1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

09.08.2010 - Alman basınından özetler

Bugünkü Alman gazetelerinde, Afganistan’daki gelişmeler, iklim değişikliğine işaret eden kuraklık ve seller, Meksika Körfezi’ndeki çevre felaketi ve ABD’nin ekonomi politikasını konu alan yorumlar öne çıkıyor.

default

Frankfurter Allgemeine Zeitung, Taliban’ın Afganistan’daki katliamları karşısında Alman Sol Partisi’nin takındığı tutumu eleştiriyor:

“Bundan böyle, Afganistan’daki kadın ve kız çocuklarının itaatkâr olmadıkları için katledilişine seyirci mi kalacağız? Yoksa, vicdanımızı rahatlatmak için ara sıra Taliban’ın eğitim kamplarını mı bombalayacağız? Taliban ile mücadeleden vazgeçersek ama Taliban bizi rahat bırakmaz ise ne olacak? Ya, Pakistan’a ve onun atom bombasına uzanmaya çalışırsa? Bu gibi sorulara en basit cevabı veren tek Alman partisi Sol Parti’dir. Partinin eş başkanı Lötzsch, yardım gönüllüleri, Alman askerleri ve Afganistan halkının selameti için Alman askerlerinin derhal geri çekilmesini istiyor. Saydığı bütün grupların selameti adına tek temennimiz, Sol Parti’nin muhalefette kalması olabilir.”

Augsburger Allgemeine gazetesi yabancı hekimlerin Taliban tarafından katledilmesini konu alan yorumunda şu görüşlerle yer veriyor:

“Menfur cinayetin hafifletilecek yanı olmasa da, cinayetin kurbanları son derece safça ve ihmalkâr davrandılar. Hrıstiyan yardım örgütünün elemanları sadece fakirlerin iyiliğini istedikleri ve onlara yardım ettikleri için başlarına bir şey gelmeyeceğini sandılar. Afganistan’ın ücra köşelerinde yaşayanlar onlara müteşekkirdi. Onlar asker değil, hekimdi. İyi niyetli idealistler böyle düşünür. Yardım gönüllüleri, insan sevgisine ve tanrıya güvenerek bütün yardım kuruluşlarının uymak zorunda olduğu güvenlik önlemlerine ihtiyaç duymamışlardı.”

Rusya’daki kavurucu sıcakları izleyen orman yangınları nükleer tesisleri ve başkent Moskova’yı tehdit ederken, Pakistan, Çin, Polonya, Çek Cumhuriyeti ve Doğu Almanya sellerle boğuşuyor. Nürnberger Nachrichten gazetesi, aşırı iklim hareketlerinin nedenlerini konu aldığı yorumunda, ‘ne ekersen, onu biçersin’ benzetmesini yapıyor:

"Âfet mi? En azından aşırı iklim hareketlerinin artması, âfet yakıştırmasının doğruluğuna şüphe düşürüyor. Uzmanlara göre, aşırı iklim şartlarının başlıca müsebbibi, insanoğlu. Geçenlerde Bonn’da yapılan iklim konferansında da somut ilerleme olmadı. Dünyanın en büyük reasürans şirketi, doğa felaketlerinin artmasını, iklim değişikliğinin ipucu olarak değerlendiriyor. Tanınmış meteoroloji uzmanları, derhal tedbir alınmadığı takdirde insanlığın başına çok daha büyük felaketlerin gelebileceğini söylüyorlar. Zaman akıp gidiyor, hava ısındıkça ısınıyor.”

Amerikan basını, BP şirketi hesabına Meksika Körfezi’nde petrol çıkaran ve nisan ayındaki patlamanın ardından denize milyonlarca litre petrol sızdıran "Deepwater Horizon" adlı petrol platformundaki bakım ve tamir çalışmaları yüzlerce kez ihmal edildiğini yazıyor. Stuttgarter Zeitung’un körfezdeki son durumu konu alan yorumunda şu satırları okuyoruz:

"Böylesine büyük bir risk karşısında, resmî makamlar ABD’de olduğu gibi, petrol şirketlerinin muhtemel kaza ve arızaları kendi teknik imkânlarıyla ortadan kaldırabileceğine güvenmemeli. Transocean adlı bir şirket, 2 bin 700 metre derinlikten petrol çıkarabilecek kapasitede olmakla övünüyor. Peki bu şirketin aynı derinlikteki petrol kuyusunu tamir edebilecek durumda olup olmadığını kim kontrol ediyor? Herkes dikkatli davrandığı için ‘kaza olmaz’ demek, ihmalkârlıkların en büyüğüdür."

Handelsblatt gazetesinin Amerikan ekonomik politikasını konu alan satırlarıyla basın özetlerine son veriyoruz:

"İki yıldır ülke ekonomisine milyarlar pompalayan Washington yönetimi, çaresiz ve öfkeli. Çaresiz, çünkü aklına ek teşvik paketleri hazırlamaktan başka bir şey gelmiyor. Öfkeli, çünkü kendini, batmaktan kurtardığı ekonomi kaptanları tarafından zor durumdayken ortada bırakılmış hissediyor. Barack Obama daha fazla sabır ve anlayış göstermeli. İktisat tarihi, krizlerin atlatılmasında zamana ihtiyaç olduğunu yazar. Kasımdaki Kongre seçimlerine kadar durum değişmeyecek. İki yıl sonraki başkanlık seçimlerine kadar ise köprülerin altından çok su akacak. Obama sonbaharda uğrayacağı yenilgiyi unutup geleceğe bakmalı ve öfkeyle savunmaya geçmek yerine, Amerikalılara umut ve cesaret aşılamaya çalışmalı.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Ahmet Günaltay

Editör: Ayhan Şimşek