1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

10.12.2010 - Avrupa basınından özetler

ABD’nin Ortadoğu politikası, WikiLeaks skandalı, Nobel Barış Ödülünün yol açtığı tartışmalar ve euro krizindeki Alman-Fransız işbirliği, bugünkü Avrupa basınından seçtiğimiz yorum konularını oluşturuyor.

default

Fransız Le Monde gazetesi ABD'nin Ortadoğu politikasını değiştirmesi gerektiğini vurguladığı yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

“Bölge politikası yerinde saydığı için Obama yeni taktik denemek zorunda. Tarafları zorlamalı, baskı yapmalı ve onlara sorumluluklarını hatırlatmalı. Washington masaya, kesin sınırı çizen, gerekirse toprak mübadelesini de içeren, Kudüs’ü nihai statüye kavuşturan, Filistinli mültecilerin durumuna açıklık getiren ve müstakbel Filistin devletinin İsrail hedefli roketlerin rampası olmasını önleyecek güvenlik tedbirlerini içeren bir plan yatırmalı. Böyle bir belgeyle, İsrail ile Filistinliler arasındaki müzakerelerin temel ilkeleri belirlenmiş olur. Daha sonra bu plan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin onayına sunularak, uygulanmasına meşruiyet kazandırılmış olur.”

Salzburger Nachrichten adlı Avusturya gazetesi, teşhir sitesi WikiLeaks’ın karşıtlarına gösterdiği tepkiyi konu alan yorumunda, şeffaflığın kaba kuvvete gerekçe oluşturamayacağını yazıyor:

“Organizasyonun karanlıkta kalan gerçek yüzü yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Kendileri gibi düşünmeyenleri öfke ve blokajla sindirmeye çalışıyorlar. Şeffaflık ve fikir özgürlüğü için mücadele ettiğini söyleyenlere bu yakışır mı? Kendisi gibi olmayana bu yöntemlerle saldırıp onu susturmaya çalışan, kaba kuvvet kullanmakla suçlanmayı hak eder. Şeffaflık mücahidi olarak ilgi odağı haline gelmek isteyen, mafyaya özenmemelidir.”

Roma’da yayımlanan sol liberal İtalyan gazetesi La Repubblica, Nobel barış ödülü yüzünden çıkan anlaşmazlığı şöyle yorumluyor:

“Nobel Barış Ödülü verilen rejim muhalifi Liu Şiaobo’nun Oslo’ya gitmesine izin vermeyen Pekin yönetimi, kontrolünü kaybedip kendini gülünç duruma düşürmek üzere olan bir güçtür. Liu Şiaobo’nun daha fazla özgürlük ve barışçı reformlar şeklindeki taleplerinin bütün Çinlilerin ortak arzusu olduğu kuşku götürmez. Pekin yönetimi bu nedenle Nobel ödülünü ilk kez küresel insan hakları referandumuna dönüştürüyor. Ya da dünya devletlerine, ‘benden yana mısın yoksa bana karşı mısın’ sorusunun yanıtlanmasını emretmek istiyor. Bu, Liu Şiaobo’yu da aşan ve rejimin gerçek yüzünü gösteren bir ‘elin ayağa dolaşması’ durumudur.”

Fransız Le Figaro gazetesinin, Fransa ile Almanya arasındaki ilişkilerin ele alındığı yorumunda, borç ve euro krizinin akıbetini piyasaların belirleyeceği dile getiriliyor:

“Fransa ile Almanya’nın borç krizine çare bulmak için sürekli diyalog halinde oldukları ve Fransa’nın 27 Avrupa Birliği ülkesini uzlaştırmaya çalıştığı, malum. Angela Merkel de para birliğini kurtarmak için çabalıyor. Seçmen oldukça şüpheli. Alman Anayasa Mahkemesi de atılan her adımı yakından takip ediyor. Almanya başbakanının manevra alanı oldukça sınırlı. Borç krizi Avrupa Birliği’ni, aylar öncesine kadar tasavvur bile edilemeyecek tedbirler almaya zorluyor. Kaydedilen ilerlemenin piyasalarca takdir edilmesini ummak için iyimser olmak gerekiyor. Avrupa’nın ciddi gayret gösterdiğine piyasaları ikna edebilmeleri için Almanya ve Fransa’nın bundan böyle de omuz omuza hareket etmeleri gerekir.”

Hollanda’nın de Volkskrant gazetesi euro tahvilini Almanlara beğendirmenin kolay olmadığını yazıyor:

“Lüksemburg Başbakanı Juncker sihirli formülü bulduğuna inanıyor: Bütün euro ülkeleri ortak hazine bonosu çıkarsın, sıhhatli ülkeler biraz fazla, zayıf ülkeler ise biraz daha az faiz ödesin. Böylece borçlu ülkeler sermaye piyasasında ucuz kredi bulup kurtulacak. Ancak Almanya ve Hollanda bu planın faiz giderlerini önemli oranda artırmasından çekiniyor. Berlin yönetimi İrlanda ve Yunanistan’ın kurtarılmasının neden gerekli olduğunu anlatmakta zaten zorlanmıştı. Seçmene euro tahvilini beğendirmenin çok daha zor olacağı söyleniyor. Anketler Alman kamuoyunun haklı olarak çekindiğini gösteriyor. Ama anketler aynı zamanda, kendi çıkarı için euronun kurtarılması gerektiğine inanan Almanların çoğunlukta olduğunu da ortaya koyuyor.”


© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Ahmet Günaltay

Editör: Murat Çelikkafa