1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

09.10.2009 - Alman basınından özetler

Alman gazetelerinde bugün Romanya asıllı Alman yazar Herta Müller’in Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanması geniş yer buluyor. Ayrıca İtalya’da Dokunulmazlık Yasası’nın iptali de gazetelerde yorumlanmaya devam ediyor.

Romanya asıllı Alman yazar Herta Müller 2009 Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü.

Romanya asıllı Alman yazar Herta Müller 2009 Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü.

Frankfurter Allgemeine Zeitung, Herta Müller'in Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmesini şöyle yorumluyor:

“Müller, göç etmek zorunda kalan ailesinin kaderini, ihanetlerle dolu ve hainlerle kesişen hayat öyküsünü, korkularını, kapalı yerlerde nefes alamayışını, vurdum duymazlığı ve bulduğu bir ağaç kovuğunu, doğru ifadeleri bulmaya çalışırken ortaya çıkan güç ve yoğunlukla anlatıyor. Son kitabı ‘Atemschaukel' (Nefes Salıncağı) da dahil, eserlerinde genellikle kendisinin de mağdur olduğu devlet kaynaklı baskılardan söz ediyor. Bu noktada da Müller, yedi yıl önce Nobel Edebiyat Ödülü'na layık görülen Imre Kertesz'le karşılaştırılıyor. Dolayısıyla Stockholm Akademisi, Herta Müller'i de ödüllendirerek geçmişin akla mantığa dayanmayan kimi kararlarının unutulmaması gerektiği mesajını veriyor.”

Berliner Morgenpost gazetesi de Müller'in başka yönlerinin de keşfedileceğini söylüyor:

“Herta Müller'in edebiyatındaki biyografik malzemeyi, Çavuşesku dönemi ve göç ettikleri Batı'da karşı karşıya kaldığı zorluklar oluşturuyor. Eserlerinde Avrupa'nın çeşitli bölgelerinde bugün de hâlâ varlığını sürdüren Alman azınlığın tarihi deneyimlerinden faydalanıyor. Bu elbette onun evrensel bir hakkı. Nitekim şimdi de Nobel'le ödüllendiriliyor. Bu ödül, daha keşfedilecek pek çok yönü bulunan bir şairi ön plana çıkarıyor.”

Nürnberger Nachrichten gazetesi de Nobel ödüllerinin ülkeler arasında bir yarışa dönüştüğünü dile getiriyor:

"Olimpiyat Oyunları'ndaki gibi ülkeler arasında bir madalya sıralaması yapmanın pek bir anlamı yok aslında. Fransa, 14 Nobel Edebiyat Ödülü ile birinci sırada, İngiltere 11 ödülle ikinci, ABD 9 ödülle Almanya'nın önünde üçüncü sırada. Burada önemli olan, Nobel Edebiyat Ödülü'nü ülkeler arası bir gurur vesilesi yapmaktan çok, üretilen edebî eserlerin kalite düzeyidir. Hem tüm ebedibayt çevreleri tarafından takdir edilen, hem de en çok okunan yazarlardan biri olan Herta Müller, kuşkusuz ödül için doğru bir seçim."

İtalyan Anayasa Mahkemesi'nin Dokunulmazlık Yasası'nı iptal etmesi Alman gazetelerinde geniş yankı buluyor. Süddeutsche Zeitung'da şu satırları okuyoruz:

“Silvio Berlusconi iktidarını daha ne kadar sürdürecek? Daha ne kadar süre cumhurbaşkanını, Anayasa Mahkemesi yargıçlarını ve ayrıca siyasi karşıtlarını ‘komünistler' diye eleştirmeye devam edecek? Ya da İtalyanlar, sabırlarının taşmasına yol açan Berlusconi'ye daha ne kadar göz yumacak? Kimi zaman muhalefet lideri, kimi zaman da başbakan olarak bir şekilde bu adam, 15 yıldan beri halkı tarafından seçiliyor. İtalya ise giderek daha kötü bir ülke haline geliyor. Ekonomisi geriledi, yurtdışında da siyasi olarak ciddiye alınmıyor. İtalya içerdeki birliğini de yitirmiş durumda.”

Dresdner Neueste Nachrichten gazetesinde de yine İtalyan yargıçların verdiği kararla ilgili şu değerlendirme yer alıyor:

“İtalyan Anayasa Mahkemesi'nin Dokunulmazlık Yasası ile ilgili verdiği karar en nihayetinde bir noktaya daha açıklık getirdi: Ülkenin en zengin medya patronu da olsa, kimse yasalara karşı gelemez. Bu kararla birlikte aynı zamanda, Avrupa Birliği ülkelerinin ‘İtalya'da postmodern bir diktatörlük mü oluşuyor?” endişeleri de giderilmiş oldu. İtalyan siyasetinde bir mihenk taşı niteliği taşıyan Anayasa Mahkemesi'nin kararı, geçmişte yasalarla sorunları olan başbakanları zor bir duruma düşürecek. Bu da büyük bir olasılıkla kargaşaya neden olacak.”

Derleyen: Hülya Köylü

Editör: Murat Çelikkafa