1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

11.01.2011 - Alman basınından özetler

Bugünkü Alman gazetelerinden seçtiğimiz yorumların çoğunluğu ETA’nın kalıcı ateşkes ilanı ile ilgili. Avrupa Birliği’ne göç ve Almanya’daki dioksin skandalı, diğer iki yorum konumuzu oluşturuyor.

default

Frankfurter Allgemeine Zeitung, tüm İspanyollar açısından, özellikle de cinayetlerden gına getirmiş olan Basklar için ETA’nın kalıcı ateşkes ilanının hayırlı bir haber olduğunu belirtiyor, ancak ‘bu girişim yeni bir tuzak ve güçten düşmüş örgütün yeniden silahlanma çabası değilse’ diyerek, zihinlerdeki şüpheleri yorumunun girişine yansıtıyor. Gazetenin yorumu şöyle devam ediyor:

“Herşeye rağmen beş aydan bu yana cinayet işlenmemiş, dört aydan bu yana da suikast eylemi düzenlenmemiştir. İspanya’daki tüm demokratik kurulaşlardan dışlanmış olan ETA’nın ‘siyasi kolu’ ise dört ay sonra yapılacak seçimlere katılmak istiyor. Ancak Zapatero hükümeti katılımın önşartlarının henüz olgunlaşmamış olduğu görüşünde. İspanyol hükümeti, yasaklanan Batasuna Partisi’nin ETA ile köprüleri tamamen atmasını istiyor ve ETA örgütüne siyasi bir rol biçmek istemiyor. Bu şartları Zapetero’nun güçlü halefi olarak görülen sosyalist İçişleri Bakanı Rubalcaba açıkca dile getirdi. Aslında ETA’nın kalıcı ateşkes ilanı, İspanya’nın en üst düzey güvenlik görevlisi Rubalcaba açısından da ‘kötü bir haber olmamanın’ da ötesinde anlam taşıyor!”


Süddeutsche Zeitung ise aynı konudaki yorumunda üç maskeli adamın video kameraları önüne geçerek ETA’nın silahları bırakmak istediğini ilan ettiklerini belirtiyor, ancak bu açıklamanın İspanya’nın Bask bölgesinin bağımsızlık hedefinden vazgeçildiği anlamına da gelmediğini vurguluyor:

“ETA’nın dünkü açıklaması, Bask bölgesinde 800’den fazla insanın hayatına malolan kanlı terörizm tarihindeki beşinci ateşkes ilanı. Geçmişte bu tür açıklamaların ardından ayrılıkçı ETA örgütünün siyasi cinayetleri devam etmişti. Bu nedenle Madrid hükümetinin ETA açıklamasına temkinli yanıt vermesi anlaşılır bir durum. Eski açıklamalardan farklı olarak ETA bu defa kalıcı ateşkesten sözediyor, ancak silah bırakacağına dair bir taahhüdü yok! Madrid hükümeti, bu olmadan anlaşmazlığın sona erdirilemeyeceğini açıkca belirtiyor. Belki de ETA’nın son çıkışı, Madrid’e değil, sempatizan çevrelere verilmiş bir mesaj. Zira Bask bölgesinde bu bölgenin bağımsızlığını isteyen, ama siyasi cinayetlerden de usanmış olan önemli bir seçmen kitlesi var. Bu kitlenin oyları, Mayıs ayında yapılacak yerel seçimlerde yasaklı konumdaki Batasuna Partisi’ne önemli puan kazandırabilir. Batasuna yeniden siyasi hayata dönebilmek için ETA’yı şiddetten vazgeçirmeye çalışıyor. ETA’nın ‘siyasi kolu’nun yüzleri maskeli örgüt üyeleri üzerinde ne kadar etkili olduğunu ise önümüzdeki aylar gösterecek.”

Frakfurter Allgemeine'den seçtiğimiz bir başka yorum ise Avrupa’ya iş göçü konusuna odaklanıyor. “AB’nin kapıları açık olmalı” başlığını taşıyan yorumda özetle şu görüşler yer alıyor:

“Biz (Avrupalılar), yaşama biçimimizi, refahımızı, ekonomik ve sosyal düzeyimizi ancak, birlik ülkelerine göçü akılcı bir biçimde yönlendirerek ve daha iyi bir biçimde kullanarak koruyabiliriz. Vereceğimiz mesaj şu olmalıdır: Göç olmaksızın Avrupa’nın varlığı korunamaz. Göç, ekonomik avantajların yanısıra düşüncelerin, değerlerin, bilginin ve kültürel birikimin değiş-tokuşu anlamına gelir ve içinde yaşadığımız toplumları zenginleştirir. AB’ni hoşgörülüsüzlükten, yerinde saymaktan ve kibirden koruyacak olan şey birlik dışındaki dünyaya da açık olmaktan geçer. Sadece ve sadece şeffaflık ve rekabet yeteneğini koruyabilen bir Avrupa istihdam piyasası, nüfus yapısındaki değişmeye ve ekonomik taleplere yanıt verebilir.”

Son olarak Badische Zeitung gazetesinden Almanya’da devam eden gıda maddelerindeki dioksin skandalına ilişkin yorumu aktarıyoruz:

“Daha önceki gıda skandalları göz önünde tutulacak olursa, Federal Tüketiciyi Koruma Bakanı’nın işinin ne kadar zor olduğu ortaya çıkar. Zira Tüketiciyi korumu Bakanı, skandal konusuna medyanın ilgisi azaldıktan sonra da AB yetkilileri ve gıda endüstrisi ile nelerin değişmesi gerektiği konusunda görüşmelerini sürdürmek zorunda. Acaba bakan Ilse Aigner yem ve gıda sanayinde yapmayı vaat ettiği değişimleri -ilgili sektörlerden gelen yoğun direnişe rağmen- uygulamaya koyabilecek mi, bunu zaman gösterecek.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Çelik Akpınar

Editör: Ahmet Günaltay