1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

10.11.2009 - Avrupa basınından özetler

Berlin Duvarı'nın yıkılmasının, Avrupa ve dünya sahnesinde yol açtığı değişim, bugünkü Avrupa gazetelerinde yorum sütunlarının başlıca konusunu oluşturuyor.

default

Macaristan’ın başkenti Budapeşte’den sol liberal Nepszabadsag gazetesinin yorumu şöyle:

“Almanya, 1989’daki coşkuyla olmasa da yeniden özgürlüğü kutluyor. Geçtiğimiz yirmi yıl, sadece yeni bir başlangıç; daha özgür, daha iyi bir yaşam şansı anlamına gelmiyordu. Aynı zamanda bir dizi hayalkırıklığı, başarısız yaşam planları ve sosyal belirsizliklerle de doluydu. Berlin Duvarı’nın yıkılması ve Doğu Avrupa’daki komünist rejimlerin devrilmesi hikayenin sonunu getirmedi. Soğuk Savaş’ın yerine geçen küreselleşme, Çin ve Hindistan’ın yükselişi, çok daha belirsiz bir dönemi başlattı. Almanya’nın Avrupa ve Amerika’ya karşı yükümlülüklerine sadık kalması yatıştırıcı bir etki yapıyor. Şu anki Almanya hiçbir şekilde mükemmel olmasa da, tarihinin en iyi ve en demokratik Almanyası. Avrupa’nın ortasında, ABD ile Rusya’nın arasında.”

Polonya'dan muhafazakar çizgideki Rzeczpospolita gazetesinin yorumunda ise şu satırları okuyoruz:

“Artık duvarlar yok, onun yerine büyük, güçlü ve giderek kendine daha da güvenen bir Alman devleti var. Duvar’ın yıkılması olumlu bir sembol. Federal Almanya Cumhuriyeti, dünyada komünizmin yıkılmasını, Doğu Bloku’nun tarihe karışmasını ve Soğuk Savaş’ın sona erişini çağrıştırıyor. Dünkü kutlamalarda görüldüğü gibi Almanya’nın bu ışıltıyı biraz olsun Polonya ile paylaşması iyi. Çeşitli ülkelerden önemli konuklar ve gazetecilerin arasında, komünizmin simgesi domino taşlarını deviren kişi eski Polonya lideri Leh Valesa oldu. Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nin yıkılışına giden olayları başlatan sonuçta Polonya’ydı.

İtalyan Corriere della Serra gazetesi ise ABD Başkanı Barack Obama’nın Berlin’deki kutlamalara katılmayışının nedenlerini irdeliyor yorumunda:

“Brandenburg Kapısı’ndaki özgürlük bayramında, Berlin Duvarı önündeki konuşmasıyla tarihe geçen John Kennedy’nin siyasi varisi ve Amerikan demokrasisinin sembolü olan kişi yoktu. Obama’nın kutlamalara katılmamasının gerçek nedeni belki siyasidir, ama daha çok kişisel anlamda siyasi. Berlin Duvarı, Demokratlar’ın 2008’deki seçim kampanyasında, Obama’nın yeni Kennedy imajını vurgulamak için kullandıkları bir malzemeydi. Obama artık Başkan. Onun Kennedy söylemine artık ihtiyacı yok. Ayrıca Cumhuriyetçi bir başkan olan Ronald Reagan'ın döneminde meydana gelen bir olayı kutlamaya çok da hevesli olmasa gerek.”

Luxemburger Wort gazetesi ise Alman-Fransız ilişkilerinin gelişimini irdeliyor yorumunda.

“1989 Kasımında diğer Avrupalı liderler gibi dönemin Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterand da yeniden birleşen Almanya'ya tarihten gelen anlaşılabilir nedenlerden ötürü temkinli yaklaşmıştı. Duvar'ın yıkılışının 20 yıl ardından Almanya ve Fransa, o dönemin kaçırılan randevusunu telafi etmeye çalışıyor. İki ülke Avrupa'nın öncüleri olarak öne çıkmaya yeniden istekli. Bu, hep böyle değildi. Gerhard Schröder göreve geldiğinde Avrupa'da Berlin-Londra eksenine öncelik vermişti. Sarkozy de başlangıçta Paris-Londra eksenini tercih etti. Ama her ikisi de kısa sürede Paris-Berlin hattına geri döndü. Çünkü örtüşen noktaları diğerleriyle karşılaştırılamayacak kadar fazla. Paris-Berlin eksenine geri dönüş her ne kadar büyük ilgi çekse de, etki yaratmaktan çok içerik ve öze yönelik olmalı.”

Derleyen: Beklan Kulaksızoğlu

Editör: Ahmet Günaltay