1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

10.08.2010 - Avrupa basınından özetler

Rusya'daki orman yangınları, Liberya eski diktatörü Taylor hakkındaki savaş suçu davası ve Fransa'nın Müslümanlara karşı politikası, bugünkü Avrupa gazetelerinden seçtiğimiz yorum konularını oluşturuyor.

default

Avrupa gazetelerinden seçtiğimiz günün basın özetlerine Hollanda’nın Handelsblad gazetesinde yayınlanan yorumla başlıyoruz. Rusya’daki orman yangınlarını konu alan yorum özetle şöyle:

“Genişliği ve nüfusu Hollanda kadar olan Moskova’nın çevresindeki dev bölgeyi son yıllarda yangın yerine çevirdiler. Bataklık ve göletler kurutularak iskâna açıldı. Yer altı sularının seviyesi düştü. Moskova’yı çevreleyen turbalıklar, kendiliğinden alev alan saatli bombaya dönüştü. Çevreciler yıllardır bu gelişme karşısında uyarıyorlar. Ama, öncelikle son on yılda petrol ve doğalgaz zenginliğinin tetiklediği emlak piyasasındaki fiyatlar dengeli çevre anlayışını unutturdu. Devlet dairelerindeki yolsuzluk da gidişata tuz biber ekti.”

L'Humanite adlı Fransız gazetesi, Rusya’daki orman yangınlarıyla diğer doğal felaketlere ayırdığı satırlarında şu görüşlere yer veriyor:

“Depremler, seller, yanardağ patlamaları… Âfetler her yıl binlerce, bazen da on binlerce can alıyor. Afetlerdeki artış, değil doğaya, kendimize bile sahip çıkamadığımızı gösteriyor. Çoğu önemli karar bizlere sorulmadan alınıyor. Kararları bakanlar kurulları ve sırların özenle korunduğu yönetim kurulları veriyor. Ama ister Fransız olsun, ister Rus, Amerikalı, Çinli ya da Pakistanlı, sadece hesap sormak değil, herkesi ilgilendiren konularda karar sürecine katılmak da bizim elimizde.”

İsviçre’nin Zürih kentinde yayımlanan Tages-Anzeiger gazetesinin orman yangınlarını konu alan yorumunda, Rusya’nın krizlerden kurtulmasının kolay olmayacağı dile getiriliyor:

“Vladimir Putin, orman yangınlarının harabeye çevirdiği yapıların önünde verdiği pozlarla ve buğday ihracatını yasaklayarak milli önder tiplemesini canlandırmaya çalışıyor. Başbakan’ın felaket bölgesine yaptığı ziyaretler halka moral vermekle kalır, ama hiçbir şeyi düzeltmez. Yaz yangınlarında da, kış soğuğunda da hep aynı şey: Rusya hükümeti ve memurlarının tek varlık gerekçesi sanki sadece rüşvet almak ve krizin kendiliğinden sona ermesini beklemek. Nasıl olsa yağmur alevleri söndürecek, ilkbahar güneşi de kürenmeyen karları eritecektir. Krizleri yenilerinin izlemesi bu kafayla önlenemez.”

Eski Liberya diktatörü Charles Taylor hakkındaki savaş suçu davasını yorumlayan Die Presse gazetesinde şu satırları okuyoruz :

“Elmas, eksantrik bir manken, ünlü bir aktris, saygın bir Nobel ödülü sahibi ve bir de savaş suçu zanlısı. Bunlar manşet olmaz da ne olur? Savcı da böyle düşünmüş olmalı. Dava, kimsenin adaletten kaçamayacağını göstermesi bakımından yararlı olsa da, davanın finansmanı gibi kamuoyunun ilgisi de oldukça mütevazi kaçıyor. Savaş suçları mahkemesi geçen yıl az daha parasız kalıyordu. Umulur ki, asrın en önemli savaş suçu davalarından birinin akıbetini iki sosyete hanımefendisinin hafıza gücü belirlemesin.”

Fransız Liberation gazetesinin Ramazan ayı münasebetiyle yayınladığı yorumda Fransızların oruç ayı karşısındaki tutumu mercek altına alınıyor:

“Fransa hükümetinin mücrim yabancılara karşı başlattığı taarruz tesadüfen, Müslümanların ibadet ve kutlama ayı olan Ramazan’a rastlıyor. Fransa, ülkenin ikinci büyük dini karşısında kendine koordinat belirlemeye çalışıyor. Belediye saraylarına, okullara ve ticarethanelere Ramazan'a uygun bir görünüm veriliyor. Bu her zaman kolay olmuyor. Ama belediye başkanları ve dernekler ayrımcılığa yer vermeyen çözümler üretmeye çalışıyorlar. İçişleri bakanının öfkeli çıkışları pragmatik adımlara 180 derece ters düşüyor. Bu tür somut çabalar Fransa’nın dünyadaki itibarını artırır.”

© Deutsche Welle Türkçe


Derleyen: Ahmet Günaltay

Editör: Murat Çelikkafa