1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

11.01.2012 - Avrupa basınından özetler

Suriye'deki gelişmeler, Guantanamo Kampı'nın onuncu yılına dair eleştiriler ve Fransa'da Ruanda Cumhurbaşkanı'nın suikastına yönelik rapor öne çıkan konular arasında.

default

Hollanda'dan sol liberal De Telegraaf, Suriye'de aylardır süren karmaşayı ve gelişmeleri kaygıyla izleyen İsrail'e dair bir değerlendirmeye yer veriyor. Yorum şöyle:

“İsrail Silahlı Kuvvetler yetkilileri,  olası bir faciaya karşı hazırlıklı olmak için fazla mesai yapıyor. İsrail, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın tahttan devrilmesine kesin gözüyle bakıyor. Devlet yetkililerinin, büyük bir bölümü Esad'ın en fazla altı ayı olduğu görüşünde. Ancak en büyük soru, bundan sonra ne olacağı. İsrail Genelkurmay Başkanı Benny Gantz dün, Suriye'den bir mülteci dalgası yaşanabileceğini açıkladı. Ancak İsrail’i daha fazla kaygılandıran, Suriye’nin elindeki büyük miktarlardaki kimyasal silahlar. Bu silahların, Lübnan Hizbullah'ının eline geçmesinden endişe ediliyor. Son aylarda, Suriye'den Lübnan'a modern silah taşındığına dair kanıtlar bulunuyor.”

Viyana merkezli muhafazakâr Avusturya gazetesi Die Presse de Suriye'ye yer veriyor bugünkü yorum sütunlarında. Gazetenin, Devlet Başkanı Beşar Esad'ın konuşmasını değerlendirdiği yorumu şöyle:

“Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, 10 aydır ülkesindeki rejim karşıtı gösterilere kafa tutuyor. Bunun dört sebebi bulunuyor: İlki, Rusya ve Çin'in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Esad'a bir koruma kalkanı sağlayarak, önemli yaptırımların uygulanmasını engellemeleri. İkincisi, Esad'ın, sözde tavizlerle Arap Birliği ile alay etmesi. Üçüncüsü, rejimin acımasızca halk ayaklanmasını durdurmaya çalışması. Son olarak da, rejimin özünün değişmiyor olması. Esad, ancak iktidar organlarına bağlı bölümlerin ya da Alevi azınlığın bölünmesi ile yok olabilir. Bu nedenle Londra’nın Esad'a sırt çevirdiğine ilişkin haberlerin Esad’ı kızdırmış olması gerekir. Yoksa bu sadece psikolojik bir savaştan mı ibaret?”

Paris merkezli “Liberation”bugünkü baskısında, 1994 yılında öldürülen Ruanda Cumhurbaşkanı Juvenal Habyarimana'nın ölümüne ilişkin, yeni bulguların yer aldığı bir soruşturma raporuna yönelik bir yoruma yer veriyor. Fransız yetkililer tarafından hazırlanan rapora ilişkin şu değerlendirme yapılıyor:

“Birçok kişi yıllarca, hiçbir ispatı olmadan eski Cumhurbaşkanı Juvenal Habyarimana'nın uçağına düzenlenen saldırının, bugünkü Ruanda Cumhurbaşkanı Paul Kagame'nin o dönemki isyancıları tarafından yapıldığı söylentisini yaydı. Yargıç Marc Trevidic tarafından açıklanan soruşturma raporunda, Fransız yargısı nihayet eski onuruna kavuştu. Bu kez, Fransız yargısı, Fransız devletinin bu olaya dair son derece rahat tavrına boyun eğmedi. Rapor, henüz tamamlanmış olmasa da, Ruanda'daki katliama sebep olan, birebir Cumhurbaşkanlığı karargâhında planlanan 6 Nisan 1994 tarhindeki Habyarimana suikastinin, Paris tarafından yakından izlendiğini göstermiş oldu. Bu gerçek, artık tarihi bir gerçeğe dönüştü.”

İngiliz Guardian gazetesi, bugün onuncu yılını dolduran Küba'daki Guantanamo Kampı'na yönelik bir değerlendirmeyi aktarıyor yorum sütunlarına. Gazete, büyük haksızlıkların yapıldığı Guantanamo'nun, ABD'nin yeleğinde bir kara leke olarak kalmaya devam edeceğini belirtiyor ve ekliyor:

“Orada bulunan 171 tutuklunun şansızlığı, maalesef yanlış zamanda yanlış yerde olmalarıydı. Ne var ki, çaresizliğe ve en az dört intihara sebep olan yasal bir boşluk içinde tutukluluk halleri devam ediyor. Bu utancın sorumlusu Amerikan Kongresi. Nadiren ortak bir tutum sergileyen Cumhuriyetçiler ve Demokratlar partiler üstü bir işbirliği ile, Beyaz Saray'ın Guantanamo sorununu çözecek her türlü yetkisini engellemek istiyorlar. Anlaşılan bu inat, Obama'nın elini kolunu bağlamış durumda. Bu nedenle de Amerika’nın iyi imajını yiyen bu tümör de varlığını korumayı sürdürüyor.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Gezal Acer

Editör: Başak Özay

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız