1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

10.02.2005 - Avrupa basınından özetler...

Alman ve diğer Avrupa basında, İsrail ve Filistin arasındaki barış görüşmeleri, ABD Dışişleri Bakanı Condeleezza Rice’ın Avrupa temasları ve Danimarka’da yapılan genel seçimlere ilişkin haber ve yorumlar yer alıyor.

Alman Stuttgarter Zeitung gazetesi, Ortadoğu barış sürecinde gelinen noktayı farklı bir açıdan değerlendiriyor:

“Ardımızda bıraktığımız son yıllarda ne İsrail ne de petrol zengini Araplar Filistin halkına yardım elini uzattı. Filistinliler ise kendi bünyelerinde demokratik yapı üretmeyi başaramadı; bunun yerine İsrail’e karşı şiddete girişme kolaylığını tercih ettiler. Şu ana dek belli başlı başarılara imza atmış dahi olsa, böyle bir geçmişin ardından Filistin lideri Mahmud Abbas da Filistinli grupları dizginlemekte doğal olarak zorlanıyor.“

İngiliz The Times aynı konuyu sütunlarında şöyle yorumluyor:

„İkinci İntifada’nın başlangıcından bu yana geçen 55 aylık süreyi boşa akıp giden, kanlı bir süreç olarak değerlendirmek mümkün. Yaklaşık 3 bin 350 Filistinli ve 970 İsrailli, İntifada süresince hayatlarını kaybettiler. İntifada’nın bir başka etkisiyse, 1993 tarihli Oslo Anlaşması’yla edinilen kazanımların büyük kısmının eriyip gitmesi oldu. Şaron - Abbas zirvesinde varılan uzlaşma, son yıllarda kaybedilenlerin en azından bir kısmını yeniden elde edilmesini mümkün kılacak.“

Thüringische Landeszeitung gazetesi, İsrail - Filistin zirvesinde alınan ateşkes kararını inceleyen bir başka gazete:

“Şaron ve Abbas açısından bakıldığında, Ortadoğu barış sürecinin en kolay yanı bir ateşkese onay vermek. Sorun, asıl Batı Şeria ve Kudüs’ün statüsü müzakere masasına geldiğinde başlıyor. İsrail lideri Şaron, Yahudi yerleşimcilerinin taleplerini elleriyle bir kenara itip işgal altında tutulan bölgeleri terk edebilecek mi? Her iki tarafta da iyi niyet yeterince ortaya konmadığından, barış çabalarının darbe aldığını daha önce pek çok defa izledik.“

Şarm el Şeyh’te İsrail ve Filistin heyetleri arasında esen olumlu ve sıcak havaya rağmen taraflar arasında karşılıklı kuşku ortamınının tamamemen dağıtılamadığına dikkat çeken General Anzeiger gazetesi ise, yine de barış yönünde bir adım atılmış olmasının önemine işaret etti.

ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın çeşitli Avrupa başkentleriyle Ortadoğu’yu kapsayan ziyaret turu da bugünkü gazetelerin başlıca yorum konuları arasında. Avusturya’nın Kurier gazetesi Rice’ın Avrupalı müttefiklerle yakınlaşma ve dayanışma arayan sözlerini şöyle yorumluyor:

“Dünyanın en güçlü kadın politikacısı iyi bir intiba uyandırdı. Ama Paris’te yaptığı progrram niteliğindeki konuşma, yanlış yerde hatalı seçilmiş bir konuşma değilmiydi. Rice, ‘ABD ve Avrupa Irak sayfasını kapatıp ilişkilerde yeni bir sayfa açsınlar’ mesajını verdi. Ama yeni Dışişleri Bakanı da Avrupa’ya serzenişte bulunmadan edemedi ve bir Amerikan televizyonuna verdiği demeçte, nükleer geliştirme programından vazgeçmeyen İran’a yeteri kadar sertlik göstermedikleri gerekçesiyle Avrupa ülkelerini eleştirdi. Avrupa ise NATO buluşması kanalıyla Amerikan yönetimine, Irak’taki işgal kuvvetlerine daha fazla askeri yardım yapmayacağını bildirdi.”

