1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

09.11.2006 - Alman basınından özetler...

Alman basını bugün iki konuya ağırlık veriyor. Bunlardan ilki Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkileri, ikincisi ise Amerika Birleşik Devletleri’ndeki seçim sonuçlarının yankıları.

İlk olarak ele alacağımız konu Türkiye–AB ilişkileri hakkıda çıkan yorumlar. Bu konuda Frankfurter Allgemeine Zeitung şunları yazıyor: “Dünyanın 1920 ve 30’larda yaşadığı reformlar belli ki Türkiye’de halen hiç bir etki yaratmamış, çünkü Türkler kendilerini halen sadece Müslüman olarak görüyor. Din özgürlüğü Avrupa’daki ülkelerde günümüzde en doğal hak iken, Türkiye’nin bu algılaması yüzünden geniş bir din özgürlüğünün oluşturulması karmaşık bir hal alıyor. Son dönemlerde, aralarında çoğunlukla gençlerin olduğu Avrupa Birliği taraftarlarının sayısında ciddi bir azalma görülüyor. Bu aslında, Avrupa Birliği üye ülkelerinde, Türkiye’ye karşı negatif yaklaşımı olan vatandaşların duruşuna uyuyor. Bu kişiler arasında, Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkilerinin ‘ayrıcalıklı ortaklığa’ yaklaştığı dile getiriliyor, her ne kadar bu terminoloji rahat bir şekilde kullanılamasa da.”

Handelsblatt ise Türkiye’yle yaşanan sorunun aslında Avrupa’nın iç sorunlarından kaynaklandığına dikkat çekiyor ve şunları yazıyor: “Avrupa şu an Türkiye’yi hazmetme kapasitesine sahip olup olmadığı endişesini yaşıyor. Cevap ise açık: Bu haliyle hayır. Aslında Başbakan Angela Merkel, Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı esnasında, Avrupa Anayasa Anlaşması’nı bir adım ileri götürmeyi istemekle iyi yapıyor. Avrupa Birliği ancak yeni bir kurumsal donanım ile genişleme sürecinin üstesinden gelebilir. Aynı zamanda vatandaşlarını ikna edecek şekilde kendisini yeniden tanımlamalı. Aksi takdirde Avrupa projesi, yok olana kadar ulusal tartışmaların içine saplanıp kalacak.”

Maerkische Allgemeine gazetesi ise, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik süreci hakkında şunları yazıyor: “Ilk olarak büyük şüphelere rağmen Ankara ile müzakerelere başlandı. Sonra kısa süre içinde görüldü ki aslında aday şartları yeterince yerine getiremiyor. Açık bir şekilde söylemek gerekirse: Ankara Kıbrıs’ı tanımama konusunda ısrar ederse müzakere süreci durdurulmalı. Herhangi bir Avrupa üyesini tehdit eden bir ülkenin, Avrupa Birliği içinde hiçbir işi olamaz. Eğer bu temel yaklaşım geçerli değilse, Avrupa Birliği projesi rafa kaldırılmalı.”

Ele alacağımız ikinci konu ise, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki seçim sonuçları hakkında çıkan yorumlar. Tageszeitung şunları yazıyor: “Bundan dört sene önce Başkan George W. Bush, başkanlığını ve teröre karşı mücadeleyi bir referanduma dönüştürerek, ara seçimleri ciddi bir farkla kazanmıştı. Şimdi Demokratlar bu referandum fikrini benimsedi ve Bush’un geç kalmış ihracını hayata geçirdi. Bu durum, Amerika’ya yeniden güvenilebilirliği yarattı.”

Bu konuda Süddeutsche Zeitung ise şu yorumu yapıyor: “Cumhuriyetçilerin, ukala, tek parti iktidarı Amerikan hükümetinin prensiplerini aşındırıyordu. Bu seçim sonuçları sadece Demokratların değil, aynı zamanda Demokrasinin bir zaferi. Gerçi ne Başkan ne de Demokratların Irak konusunda mükemmel bir planı var. Ancak gidişat belli: Içsavaşa karşı mücadele etmek için Amerika Irak’ı kendi haline bırakmak zorunda kalacak. Seçim sonuçları Beyaz Saray’a çok pahallıya patlayan bir hesap. Tam anlamıyla, Bush Doktrini’nin sonu.”