1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

10.08.2011 - Alman basınından özetler

Alman gazetelerinde bugün Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Suriye ziyareti ve İngiltere’de patlak veren huzursuzluklar geniş yer tutuyor.

default

Berliner Zeitung, Davutoğlu'nun Şam ziyaretini şöyle değerlendiriyor:

“Türk hükümeti, Esad’ı yola getirmeye çalışıyor, bununla birlikte Türkiye – Suriye bağlantısı, ülkede bir iç savaşı önlemek için Batı’nın elinde kalan son diplomatik kanal. Türkiye açısından, yeni bir mülteci akını, radikal Suriyeli Kürtlerin olası saldırıları ve sınır bölgesinde ekonomik gelişme yerine güvenlik tehditleri söz konusu. Suriye ile iki yıl önce sınırlarda vizeyi kaldırırken Erdoğan, büyük bir ekonomik patlama hedefliyordu. Ankara şimdi bu politikanın başarısızlığa uğradığını görüyor. Ancak Ankara'nın hedefinde Arap kamuoyu da var. Zira Türkiye, Mısır ya da Libya’da toplumsal açıdan bir model olarak görülüyor.”

Giderek tecrit edilen Suriye’deki rejim üzerinde etkili olabilen çok az ülke bulunduğu ve Türkiye’nin de bunlardan biri olduğu değerlendirmesinde bulunan Süddeutsche Zeitung, Ankara’nın çevik Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun bir süredir “komşularla sıfır problem” politikasını hayata geçirmeye çalıştığına dikkat çekiyor. “Ancak diplomatik nezaket zamanı sona erdi” denilen değerlendirmede şu satırlar yer alıyor:

“Türkiye sınırındaki kamplarda bulunan binlerce Suriyeli gibi Türkiye’nin üst düzey politikacıları da, Beşar Esad’ın tutumu hakkında yanlış anlaşılmaya yer vermeyecek bir açıklıkla şunu söylüyor: “Akıl ermez, mazur görülmez ve affedilmez.” Ancak Esad, salı günü “son uyarıyı” iletmek üzere kabul ettiği Türk temsilci karşısında bir milimetre bile adım atmadı: “Eğer bir uzlaşma için geldiyseniz, bunu reddediyoruz. Savaş istiyorsanız, buyrun” dediği söyleniyor. Esad böylece kendi kabuğunun dışına çıkmak istemediğini gösteriyor, ayrıca verdiği reform sözlerinin hiçbir değeri olmadığı da anlaşıldı. Davutoğlu'yla belki son kez arabulucuk denemesi yapan Türkiye'yi, Esad despotizminin inatçılığı harekete geçmeye zorluyor.”

Süddeutsche Zeitung'da yer alan bir başka değerlendirmede Londra'da yaşanan taşkınlıklara ilişkin:

“Londra’da patlak veren olayların sürpriz olduğunu söyleyen varsa ya yalan söylüyor ya da gerçekleri saptırıyor demektir. İngiltere’den yansıtılan ışıl ışıl görüntünün arkasında öylesine büyük bir hoşnutsuzluk, kin ve öfke birikmişti ki, bunların alev alması için tek bir kıvılcım yeterli oldu. İngiltere’nin alt sınıfından gelen mesaj daha açık olamazdı: Bir kere yoksul oldun mu her zaman yoksulsun ve bu çocukların ve torunların için de geçerli. Ancak bu, Tottenham ve Peckham’de huzursuzluk çıkaranları bir sosyal ya da devrimci harekete dönüştürmeyecek. Süpermarketleri ateşe verenler, cep telefonu dükkanlarını yağmalayanlar, keskin aletlerle polise saldıranlar suç işliyor ve dolayısıyla bir suçlu gibi muamele görecekler. Ama herşeye rağmen yaşanan huzursuzluklar, geniş çaplı derinleşmiş bir hoşnutsuzluğun göstergesi.”

Stuttgarter Zeitung'da ise aynı konuya ilişkin şu yorumu okuyoruz:

“İşsizler ordusunun bulunduğu İngiltere varoşlarını bilenler açısından bu olaylarda göstericilerin öfkesi merkezi rol oynuyor. Şu anda yaşanan taşkınlıkların ve yağmanın arkasında, yerel politikacılar ve sosyal hizmetlerde çalışanlar tarafından uzun süredir şikayet edilen gettolardaki işsizlik ve toplumdan yabancılaşma yatıyor. Varoşlarda nesiller boyunca siyahlar, ama aynı zamanda beyazlar da bu koşullarda büyüdüler ve bugüne dek ‘normal’ toplumsal gelişmelerde yer almadılar, ayrıca hakim ekonomik sistemin faydalarından yararlanmalarına da izin verilmedi. Dolayısıyla bu birikmiş öfkeye karşı daha fazla polisin görevlendirilmesi, taşkınlıkların arkasında yatan sorunu çözmez.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Köylü

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız