1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

10.03.2011 - Alman basınından özetler

Alman gazetelerinde karnaval sezonunun ardından Alman politikacıların geleneksel olarak yaptıkları siyasi konuşmalar, Libya'daki son durum ve Alman makinistlerin yaptığı uyarı grevleriyle ilgili yorumlar ağırlıkta.

default

Almanya'da karnaval sezonunun kapanmasının ardından parti genel başkanlarının taraftarlarına yönelik yaptıkları, birbirlerini eleştirdikleri, geleneksel 'Kül Çarşambası' (Aschermittwoch) konuşmalarında, bu yıl göçmenler, onların ülkeye uyumu ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, buradaki Türklere yönelik yaptığı çağrılar da gündeme geldi. Hrıstiyan Sosyal Birlik Partisi'nin (CSU) Genel Başkanı Horst Seehofer konuşmasında, muhafazakâr değerlerin bekçisi olacaklarını ve göçmenlerin uyumu konusunu Bavyera Anayasası'na alacaklarını söyledi. Financial Times Deutschland konuyu şöyle yorumluyor:

"Yine eski, cazip konu: Yabancılar. Elbette bu konuda yapılan açıklamaların kulağa eski gelmemesi gerekiyor. Bulunan sihirli sözcük ise, entegrasyon. Aslında yabancıların bu konudaki suçu hatırlatılmak istenmesine rağmen, entegrasyon kelimesi kulağa modern geliyor ve Almanlar da yabancıları kabul etmeye hazırmış izlenimi yaratıyor. Seehofer'in konuşmasında Hrıstiyan değerlerine ve Yahudi köklerine işaret etmesi hakkında da kimsenin aklına kötü düşünmek gelmez. Ancak Seehofer'in konuşmasının ardından, Almanca ve yabancı kökenlilerin Almanya'ya uyumu konusunun Bavyera Anayasası'na nasıl alınacağı konusunda fikir sahibi olamadı. Çocuklarını yatağa götürürken onlara Almanca yerine anadillerinde ninni söyleyenler hukukî olarak takibata mı alınacak? Ama burada bunun nasıl olacağının çok da önemi yok. Önemli olan, Seehofer'in bu planlarını referanduma götüreceği açıklamasının coşkulu seyircilerde bıraktığı etki. Böylece seçmenlere, göçmenlere karşı yakında oy kullanabilecekleri telkin ediliyor. Bu durum Hessen'in eski Başbakanı Roland Koch'un 1999 yılındaki eyalet seçim kampanyalarında çifte vatandaşlığa karşı başlattığı imza kampanyasını hatırlatıyor. Ancak Seehofer'in bu girişimi, gerçekten uyum konusunda çaba harcıyor izlenimi vermiyor."

Bugünkü gazetelerin yer verdiği bir başka konu ise şiddet olaylarının dinmediği Libya'ya askerî müdahale düzenlenmesi tartışmaları. Bielefeld'de yayımlanan Neue Westf ä lische konuyu şöyle yorumluyor:

"AB nihayet Akdeniz'deki komşusuyla ilişkisinde yeni bir yön tutturmak istiyor. Avrupa'nın bu ilişkideki tavrını çok uzun süre özellikle ekonomik çıkarlar ve kaçak göçmenler konusunda duyulan korku belirledi. Akdeniz ülkelerinden petrol alınmasına sıcak bakılıyordu, oradan gelecek insanlara değil. Libya lideri Muammer Kaddafi gibi politikacılar da hammaddenin Avrupa'ya akmasını, mültecilerin ise engellenmesini sağladılar. AB şimdi Kuzey Afrika ülkelerine mali yardımda bulunarak, politik bir açılım için sıkıştırıyor. Gerçi kuşku ve şüphe uyandıran hükümetlerle ticaret ve takas yapılması yerinde. Karanlık ve şüpheli rejimleri izole edenler, onlar üzerinde etki sahibi olma seçeneğinden de vazgeçiyor demektir. Ancak Avrupa'nın Akdeniz'deki bu komşularıyla ilişkileri istenilen ölçünün çok daha ilerisindeydi. Yıllarca diktatörlerle sarmaş dolaş olanların, demokrasinin inşa edilmesinde akıl verme konusunda da dikkatli ve temkinli olması gerekir. Avrupa ülkeleri kendine dönüp bakmalı ve aynı şekilde demokrasi adına işkenceci rejimlerle ticaret yapmaktan da vazgeçmeli. Üstelik bunu şimdi, devrilmenin eşiğindeyken değil, daha önce yapmalı."

Alman Makinistler Sendikası (GDL) üyesi makinistler, ortak bir toplu sözleşmeye tabi olmak amacıyla bugün Almanya genelinde uyarı grevi yapıyor. Yük trenleri ile yakın ve uzak mesafeye seyahat eden trenlerdeki uyarı grevleri nedeniyle, bugün demiryolları ulaşımının felç olması bekleniyor. Braunschweiger Zeitung konuyla ilgili yorumunda şu satırlara yer veriyor:

"Makinistleri harekete geçiren ve iş bırakmaya iten sebepler, kabul edilebilir. Bu alanda çalışan bütün makinistlerin aynı toplu sözleşmeye tabi tutulmasını istiyorlar. Çünkü Alman Demiryolları giderek daha fazla hattı özelleştiriyor, makinistler bu gelişmede payları olmadığı halde, işveren değiştirmeye zorlanıyor. İşveren değiştirdiklerinde ise maaşlarının azalması tehlikesiyle karşı karşıya kalıyorlar. Alman Makinistler Sendikası maaş farkının yüzde 30'lara vardığına dikkat çekiyor. Kim buna itiraz etmeksizin, gönüllü olarak maaşının bu kadar fazla kırpılmasına razı olur ki?"

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Topçu

Editör: Beklan Kulaksızoğlu