1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

10.06.2009 - Alman basınından özetler

Alman gazetelerinde bugün ön plana çıkan konu, ekonomi devlerinden Arcandor’un çöküşü. Avrupa Parlamentosu seçim sonuçlarının yankıları da sürüyor.

default

Basın özetlerimize Almanya'nın önemli ulusal gazetelerinden Süddeutsche Zeitung ile başlıyoruz. Gazete, devlet yardımı almayı başaramayan Arcandor’un iflas bayrağı çekmesini şöyle yorumluyor:

“Arcandor'un çöküşü, Federal Almanya tarihindeki en büyük iflastır. Bu, vatandaşlarla ekonomi liderleri arasındaki güven ilişkisinin, daha önce diğer büyük şirketlerin çöküşü sırasında yaşandığından daha kalıcı şekilde bozulmasına neden olacaktır. Arcandor'un çöküşünün nedeni sadece mali kriz ve hükümetin tutumu değil. Alışveriş devinin ölümü, zaten son yıllarda gözlenmeye başlamıştı. Bunun başlıca nedeni ise patronların başarısızlığıydı. Devletten yalvarırcasına yardım istediler, ancak olmadı. Vergi mükelleflerinin koruması altına girme niyetinde olsalar da bundan çok az faydalanabildiler.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung da Arcandor'un iflas başvurusuna geniş yer ayırıyor. Gazeteye göre şirket için zaten yapılacak fazla bir şey yoktu:

“Devlet kredisi, demode bir alışveriş mağazası için sadece biraz zaman kazandırabilirdi, ancak mağaza zincirlerinin sahibi Arcandor'un yeniden yapılanması ve internet üzerinden de hizmet sunabilmesini sağlayamayacaktı. Yardım umduğu iktidar ortağı Sosyal Demokratların Avrupa Parlamentosu seçimlerinde ağır bir yenilgi almasının da etkisiyle hükümet, istihdamı kurtarmak için bile harekete geçmedi. Sorumlu bir davranışla, vergi gelirlerinin haklı gerekçelerle devlet güvencesi ya da kredisi olarak sunulmaması kesin olarak övgüye değer. Başlatılan iflas süreci Karstadt ve Quelle çalışanları açısından şok etkisi yarattı, ancak bunun anlamı işsizlik değil…”

Avrupa Parlamentosu seçimlerinin Almanya'daki sonuçları da değerlendirilmeye devam ediliyor. Braunschweiger Zeitung'da şu yorum göze çarpıyor:

“Avrupa Parlamentosu seçimlerine Almanya'daki yüzde 43 oranındaki katılım yüksek bir oran değil, ancak diğer ülkelerin durumu çok daha kötü. Vatandaşlar bunu da yapmasıydı, herhalde komik olurdu. Bazılarının görüşü şu: Seçime katılmak gerektiği takdirde bir yükümlülük. Ancak özgür seçimlerde ısrar ediyorsak, sandığa da gitmek zorundayız. Aksi takdirde ‘demokrasi yok' diye şikayet etmeyelim. ABD'de de son yıllarda seçimlere katılım oranı hayli düşmüştü, ancak yeni Başkan Barack Obama, insanlarda siyaset heyecanı yaratmayı başardı. Önümüzdeki yıllarda sandığa gitmekle yükümlü olan seçmenler, aynanın arkasına saklanmak zorunda kalabilirler.”

Westdeutsche Zeitung'da da Avrupa Parlamentosu seçimlerine ilişkin bir yorum okuyoruz. Yorumda seçimlerde ağır yenilgi alan Sosyal Demokrat Parti'nin durumuna dikkat çekiliyor:

“Sosyal Demokratların durumu aslında gayet iyi anlaşılıyor. Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Birlik partileri, tam 7 puan geriledi, Sosyal Demokratların kaybettiği puan ise sadece 0,7'ydi. Ancak buna rağmen seçimin en büyük mağlubu sayılıyor. Hristiyan Demokrat ve Hristiyan Sosyal Birlik'in kan kaybı ön plana çıkmazken, Sosyal Demokrat Parti beklentilerinin üzerine çıkamayarak büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Sosyal Demokratlar, orta sınıfın seçimlere katılmayarak yardım etmemesi yüzünden haksızlığa uğradığını düşünüyor. Ancak parti yönetimi hayal kırıklığına rağmen yeniden hızla harekete geçti…”


Derleyen: Hülya Köylü

Editör: Ayhan Şimşek