Alman Handelsblatt gazetesi, yeni Amerikan Dışişleri Bakanı’nın, ortaklık ve dayanışma çağrısının yeterli olmadığını ve Washington yönetiminin Avrupa’yı ciddiye aldığını kanıtlaması gerektiğini yazıyor:

“Avrupa’nın da kendine biçilen global oyuncu yeleğinin üzerine oturduğunu göstermesi gerekiyor. Şimdiye kadar bu rol Avrupa’ya büyük geliyordu. Tarafların samimiyet derecesi NATO’de kendini gösterecek. İttifak, Afganistan ve Irak’ta Amerikan yönetiminin arzuladığı rolü şimdiye kadar oynayamadı. Afganistan’daki Amerikan ve NATO görevlerinin birleştirilmesi ve Irak’taki askeri ve polisiye eğitim programlarında Fransa ile Almanya’nın pasiflikten vazgeçmeleri gerekiyor. Yoksa yeniden atlantikaşırı anlaşmazlık çıkması işten bile olmayacaktır.”

Berlin’de yayımlanan Neues Deutschland gazetesi de Bush’un ikinci başkanlık döneminde ABD ile Avrupa arasındaki ilişkilerin nasıl gelişebileceğini konu yapmış:

“ABD, Afganistan ve Irak yüzünden bizzat açtığı yaraları sarma gayretinde. Savaş sonrasının faturası ağır olacak. Ama ABD her alanda eşit haklara dayalı ortaklık istemiyor. Dışişleri Bakanı Rice’ın Paris konuşmasında ne ABD’nin tek süper güç olma iddiası, ne caydırıcı savaş doktrini, ne uluslararası ceza mahkemesi, ne iklimin korunması ve ne de silahsızlanma tartışma konusu edildi. Soğuk Savaş’ın sona ermesinden 15 yıl sonra bile Avrupa’da son derece tehlikeli 480 Amerikan nükleer füzesi bulundurulması nasıl haklı gösterilebilir. Atlantikaşırı ilişkilerin uyuma kavuştuğunu söyleyebilmek için aşırı iyimser olmak gerekiyor.”

Danimarka seçimleri de basında dikkat çeken konulardan. Almanya’dan Süddeutsche Zeitung ve İsveç’ten Dagens Nyheter seçimleri yabancı düşmanlığının belirlediği görüşünde. Süddeutsche Zeitung’daki değerlendirme özetle şöyle:

“Danimarkalılar üç yıldır yabancı düşmanı bir partiden aldığı destekle ayakta duran bir hükümeti yeniden seçtiler. Onları ne uluslararası kamuoyundan gelen eleştiriler ne de ülkedeki yabancıların durumu ilgilendiriyor. Danimarka’da yaşayan yabancılar sağ partilerin baskısı altında. Bu baskı 24 yaşından genç olanların evlenmesinin yasaklanması noktasına kadar vardı. Burada sorulacak tek bir soru var, Danimarkalılar’ın çok övülen hoşgörülerine ne olduğu? Danimarkalılar’ın çoğu hoşgörülü, ama sadece Danimarkalılar’a karşı. Aynı özgürlüğü yabancılara da tanımak isteyenler ise bu seçimlerde anlaşılmaz bir şekilde sessiz kaldı. Kimse
hükümetin gitmesini de istemedi... Bunun nedeni Danimarka’da durumun iyi
olması. Kısa bir süre önce yapılan bir ankette Danimarkalılar kendilerini dünyanın en mutlu insanları olarak tanımladılar. Çok yakında kendi aralarında mutlu olabilirler. Yabancıların oranı son yıllarda yüzde yediden yüzde beşe düştü.”