tahammül etmek zorunda kalacaktır.”

Yine Fransız gazetelerinden Le Telegramme ise, uluslararası topluluğun Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı hedef alan protestolar karşısındaki tutumunu yorumluyor:

“Dünya devletlerinin, Esad rejiminin demir yumruğunu kırmak için neden haftalardır sözlü açıklamalarla yetindiğini sormak kadar meşru bir şey olamaz. Avrupa Birliği Suriye’yi kanla baskı altında tutan rejimin önde gelenlerine ekonomik yaptırım uygulamayı kararlaştırdı. Ama bunun bir adım ötesine geçmeyeceği de aşikâr. Tıpkı kimsenin baskı altında Suriyelileri korumaya kalkışmayacağı gibi. Libya ve Suriye için çifte standart mı uygulanıyor? Tabii. Kaddafi’nin değeri kalmadı, siyasi bakımdan tamamen aforoz edilmiş durumda. Beşar Esad’ın kozları ise farklı. Devrilirse, iktidar Sünnilere geçer. Başta İsrail olmak üzere kimse Sünnilerin iktidara gelmesini istemiyor.”

İtalyan La Stampa gazetesinin, ‘Bin Ladin’in ölümü ve sonuçları’ başlıklı yorumu özetle şöyle:

“Barack Obama başkanlığa seçildiğinden beri ilk kez Pekin ile diyalogda nispeten güçlü bir pozisyon edinmiş bulunuyor. ABD’nin ekonomik bakımdan Çin’den iyi durumda olmadığı malum. İkili ticaretteki dengesizlik Amerikan olduğu kadar Çin ekonomisi açısından da büyük riskler doğuruyor. Ama Obama şimdi çok daha formda. Amerika’nın psikolojik durumu da düzeliyor. Usame Bin ladin’in öldürülmesi, en azından şimdilik 21. yüzyıl atmosferinin ABD lehine değişmesine vesile oldu.”

İspanyol El Pais gazetesi Akdeniz'deki mülteci dramına ayırdığı yorumunda, mültecilerin yardım edilme haklarının olduğuna dikkat çekiyor:

“Akdeniz, en ilkel araçlarla Libya’daki şiddetten kaçmaya çalışan yüzlerce kişiye mezar oluyor. Teknelerle Avrupa’ya sığınmak için ölümü göze alanlar göçmen değil, savaştan kaçmaya çalışan mültecilerdir. Devletler hukukuna göre, zor duruma düşmeleri durumunda kendilerine yardım edilmesi mecburidir. Mülteci akını aynı zamanda Sarkozy – Berlusconi ikilisinin Schengen Antlaşması’na sınırlama getirme girişiminin ne kadar saçma ve gayrı ahlâki olduğunu da gözler önüne seriyor. Avrupa Libya’daki savaşa müdahale etmeye karar vermişti. Şimdi ise savaş sonuçlarının kendisini ilgilendirmediğini iddia edemez.”

Son yorumumuz İngiliz The Guardian gazetesinde yayınlandı ve euro bölgesi ülkelerinin Yunanistan krizine gösterdikleri tepkiyi ele alıyor:

“Euro bölgesindeki ‘bir o tarafa, bir bu tarafa’ yalpalanmadan çıkarılabilecek tek sonuç şu olabilir: Angela Merkel, Nicolas Sarkozy ve ortak para biriminin diğer bekçileri Yunanistan’ın içinde bulunduğu devasa sorunlar karşısındaki taktiklerini değiştirmeye hiç niyetli görünmüyorlar. Plansız programsız günü kurtarma operasyonu süreceğe benziyor. Yunanların başına açacağı problemlere ve bütün euro bölgesi açısından arz ettiği tehlikelere rağmen. Finans krizinin patlak vermesinden bu yana Avrupa’nın politikası sadece ‘bekle ve gör’, oldu.”



© Deutsche Welle Türkçe


Ajanslar/A. Günaltay

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız