1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

09.11.2004 - Avrupa basınından özetler...

Bugün, geçmişte Almanya’yı ikiye ayıran Berlin Duvarı’nın yıkılmasının 15‘inci yıldönümü. Duvarın yıkılmasının ardından Demokratik Almanya Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti de birleşme sürecine girmişlerdi. Berliner Tagesspiegel gazetesinde Berlin Duvarı’nı yıkılmasına ilişkin şu değerlendirme yapılıyor:

”15 yıl uzun bir süre olsa da hala dün gibi canlı. Kimileri için yeniden doğdukları gün gibi algılanan bir tarih bu. Birçokları için de yaşadıkları tarih unutulmayacak, şaşırtıcı ve inanılmaz bir an. 9 Kasım 1989 günü Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla, kimsenin nereye gideceğini aslında pek de kestiremediği bir süreç başlamıştı. Almanya’nın asıl kutlaması gereken gün de işte bu yüzden 9 Kasım günüdür.”

Doğu Alman gazetesi Leipziger Zeitung’daki yorumda ise bazı Doğu Almanlar‘ın, Berlin Duvarı’nın yıkılmasını demokrasi ve özgürlüğe giden yolun simgesi olarak görmek istemediklerine ve duvarı geri isteyenlerin bile olduğuna dikkat çekiliyor. Gazete, böyle tarihi bir olayı önemsizmiş gibi göstermek isteyen ve birleşmenin sadece masrafa ve başka olumsuzluklara yol açtığını iddia eden çevreler olsa da, duvarın yıkılmasının dünyayı tehdit eden, dişine kadar silahlanmış iki farklı askeri sistemin yok olması anlamı taşıdığını kimsenin unutmaması gerektiğini vurguluyor. Gazete şu satırlarla yorumunu noktalıyor:

”Vahşet dolu iki savaştan sonra biz Almanlar 89 sonbaharında, nihayet dünyayı daha özgür ve demokratik yapma yolundaki sinyalimizi açıkça vermiş olduk. 15 yıl sonra da sevinç ve onur kaynağı bir olay!"

Handelsblatt

gazetesi ise Berlin Duvarı’nın yıkılmasının yıldönümüne iki farklı açıdan bakılması gerektiğini vurguluyor:

”Duvarın yıkılmasından 15 yıl sonra da birleşik Almanya hala iki farklı anı dünyasında yaşıyor. Doğu’da artan sayıda insan, anlamsız bir Doğu nostaljisine sarılıyor ve siyasi aşırılığa doğru kayıyor. Batı‘da ise 9 Kasım günü birleşme sürecinin başladığı kutlama günü olarak değil de daha çok, 66 yıl önce Nazi Almanyası’nda meydana gelen Reichstag yangınının yıldönümü olarak algılanıyor. Ne var ki, birleşmeyi sadece ekonomik külfetin ortak karşılanması olarak görmek istemiyorsak, toplumun ortak belleğini oluşturmamız ve bu tarihi belleği geliştirerek gelecek nesillere bırakmamız gerekiyor. Buna, Doğu ve Batı Almanya’nın kaynaşma sürecinin daha yeni yeni filiz vermeye başladığı şu günlerde daha da gereksinmemiz var.”

Amerikan ordusu ile Irak Ulusal Muhafız Gücü’nün ortaklaşa olarak direnişin kalesi Felluce’de sürdürdüğü geniş çaplı operasyon Alman basınında ayrıntılı olarak ele alınıyor. Bonn’da yaymlanan General Anzeiger gazetesi, askeri bir girişimde bulunmanın zamanının çoktan gelmiş olduğu görüşünü savunuyor, ama operasyonun sonucuna ilişkin temkinli yorum yapıyor:

”Bin Ladin’in adamı olan Zarkavi’nin merkezi olarak yönlendirdiği direniş hızla güç kazandı. Bu ise Irak’ta yeniden imar çalışmalarını ve Ocak ayında yapılması planlanan seçimleri ciddi olarak tehdit eder bir boyuta geldi. Ancak, Irak’taki gerillanın işini sadece bu askeri operasyonla bitirmek mümkün müdür, o nokta oldukça kuşkulu görünüyor.”

Westdeutsche Zeitung

gazetesi, Amerikalılar Felluce’de zafer kazansalar bile bunun Irak’ta huzurun sağlanacağı anlamına gelmediği görüşünü savunduğu yorumuna şöyle devam ediyor:

”Kesin olan şey, Irak’taki Kürtler‘in, Şiiler‘in ve Sünniler‘in kendi çıkarlarını kabul ettirmeye çalışacaklarıdır. Böyle bir durumda ülkenin Balkanlaşması’nın durdurulması olanaksız hale gelir. Başkan Bush, başlattığı savaş ile dünyayı daha güvenli hale getirdiği şeklinde insanları avutmaya ne kadar çalışırsa çalışsın, Irak'ta edinilen deneyimler, bunun tersinin gerçekleştiğini gösteriyor.”

Kölner Stadtanzeiger

gazetesi aynı konuda, Irak’ta savaşın tüm vahşetiyle geri döndüğünü ve sonunda çok sayıda kurban verileceğini belirterek, sivil halkın bunu unutmayacağını, ABD’ye, müttefiklerine ve Irak geçici hükümetine karşı direnişin yok olmayacağı, aksine daha da artacağı görüşünü savunuyor. Gazete, ABD’nin Irak’ta kazanacağı hiçbir şeyi olmayacağı da vurguluyor.

Avrupa basınından Viyana‘da yayımlanan liberal Der Standart gazetesi, Felluce’ye saldırı gerekçesinin tatmin edici olmadığını belirtiyor ve şöyle devam ediyor:

”BM Genel Sekreteri Kofi Annan, birkaç gün önce Felluce’ye saldırılmaması için Irak Başbakanı İyad Allavi’ye çağrı yapmasına ve operasyonun sonuçları konusunda kendisini uyarmasına karşın, Allavi, Annan‘ın sözlerine pek aldırış etmedi. Irak kentlerinin teker teker direnişçilere geçmesini istememesi anlaşılır birşey. Ancak, Irak’ta kitle imha silahlarının varlığı ne kadar kuşkuluysa, terörist Zarkavi’nin orada bulunduğu da o kadar kuşku götürür. Bu yüzden, çok sayıda insanın canına mal olacak operasyonun gerekçeleri tatmin edici olmaktan uzak!”

Fransız Le Monde gazetesi, Afrika ülkesi Fildişi Sahili’ndeki taşkınlıklara ilişkin yorumunda, barışma yanlısı olmayan tarafların savaştığı bir ülkede Fransa‘nın barışı zorla kabul ettiremeyeceği görüşünü savunuyor ve şöyle devam ediyor:

"Paris, askeri darbe ile travma geçiren bir ülkeye barış getiremez. Son askeri darbe bu ülkede sürekli huzursuzlukların, katliamların, suikastların yapılmasına yol açtı. Devlet Başkanı Gbagbo’ya bağlı fedailerin yaptığı kanlı eylemler de üstüne üstlük... Bu durumda Fransa’nın değil, BM’nin barışı tesis etme yükümlülüğü bulunuyor.”

  • Tarih 09.11.2004
  • Hazırlayan Derleyen: Çelik Akpınar
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/Absj
  • Tarih 09.11.2004
  • Hazırlayan Derleyen: Çelik Akpınar
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/Absj