1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

09.07.2012 - Avrupa basınından özetler

Euro krizinin gölgesindeki Fransız-Alman ilişkileri ve ABD’deki başkanlık mücadelesi bugünkü Avrupa basının ağırlıklı yorum konuları arasında yer alıyor.

İspanyol El Mundo gazetesi, Fransa ile Almanya arasındaki barışın 50. yıldönümü münasebetiyle yapılan liderler buluşmasını şöyle değerlendiriyor:

“Gösterişli Reims Katedrali Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ile Almanya Başbakanı Angela Merkel arasındaki buluşmaya 'set' oldu. Bundan tam 50 yıl önce Konrad Adenauer ile General Charles de Gaulle, üç kez savaşan Almanya ile Fransa arasındaki tarihî barışı tasdik etmişlerdi. Her iki ülkenin günümüzdeki liderleri ise seleflerinin ne karizmasına ne de siyasi ağırlığına sahipler. Onlar 20. yüzyıl tarihinin devleriydi. Merkel ve Hollande aralarındaki bütün görüş ayrılıklarına rağmen idealler yerine pratik konularda uzlaşmak mecburiyetindeler.”

Strasbourg’da yayımlanan Dernierres Nouvelles d'Alsace adlı Fransız gazetesi, Avrupa Birliği politikasında Berlin ve Paris yönetimleri arasında baş gösteren ayrılığa şu satırları ayırmış:

“Fransa Cumhurbaşkanı hafta sonunda verdiği bir mülakatta birtakım nüansları öne çıkarıp, öncelikle Fransa’nın egemenliğine vurgu yaptı. Almanya Başbakanı bir gün sonra ona cevap verdi ve para birliğinin daha fazla düzenlemecilikle güçlendirilmesini talep etti. Bu farklılık, son Avrupa Birliği zirvesini izleyen olumlu havanın dağıldığını gösteriyor. Angela Merkel, taviz vermiş gibi yapmakla Almanya’da başına iş açabilir. Alman Anayasa Mahkemesi, önümüzdeki günlerde çok sayıda milletvekilinin Avrupa İstikrar Mekanizması ve malî pakt aleyhinde açtığı davalara bakacak.”

Torino’da yayımlanan liberal İtalyan gazetesi La Stampa’nın yorumu "Euro Krizinde Kuzey Avrupalı Şahinlere Düşen Sorumluluk" başlığını taşıyor:

“Weimar sendromunun etkisiyle süper büyüme motoru haline gelen, bütçe disiplininden taviz vermeyen ve bütün bunları faiz baskısı olmadan yapabilen Almanya bütün Avrupa’ya hâkim. Almanya plan yapmayı, gerektiği takdirde de tek başınaymış gibi davranmayı seviyor. 4 kriz yılında yapılan 25 Avrupa Birliği zirvesinde 'kuzeyin şahinleri' sınıf birinciliği rolünü üstlenip, belayı atlatmaya çalışan Avrupa’yı önemli sorulara muhatap ettiler. Belki biraz abarttık. Ama Yunanistan 2009 yılında kurtarılsa, hesap bu kadar tuzlu olmaz ve çözüme ulaşmak bu kadar zahmet çektirmezdi.”

Hollanda’nın de Volkskrant gazetesi Avrupa’nın dirayet gösterebileceğini dile getirdiği yorumunda şu görüşleri savunuyor:

“Avrupa Birliği fikrini tutanlar kadar ona antipati duyanlar için de iki şık var: Ya Avrupa Birliği'ndeki bütünleşmeye derinlik kazandırılacak, ya da milli devlete dönülecek. Ama bir milletin, itidal ve ölçülü işbirliğini yeterli bulmaması durumunda ne yapılabilir? Birliğin her köşesinde çatlaklar belirmeye başladı. Finlandiya, Euro Bölgesi’ni terk etmek üzere. Almanya’da iktisatçılar birbirine giriyor. Ve savaş sonrasının Avrupa fikrinden şaşmama tabusu yıkılma emareleri gösteriyor. Ama siyasette her şeyin çaresi olduğunu tarih bize öğretiyor. Avrupalıya, tek boy elbisenin herkese uyacağı masalını anlatmak, onu teknokrasi tuzağına düşürmek demektir.”

İsveç gazetesi Dagens Nyheter, Amerikan başkanlık seçimleriyle ilgili yorumunda iki başkan adayının da doğruyu yapamayacağı görüşünü savunuyor:

“Anketlere göre Barack Obama kıl payı farkla önde. Çoğu Amerikalı yönetiminden memnun değil ama ona sempati duyuyor. Herkesin Obama hakkında söyleyebileceği bir şey var. Mitt Romney ise çoğunun umurunda bile değil. İki taraf da uzlaşmaya gönüllü görünmüyor. Bu yüzden ikisi de Amerikan ekonomisi için gerekli olanı yapabilecek durumda değil: Ekonomik büyüme hızını artırırken, borç stokunu da vergi zamlarıyla ve devletin imkânlarını zorlayan sosyal güvenlik harcamalarını kısarak azaltmak.”

©Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Ahmet Günaltay

Editör: Ercan Coşkun

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız